Genel Türk Tarihi

Eski Türklerde Şehrin Tekamülü

Bu makaleyi 22 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Mustafa Can Tiryaki

GİRİŞ

Eski Türkler hakkında yapılan araştırmalar Rus, Batılı ve Çinli tarihçiler tarafından başlatıldığından özellikle barbar sıfatına layık görülmüş ve bir medeniyetten uzak olduğu iddia edilmiştir. Ülkemizde yapılan araştırmalar da büyük çoğunlukla bu temayül üzerinden ilerlediğinden Eski Türk şehirleri konusunda hemen hiç çalışma yapılmadığı görülür. Birkaç müspet çalışma yapıldığı doğrudur lakin bunlar da Hint-Avrupalı teorisyenlerin “Soğd ve İran” kökenli Türk medeniyeti tezinin yansımaları olmuştur. Zeki Velidi Togan, İbrahim Kafesoğlu gibi Genel Türk Tarihi hocaları, bu konuda doğru fikirler sunsalar da ideolojik yaklaşımlar bu fikirlerin yayılmasının önünü kesmiştir. Bu yüzden de Türkler üzerinde yapılan araştırmalar onların bozkırlı, göçebe, konar-göçer olduğunu sürekli devam ettirmiştir. Türklerin içinde pek tabi olarak göçebe olanlar, konar göçer olanlar ve hatta avcı-toplayıcı olanlar vardır[1] Fakat bunlar haricinde şehirde yaşayan Türkler de vardır. Hayat ve kültürleri şehre göre gelişmiş ve dönüşmüştür.[2] Yukarıda da bahsedildiği gibi Türk şehrinin menşei hakkında farklı fikirler oluşmuştur ve dünya tarihçiliğinde en çok rağbet göreni Hint-Avrupalı akademisyenlerin “Türkler şehir kültürünü İranlılardan genel olarak ise Soğdlardan öğrenmiştir.” şeklinde özetlenebilecek fikirleridir.[3] Bunun dışında Türk medeniyetinin Çin medeniyetinin bir parçası olduğunu[4] veya şehir kültürünün İslamlaşma ile oluştuğunu iddia eden akademisyenler de bulunmaktadır. Günümüzde ise Türklerin şehir kültürü ile ilgili daha farklı araştırmalar yapılmaktadır. Özellikle Doğu Türkistan’ın ilk sakinlerinin Türk olduğuna dair çalışmalar[5] neticesinde Türk şehirciliği Hun öncesi devre kadar geriye getirilmiştir. Yazı, 2 bölümden oluşacaktır. İlk bölümde Hun, Göktürk ve Uygur şehirciliği, ikinci ise bölümde Müslüman Türk Şehirciliği anlatılacaktır.

A.İslamiyet Öncesi Türklerde Şehir

İslamiyet Öncesi Türkler’de şehir denilince akla gelen ilk coğrafya hiç şüphesiz Doğu Türkistan bölgesidir. Bu bölge Sakalar devrinden başlayarak[6] Türklerin egemenliği altındadır. Kimi zaman Çin’in veya diğer Asyalı halkların eline geçtiyse de çoğunlukla Türk yönetimi altındadır ve bir Türk bölgesidir. Çin kaynakları, Doğu Türkistan bölgesinin Hun hakimiyeti altında olduğunu belirtir. Bunun dışında Güney Sibirya bölgesinde Eski Türklere ait evler ve mimari yapılar da vardır. Lakin bunlar şehir hüviyetine sahip değillerdir.

A.a Hunlarda Şehir

Yukarıda bahsedildiği gibi Hunlar, Doğu Türkistan bölgesinin yöneticisi idiler. Batılı araştırmacılar, buraların Ki-ok dönemlerinde Hunların eline geçtiğini belirtse de[7] buranın adlandırılması -Hsi-yü (Batı Bölgeleri)- dahi Hunların idari taksimatının bir parçasıdır.[8] Dolayısıyla bu şehirler üzerinde Hunlar hükmetmiştir. Dolayısıyla bu şehirlerin halkı ve yöneticilerinin bir kısmı Hun’dur. Bu şehirlerin yapanların İran olduğunu belirten araştırmalar delil bakımından yetersizdir.[9] Hun devrindeki bazı büyük şehirler ise şunlardır

Yarkend, milattan önceki devirlerde 16 bin gibi büyük bir nüfusa sahip bir şehirdi. Çinliler tarafından Doğu Türkistan bölgesinde Hunların bir alternatifi olarak görülmüş ve yöneticisine “Şanyü” ünvanı verilmişti. [10] Hunlar tarafından birkaç kez alınmaya çalışıldıysa da tam olarak elinde tutamamışlardı. MS. 86 yılında şehir Çinlilerin eline geçti.

Kaşgar, yine milattan önceki devirlerde 18 bin nüfusa sahip idi. Adının Çince yazımı (Shu-le) Türkçe “sulu-sulak” anlamına gelmekte olduğu düşünülmektedir.[11] Bu şehir Uygurlar devrinde Ordu Kent olarak da adlandırılmıştır.[12] Bu şehir araştırmaların ışığında bir Türk şehridir.[13]

Bu iki büyük şehirden başka Turfan, Barköl, Karaşar, Hoten, Guzang [14]gibi şehirler örnek verilebilir. Hun dönemi şehirlerinin yapısı genel olarak benzerlik taşıyordu. Bu yapı daha sonra geliştiyse de ana hattını kaybetmemiştir. Dikdörtgen bir yapıda olan şehir, iç, dış ve bağlı şehir yani orduğ, balık ve kıy olarak üçe ayrılmıştır.[15] İç şehir hükümdar ve mahiyetine, dış şehir pazarların, zanaat merkezlerine, bağlı şehir ise tarım ve hayvancılık yapan köylülere ev sahipliği yapmaktaydı. Bu da Avrupa’daki tarzda olmasa da bir feodalite meydana getirmektedir. Şehir koruyan surlar ve bunlara yakın gözetleme kuleleri, okçu kuleleri vardır. Ayrıca çöl ortamının getirdiği susuzluk ve temizlenememe durumu gidermek için “karız” denilen su kanalları açmışlardır.[16]

A.b Göktürklerde (Göktürk- Türgiş- Hazar) ve Uygurlarda Şehir

Ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmalardan bazıları Göktürklerinin şehirlerinin olmadığını söylemek konusunda ihtiyatlı davranmadan hüküm vermişlerdir[17] Belki eldeki veriler ile Doğu Türkleri için bu sav şimdilik doğrudur[18] fakat Batı Türklerinin elinde en kötü ihtimalle Hunlardan kalma “Doğu Türkistan” vardır. Turfan, Kaşgar, Barköl gibi şehirler önce Batı Türklerinin ardından da Türgişlerin yurtları olmuşlardır. Bundan başka Batı Türkleri Batı Türkistan’ı da ele geçirmiş ve buradaki Soğd şehirlerine hükmetmeye başlamıştır. Bu şehirleri yönetmek için farklı siyasetler üretilmiştir. Örneğin, başına Türk bir vali atama, bölge yöneticisi ile uzlaşma, evlenme yoluyla akraba yapılma, bürokrasiye Türk yerleştirme ve en nihayetinde şehri Türkleştirme yolları uygulanmıştır.[19] Bahaeddin Ögel, Türk şehirleşmesinin Türgeşler devrinde olduğunu söylese de bölgenin Türgeşlerden önce de Göktürklerin elinde olduğunu, Göktürklerin o şehirleri kışın kullandığını belirtmiştir.[20] Yine de birkaç sayfa sonrasında Göktürklerin, Fergana bölgesinde prenslikler -yani şehir devletleri- kurduğunu da belirtiyordu.[21]

Doğu Türkistan bölgesinin Tarım Havzası olarak ifade edilen yeri, 7. yüzyılda Çin-Göktürk ve Tibet arasında büyük çekişmeye neden olmuştur.[22] Bilge Kağan’ın ölümü ile bu bölgedeki çatışmaları Batı Türkleri devralmıştır.

Hazarlar ise nispeten daha Batı’da kurulmuş bir devletti ve daha çok Bizans- Fars ve Araplar ile mücadele halindeydi. Ayrıca Anadolu, Avrasya ve Arabistan’a açılan ticaret yollarının bitiştiği yerde kurulmuştu. Bu şehirleşmenin din yoluyla mı yoksa ticaret yoluyla mı olduğu sorusuna ise makul olarak “her ikisi de” denilebilir. Çünkü Musevilik, dinin bir gereği olarak ticareti etkilemiştir. Ticaretin daha rahat yapılması ve tüccarın korunması amacıyla şehirler yapılmıştır. Hazar şehirlerine Berencer, İtil, Sarışgın ve Semender verilebilir.[23]

Uygurlar ise Türk tarihçiliğinde yanlış bir intiba ile yerleşik hayata geçmiş ilk Türkler olarak belirtilmektedir. Bunun yanlış olduğu ve Türklerin Hunlar zamanından beri yerleşik hayatta olduğu, en kötü ihtimalle Çin’de hanedan kuran Türklerin yerleştiği bilinmektedir.[24] Bununla birlikte Uygurlarda şehir hayatına geçiş Maniheizm ve Doğu Türkistan şehirlerini ele geçirilişi ile başlamıştır.[25] Moyen Çor “Soğdlulara ve Çinlilere Selenga’da Bay Balık’ın inşasını emretti”[26] kaydıyla anlaşıldığı üzere kayıtlarda geçen ilk Uygur şehirlerinden biri budur. Daha sonra Karabalgasun, Beşbalıg, Ordu Balıg gibi şehirler oluşturmuşlardır.

Göktürk ve Uygur dönemi şehirlerinde en büyük değişken İç kalenin yakınına kurulan ibadethanelerdir. Aslında bu ibadethanelerin hangi dönemde açıldığı tam olarak bilinmese de Ak Beşim[27] gibi örnekler üzerinden bu tanımlama yapılabilir. Şehir yine üç kısımdan oluşmuştur fakat orduğ, kendin ortasında değil de batısında bulunmaktadır. Ayrıca şehirde Türklere ait bir Budist tapınağı da bulunmuştur.[28] Ayrıca Uygurların Türkistan’da kurulan şehirlerin Mani ve Budist mabedleri üzerinde kontrol sağladığı ve bazı şehirlerde bizzat mabet inşa ettiği bilinmektedir.[29]

Ayrıca bu dönemlerde daha sonra oluşacak kervansaray kavramının prototipleri olan hanlar kurulmaya başlamıştır. Çin kaynaklarının bildirdiğine göre Çin- Uygur ittifakı ile Çin başkentinden Uygur topraklarına tam 60 adet han inşa edilmiştir.[30] Bu hanlar, İslami dönemindeki kervansaraylar ile bir olmasa dahi bir ticaret-koruma ağı olarak değerlidir. Bu yüzden de askeri değerinin yanında ticari değerinin de bulunması bunlar kervansarayın öncülü olarak görülebili

B.İslamiyet Döneminde Şehir

İslam’la birlikte Türklerin şehir hayatına geçtiği konusunda verilen hükümlerin yanlışlığı ortaya konulduktan sonra bir gerçeğe parmak basmak gerekir. En güzel ve gelişmiş Türk şehirleri, Karahanlılar ile oluşmaya başlamıştır.[31] Karahanlıların -yahut Hakanlıların- ve Samanilerin, daha sonra ise Oğuzların ve onlardan neşet eden Selçukluların kurdukları şehirler hep İslam etkisi içindedir. Burada bu şehirlere birkaç örnek vermek gerekirse Kaşgar, Turfan, Buhara, Semerkand gibi şehirler verilebilir. Özellikle Kaşgar, daha önce de belirtildiği gibi tarihin ilk devrelerinden itibaren bir Türk şehri idi. Hun devrinde varlığı bilinen şehir sonrasında Çin ve Tibet’in eline geçmiş, ardından Batı Türkleri şehri geri almışlardır.[32] Karahanlılar evvela Balasagun’u ardından da Kaşgar’ı başkentleri yapmışlar ve ihya etmişlerdir.

İslamiyet döneminde şehirlerin gelişimindeki en önemli özellik şehrin merkezindeki tapınağın camiye çevrilmesi veya dış şehre yeni bir cami yapılması yolu ile şehrin merkezinin kaydırılmasıdır.[33] Bu gelenek Kuteybe’nin Türkistan’a girmesiyle başlamış[34] ve devam etmiştir. Ayrıca yine bu dönemde Türkistan şehirleri türbe, medrese ve minarelerle dolmaya başlamıştır.[35]

Son olarak belirtilecek şey ise kervansaraylardır. Yukarıda bahsedildiği üzere kervansaraylar Türklerin Çin sınırlarına ve Doğu Türkistan’a kurdukları “hanlar” ile Arapların getirdiği “ribatın” bir terkibi idi. Daha Kuteybe zamanında başlayan ribat yapımları, Karahanlılar döneminde oldukça artmış ve Anadolu’ya bir kültür aracı olarak taşınmıştır. Ribatların da önceleri askeri karakol olarak kurulduğu, ardından ise tasavvuf yoluyla sosyal bir statü kazandığı bilinmektedir.[36] Kervansarayın şekli de ilk şehir modelinde olduğu gibi dikdörtgendir ve simetrik bir yapı ihtiva etmektedir. Tek kapılı olan bu kervansarayların bu şekilde yapılmasının sebebi güvenliktir. Bu tek kapı bir avluya açılmaktadır ve buradan da odalara geçilmektedir. Karahanlıların yaptırdığı bilinen ilk kervansaray, Ribat-ı Melik kervansarayıdır. Fakat tahmini bir tarihle ondan daha eski olan kervansaray Manakeldi kervansarayıdır.[37]

Manakeldi kervansarayının rekonstrüksiyonu[38]

SONUÇ

Eski Türklerde şehir, Hunlarla başlamış, Göktürkler ve Uygurlar döneminde “dini” nedenlerden dolayı gelişmiş ve İslami dönemde son şeklini almıştır. Bundan sonraki gelişmeler, Bizans ve Avrupa tesiri ile olacaktır. Şehirlerin ana yapısı ortaktır. Dikdörtgen veya kare yapı, kerpiçten binalar, üç kısımlı şehir yapısı (orduğ- kend- kıy) neredeyse bütün Türk şehirlerinde ortaktır. Yazıdan çıkartılacak diğer bir sonuç da Eski Türklerin tümüyle göçebe olmadığı ve en azından bir kısmın şehirde yaşadığıdır. Ayrıca Hunlardan beri Türkler şehir yönetiminden anlamışlar, valilik görevlerinde bulunmuşlardır. Onların bunu beceremeyeceğini veyahut şehirlerinin olmadığını iddia etmek büyük bir gaflettir. Ayrıca Türk şehirciliğinin tanıtılması üzerindeki en büyük sorun olan şehirle ilgili Türkçe kavramların çalışılmaması, akademimizin en büyük eksikliklerindendir. Bu konuda yapılacak araştırmalarla Türk şehirciliği konusu daha da aydınlanacaktır.

[1] Türklerin coğrafyaya göre farklı yaşam biçimlerine ayrılmasına dair bkz: Kürşat Yıldırım, “Eski Türk Tarihinin Mekânı Üzerine-II: Bozkır”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, 353, s. 19-25; Yıldırım, “Eski Türk Tarihinin Mekânı Üzerine- III: Orman”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, 354, s. 44-49

[2] Yıldırım, “Eski Türk Tarihinin Mekanı Üzerine-I: Şehir.” Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, 352, 2016, s.22

[3] Bu fikir, Türkistan’ın en eski dönemlerde bir Hint-Avrupalı toprağı olduğu tezinden hareketle sürülmüştür. Dipnottaki tez için bkz: A. K, Narain, “İç Asya’da Hint-Avrupalılar”, Erken İç Asya Tarihi, ed. Denis Sinor, çev. Levent Köker, İstanbul, İletişim, 2019, s.209-245

[4] Teoman Duralı, Omurgasızlaştırılmış Türklük, İstanbul, Dergah, 2018, s. 23-24

[5] Doğu Türkistan’ın ilk sakinleri hakkındaki tartışma için bkz: Yıldırım “Doğu Türkistan ve İlk Sâkinleri”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi , cilt.12/1, 195-214

[6] Sakaların bir Türk devleti olduğuna dair araştırmalar için bkz: A. Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür, 2018, s. 49-52; Zaur Hasanov, Çar İskitler, çev. İlyas Topsakal, İstanbul, TDAV, 2009

[7] Peter B. Golden, Dünya Tarihinde Orta Asya, çev. Yahya Kemal Taştan, İstanbul, Ötüken, 2018, s.56

[8] Yıldırım, Çin Kaynaklarında Türkistan Şehirleri, İstanbul, Ötüken, 2013, s.30

[9] bkz. dipnot 5

[10] Yıldırım, a.g.e, s.52

[11] a.g.e, s.59

[12] Konuralp Ercilasun, Tarihin Derinliklerinden 19. Yüzyıla Kaşgar, Ankara, TTK, 2013, s.15

[13] Togan, a.g.e, s.661

[14] bkz: Yıldırım, “Hunların Gansu Koridoru’ndaki Guzang 姑 臧 Şehri Üzerine Bazı Notlar,” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi , 61-69, 2016

[15] bkz: Emel Esin, “Orduğ (Başlangıçtan Selçuklula­ra Türk Hakan Şehri)”, DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, VII/10-11, 1968, s.135-215

[16] Yıldırım, Doğu Türkistan’ın Tarihi Coğrafyası, İstanbul, Ötüken, 2016, s.86-88

[17] bkz: Sencer Divitçioğlu, Orta Asya Türk İmparatorluğu, İstanbul, Alfa, 2016, s.243

[18] Yine de Göktürk kitabelerinde ve Çin kaynaklarında Göktürk hakanları için geçen “ev” ve “bark” sözlerinin bir çadırı mı yoksa bir evi mi çağrıştırdığı hakkında incelemeler vardır. Göktürklerin iskan edilmiş yerleri olduğuna dair bkz: İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, İstanbul, Ötüken, 2000, s.322

[19] Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul, TDAV, 2001, s.149-152

[20] a.g.e, s.138

[21] a.g.e, s.145-146

[22] Ercilasun, a.g.e, s. 22

[23] Kafesoğlu, a.g.e, s.171

[24] İlk Çin hanedanlıklarından Chou’nun ve Wei Hanedanı’nın Türklüğü için bkz: a.g.e, s.90-94

[25] Ögel, a.g.e, s.189

[26] Golden, Türk Halkları Tarihine Giriş, çev. Osman Karatay, İstanbul, Ötüken, 2018, s.171

[27] Ak Beşim şehrinin Balasagun şehri olduğuna dair bkz:Togan, “Balasagun”, İA, C2, s.269-272

[28] Mustafa Cezar, Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür, 1977, s.33

[29] Ögel, a.g.e, s.189

[30] Cezar, a.g.e, s.173

[31] Ömer Soner Hunkan, İpek Yolu’nun Muhafızları, İstanbul, Bilge Kültür-Sanat, 2019, s.56

[32] Kaşgar Tarihi için bkz: Ercilasun, a.g.e

[33] Cezar, s.93

[34] Zekeriya Kitapçı, Orta Asya’da İslamiyet’in Yayılışı ve Türkler, Konya, 1994, s.178

[35] Örneğin bkz: Cezar, s.99-168

[36] Cezar, s.172

[37] Cezar, s.185

[38] Cezar, s.186

 

KAYNAKÇA

BARTHOLD V. V, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, çev. Hakkı Dursun Yıldız, İstanbul, Kronik, 2017

BARTHOLD, Orta Asya Tarih Ve Uygarlık, çev. Ahsen Batur, İstanbul, Selenge, 2014

BARTHOLD, Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler, Ankara, Kültür Yay, 1975

CEZAR Mustafa, Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür, 1977

DİVİTÇİOĞLU Sencer, Orta Asya Türk İmparatorluğu, İstanbul, Alfa, 2016

DURALI Teoman, Omurgasızlaştırılmış Türklük, İstanbul, Dergah, 2018

ERCİLASUN Konuralp, Tarihin Derinliklerinden 19. Yüzyıla Kaşgar, Ankara, TTK, 2013

ESİN Emel, “Orduğ (Başlangıçtan Selçuklula­ra Türk Hakan Şehri)”, DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, VII/10-11, 1968, s.135-215

GOLDEN Peter B., Dünya Tarihinde Orta Asya, çev. Yahya Kemal Taştan, İstanbul, Ötüken, 2018

GOLDEN, Türk Halkları Tarihine Giriş, çev. Osman Karatay, İstanbul, Ötüken, 2018

HASANOV Zaur, Çar İskitler, çev. İlyas Topsakal, İstanbul, TDAV

HUNKAN Ömer Soner, İpek Yolu’nun Muhafızları, İstanbul, Bilge Kültür-Sanat, 2019

KAFESOĞLU İbrahim, Türk Milli Kültürü, İstanbul, Ötüken, 2000

KİTAPÇI Zekeriya, Orta Asya’da İslamiyet’in Yayılışı ve Türkler, Konya, 1994

NARAİN A. K, “İç Asya’da Hint-Avrupalılar”, Erken İç Asya Tarihi, ed. Denis Sinor, çev. Levent Köker, İstanbul, İletişim, 2019

ÖGEL Bahaeddin, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul, TDAV, 2001

SÜMER Faruk, Eski Türklerde Şehircilik, Ankara, TTK, 2019

TOGAN A. Zeki Velidi , “Balasagun”, İA, C2, s.269-272

TOGAN, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür, 2018

YILDIRIM Kürşat, Çin Kaynaklarında Türkistan Şehirleri, İstanbul, Ötüken, 2013

YILDIRIM, Doğu Türkistan’ın Tarihi Coğrafyası, İstanbul, Ötüken, 2016

YILDIRIM “Doğu Türkistan ve İlk Sâkinleri”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi , cilt.12/1, 195-214

YILDIRIM, “Eski Türk Tarihinin Mekanı Üzerine-I: Şehir.” Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, 352, 2016

YILDIRIM, “Eski Türk Tarihinin Mekânı Üzerine-II: Bozkır”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, 353, s. 19-25

YILDIRIM, “Eski Türk Tarihinin Mekânı Üzerine- III: Orman”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, 354, s. 44-49

YILDIRIM, “Hunların Gansu Koridoru’ndaki Guzang 姑 臧 Şehri Üzerine Bazı Notlar,” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi , 61-69, 2016

Comment here