EdebiyatGenel Türk Tarihi

Göktürk Devrinden Önceki Türk Yazısının Varlığı

Bu makaleyi 7 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Elif Kara

 

Özet:

Türklerin kökeni çok eski zamanlara dayanmaktadır. Bu nedenle Türkçenin de başlangıç tarihi çok eskidir. Yazılı gelenek genel kabuller çerçevesinde VIII. yüzyıla yani Göktürkler devrine dayandırılmaktadır. Daha öncesi ise sözlü gelenek olarak bilinir. Lakin bu dönemden önce hiç mi yazı yoktur? Göktürk devrinden önceki yazının varlığını bu çalışmada değerlendireceğiz.

Giriş:

Türkler arasında yazının başlangıcı çok eskidir.[1] Türkçenin yaşı ulaşılabilen en eski delillere göre, milattan önce 2500-3000-3500 yıllarına kadar gitmektedir. Araştırmacılar; milattan önceki devire   “İlk Türkçe” adını vermişlerdir.  VI. yüzyıldan geriye doğru milat yıllarına kadar olan döneme ise “Ana Türkçe” adını vermişlerdir. İlk Türkçeden elimize hiç bir metin ulaşmamıştır.[2] Ana Türkçede ise en eski devirlerde haberleşme vasıtası olarak çentik tahtalar, oklar, damgalar kullanılmıştır. IV. yüzyılda Çin hiyerogliflerinin de Türkçe isimler ve unvanları ifade etmek üzere ara sıra kullanıldığı bilinmektedir.[3]

Türkler arasında ilk yazının temelini ise, Saka Türkleri oluşturmuştur. Saka Türklerinin Ön Asya seferleri sırasında, Ön Asya’nın yazılarından birini kullanmasıyla başlamıştır. VIII. yüzyılda bilinen ilk Türk yazısı olan Göktürk yazısı Sakalar devrinde Ön Asya’da oluşan yazının gelişmiş hâlidir.[1]      568 yılında İstemi Yabgu Bizans İmparatorluğuna İskit (Saka) yazısını kullanarak bir mektup yazmıştır.

Göktürklerden evvel Ak Hunların da yazılarının olduğu ve bu yazını Göktürk yazısına benzediği bilinmektedir.

Araştırmacı PROKOPİES, IV. yüzyılda Ogur boylarının kendi yazılarını kullanmakta olduğunu beyan etmiştir. Diğer bir araştırmacı PRİSKOS hatıralarında, V. yüzyılın ortalarında Hun (Hyung-nu) kâtiplerinin hazırladıkları metinleri farklı bir yazıyla Attila’ya okudukları bilgisi önemlidir. Bu düşünceleri destekleyen bir araştırmacı da F.ALTHEİM’dir.  F.ALTHEİM, Avrupa Hunlarının kendi yazıları olduğu, Göktürk yazısının devamı olduğunu ortaya koymuştur. [2]

Türk yazısıyla ilgili en çok bilgiye ulaştığımız yer Çin yıllıklarıdır. Çin yıllıklarında “-Uygurların ataları Kao-kü’ler Çince yazarlar fakat Hunca da yazarlardı. Klasikleri Hun diliyle okurlardı.”[5]ifadesi yer almıştır. Ayrıca yine yıllıklarda Uygurların milattan sonra V. yüzyılda Çin yazısından başka bir yazıları olduğu bilgisi çok mühimdir.

Bu devir de Hun yabgularının Çin sarayına mektuplar gönderdikleri bilinmektedir.[2]Özellikle; Motun(Mete-Bagatur) milattan önce II. yüzyılda Çin sarayına etkileyici bir üslupla mektuplar kaleme alındığı gözlemlenmiştir. Bu üslup Türkçenin olgunluk düzeyini gözler önüne sermiştir.[1] Milattan sonra IV. V. VI. yüzyılda Çin kaynaklarında Çinin kuzeyinde devlet kuran Türklere ait “Kaval Türküleri Tercümesi” yer alır. [6]  Bunun yanı sıra birkaç kelimeden ibaret Hun cümleleriyle “Hun Ağıdı Tercümesi” bulunmuştur. [4] Tanrı dağlarında milattan önce II. yüzyıla ait 5 harfli bir kitabe de bulunmuştur.[2]

Göktürklerden evvel adı duyulan en mühim yazılı eser, VI. yüzyılda Yenisey çevresinde yaşayan Kırgız Türklerinin Göktürk yazılarının gerek harf şekilleri, gerek mimarisi bakımından henüz kıvamını bulamamış iptidai halleriyle kazılmış Yenisey kitabeleridir. Yenisey kitabeleri bütün iptidailiğine rağmen Türkçe ile anlaşmış bir şekil ve yapıya sahiptir. Yazıların bu kıvama ulaşmış olması için uzun yıllar yazının işlenmiş olması gerekir. Yenisey çevresinde bulunan yazılar 51 tanedir. Göktürklerden evvel milli ve millileşmiş bir yazı kullandıkları gözlemlenmiştir.

Türklerin balbal dikme gelenekleri ve bu balballara yazılan yazılar da kesin ve kıymetli vesikalardır. [1]

Son olarak ise; Isık gölü civarında 1970’de açılan Esik Kurganında(Altın Elbiseli Adamın Mezarı) ele geçen bir gümüş çanak içinde Orhun alfabesiyle yazılmış iki satırlık kitabe bulunmuştur. Bu yazının tarihlendirilmesi IV. V.yüzyıllara tekâmül etmektedir.[2]

Bütün bu yazılı ürünler Türklerin yazıyı Göktürklerden de evvel kullandıklarını, yazının çok eski çağlara dayandığını ve Türkçenin zenginliğini gözler önüne sermiştir.

Ruşen Eşref Ünaydın’a  göre“-Türkçe atalarımızın dili, anadil, diller güzeli…” olarak tanımlamış, Türkçenin güzelliğini, zenginliğini, eskiliğini güzel bir üslupla bizlere sunmuştur.

Bu güzel anadilimize sahip çıkabilmemiz dileğiyle…

KAYNAKÇA: 

  1. Banarlı, Nihat Sami(1983). Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Cilt 1, İstanbul, Milli Eğitim Basımevi.
  2. Şentürk, Ahmet Atilla ve Kartal,  Ahmet(2018). Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul, Dergâh yayınları.
  3. Köprülü, Mehmet Fuat(1980). Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul, Ötüken Yayınları.
  4. Caferoğlu, Ahmet(1984). Türk Dilinin Tarihi, Cilt 1, İstanbul, Enderun Yayınları.
  5. . Kafesoğlu, İbrahim(1988). Türk Milli Kültürü, İstanbul, Ötüken Yayınları.
  6. Kocatürk, Vasfi Mahir(1964). Türk Edebiyatı Tarihi- Başlangıçtan Bugüne Kadar Türk Edebiyatının Tarihi Tahlili ve Tenkidi, Ankara, Edebiyat Yayınevi

Comment here