Genel Türk Tarihi

Eski Türklerde Ölüm -IV

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Abdulsamet Dalkıran

Ağıt Varyasyonları

Türk Tarihinde söylenen ağıtlar sadece ölümün ardından mı söylenmiştir yoksa bağımsızlık kaybedildiğinde de söylenmiş midir? Bu sorulara cevap arayacağız ve ilk olarak tarihin ilk sagusu olan Alp-er Tunga sagusundan sonra Orhun Abidelerinden örnek vererek bu iki serzenişi kıyaslayacağız. Alp-er Tunga veya Afrasiyab sagusuna DLT’de rastlıyoruz.

Alp Er Tonğa öldi mü

Isız ajun kaldı mu

Ödhlek öçin aldı mu

Emdi yürek yırtılur (Mahmud Kaşgari, a.g.e. C.I, s.41)

Mahmud Kaşgari’nin yazdığı bu ağıt, ölen bir kişi’nin arkasından söylenmiş acı sözlerdir. Bizce Orhun Abidelerinde geçen “Çin milletine beylik erkek evladı kul oldu, hanımlık kızın cariye oldu” ( Ergin, Muharrem, a.g.e. s. 43) “Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan kağanına hata ettin, kötü hale soktun. Silahlı nereden gelip dağıtarak gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüp gönderdi? Mukaddes Ötüken ormanının milleti, gittin! Doğuya gittin, Batıya gittin, kanın nehir gibi koştu, kemiklerin dağ gibi yattı. Bilmemenden dolayı, kötülüğün yüzünden amcam kağan uçup gitti.” (Ergin, Muharrem, a.g.e. s.73) Sözleri bir ağıt niteliğindedir. Çünkü bu iki sözde milletin bağımsızlığının yok olmasından dolayı duyulan acı dile getirilerek bir uyarı yapılmıştır. Dedem Korkut’ta geçen Bamsı Beyrek Boyu’nda, Beyreğ’in ölümü üzerine anası şöyle bir ağıt yakmıştır;

 

Göz açıp gördüğüm Gönül ile sevdiğim

Bir yasdıkta baş koduğum,

Yolunda öldüğüm,

Kurban olduğum

 

Vay Kazan Bey’in ınağı! Vay soylu Oğuz’un imrencesi Beyrek (Gökyay, Orhan Şaik, a.g.e. s.90)

 

Buradaki ağıt yine biri’nin ölümünün ardından yakılmış olup Alp-er Tunga ağıtıyla aynı mahiyettedir. 1552 yılında Rusların Çar IV.İvan devrinde Kazan’ı işgal etmesi üzerine Kazan Meliki Süyün-Bike son kez kocası Safagerey Han’ın mezarına gider ve orada söylediği “Hatununun sabrından başka dindekiler istifade etmesinler! Kaygılarımı kime devredeyim? Oğlum ise gençtir, babam da uzakta, sen bana cevap vermiyorsun. Katı gönüllü askerler beni tutup almak için hazır duruyorlar. Şimdiye kadar ben bir kraliçe idim, şimdi ise kaygı dolu fakir bir cariye olacağım.” (Kurat, Akdes Nimet, IV-XIII.Yüzyıllarda Karadenizin Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara 1972, s. 184) Sözde dikkat çeken nokta Orhon abidesinde geçen hanımlık kızın cariye oldu sözü ile burada geçen ben şimdiye kadar kraliçeydim fakat şimdi bir cariye olacağım cümlesi aynı mahiyettedir. İki yakarış’ın sebebi bağımsızlığın yok olması olmuştur. Biz burada Türk Tarihi’nin çeşitli zamanlarından söylenen yakarışların benzer yanlarını ele almaya çalıştık fakat ağıt ile ilgili detaylı incelemeyi halk bilimcilerine bırakacağız.

 

Eski Türklerde Ahiret İnancının Delilleri; Kurgan Buluntuları

Ahiret sözcüğü Arapça kökenli olup öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrıya hesap vereceği yer, öteki dünya anlamına gelir.42 Türkler, Müslüman olmadan önce bu kelime yerine mengü acun (sonsuz dünya) sözcüğünü kullanıyordu.

Eski Türkler, bu anlayıştan dolayı mezarlarının (kurganlarının) içine, ölümlü (ölüglü) dünyada yaşarken kullandıkları eşyaları da gömmüştür. Bunlar; ölen kişinin ahret yolculuğunda ona yoldaş olacak, onu cennete (uçmağ) götürecekti. At, Türklerin gündelik hayatlarında uzak diyarlara gitmesini, savaşlarda üstünlük kurmalarını sağlamıştır. Türkler, daha küçücük yaşlarında bile ata binmeyi, onu kullanmayı öğrenmeye başlarlar. Nitekim, at hayvanı hayatının her anında onunla birlikte olur. Onun üzerinde savaşır, onun üzerinde uyur ve onun üzerinde ölürdü. Kurban edilecek yani ölünün yanına gömülecek atın kulakları kesilir, bu atın aygır yani erkek cinsi olması da gerekirdi.43 Ayrıca yine matem zamanlarında yani yoğ törenlerinde atların, kuyruk ve yeleleri kesilirdi. Türkler, ilk devirlerden itibaren savaş sırasında savaş aletlerini çok iyi kullanan bir millet olmuştur. Bu sebepledir ki demircilik konusunda o devirlerin en ileri teknolojisine sahiptiler. Günlük hayatlarında kılıç, hançer döverler, ağaçların dallarından ve hayvanların kürklerinden yay yaparlardı. Göktürkler dönemine ait olduğu düşünülen Altay dağlarındaki Kudirge Kurganı’nda yapılan kazılar sonucunda uzun ve eğri bir kılıca rastlanılır.44

Eski Türk İnancına göre ölen kişi mengü dünyada kılıcıyla beraber kötü ruhlara ve düşmanlarına karşı savaşmaya devam edecektir. Pazırık Kurganı’nda ise günlük hayatta kullanılan, kaftan ve çeşitli süs eşyaları bulunmuştur.45 Bunun sebebi bizce, ölüglü acun (ölümlü dünya)’da giydikleri, kullandıkları eşyaları menggü acun (sonsuz dünya)’da kullanacak olmalarıdır. Yani ölseler bile yaşamlarının devam edeceğine inanmalarıdır. İlk olarak Göktürkler’de sonra Kumanlar’da ve İbn-i Fadlan’ın ifadesine göre Oğuzlar da görülen ölen kişi zengin ise mezarının yanına bir çukur daha açılır ve buraya ölen kişinin eşi veya hizmetçisi gömülürdü. Bunun sebebi yine yukarıda belirttiğimiz ahiret inancından kaynaklansa gerektir. Çünkü ikinci açılan çukura gömülecek kişi sonsuz dünyada hizmetine devam edecektir.

 

Sonuç

Eski Türklerin dini inanışları çerçevesinde evren anlayışı ve çeşitli ölüm inançları olmuştur. Bu yazımızda da belirtmeye çalıştığımız gibi Türk Tarihi’nin hangi zamanı olursa olsun, gerek cenaze merasimlerinin uygulanışı, gerek ölüm anlayışı gerek ise ağıt yakma şekilleri bazı küçük farklılıklar içermekle beraber genel itibariyle aynı olmuştur.

 

39 Esin, age, s.253

40 Ergin, age, s.49

41 Kafesoğlu, age, s.291

42 TDK Türkçe Sözlük, TTK Basımevi, Ankara, 1998, C. I, s.49

43 Bahaeddin Ögel, İslamiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi, TTK Yayınları, Ankara, 2014, s.69

44 Ögel, age. s.163.

45 Ögel, age. s.6

 

 

KAYNAKÇA

BARTHOLD, W., Türklerde ve Moğollarda Defin Merasimi, Belleten s.43

 

ESİN, Emel, İslamiyet’ten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giriş, İstanbul, 1978

ESİN, Emel, Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu, Kabalcı Yayınevi, 2006

ERGİN, Muharrem, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, 2017 GÖKYAY, Orhan Şaik, Dede Korkut Hikayeleri, Kabalcı Yayıncılık, 2013

GÜNGÖR, Harun, Eski Türklerde Din ve Düşünce, Türkler Ansiklopedisi, c. III, s.261-282 HACİB, Yusuf Has, Kutadgu Bilig, İş Bankası Yayınları 2017 çev. Ayşegül Çakan

İNAN, Abdülkadir, II. Türk Tarih Kongresi

 

KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 2016

 

KARAMÜRSEL, Alim, Türklerde Mezar Geleneği, Türkler Ansiklopedisi, c. III, s.76-79.

 

KOCASAVAŞ, YILDIZ, Eski Türklerde Yas ve Ölü Gömme Adetleri, Türkler Ansiklopedisi, c. III, s.67-75.

 

MAHMUD, Kaşgari, Divan-ı Lügat-it Türk, TDK Yayınları, çev. R. Rahmeti Arat.

 

MUZİO, Ciro Lo, Erken Dönem Türklerinde Defin İşlemleri, Türkler Ansiklopedisi, c. III, s. 76-79.

 

ORKUN, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, Ankara 1994.

 

ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi, TTK Yayınları, Ankara 2014 c. I-II.

 

ÖGEL, Bahaeddin, İslamiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi, TTK Yayınları, Ankara 2014. ŞEŞEN, Ramazan, İbn-i Fadlan Seyahatnamesi, Yeditepe Yayınları 2016

Comment here