Genel Türk TarihiYağmur Avşar

Eski Türklerde Bayramlar

Bu makaleyi 7 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Yağmur Avşar*

Eski Türk halkları Müslüman olmadan önce gerek dinî gerek millî birçok bayram kutluyorlardı. Ramazan bayramına hazırlık yaptığımız bu günlerde eski Türklerin bayramlarından bahsetmek istedim.

İlk olarak bayram kelimesini incelemek gerekir. İlk defa Dîvânü Lugati’t Türk’te Bedhrem şeklinde geçen kelime ”Bayram, halk arasında gülme ve sevinme” olarak anlamlandırılmıştır. Oğuzlar bayram gününe Beyrem derlerdi[1]. Anlaşılacağı üzere bedhrem kelimesi zamanla beyrem sonra da bayram şekline dönüşmüş olmalıdır.

Türkler, Hunlardan itibaren bayram türünde törenler yapmaktaydı. Yılın ilk ayında boy beyleri toplanarak sarayda bir bayram kutluyorlardı. Yılın beşinci ayında ise Lung-ch’eng denilen yerde toplanıp ata ruhlarını andıkları bir bayram kutluyorlardı. Bu bayramda aynı zamanda gök ve yer için de ibadet ediyorlardı. Bir diğer bayram ise sonbaharda Tai-lin’de yapılıyordu. Bu bayramda diğer yandan nüfus sayımı yapılarak vergi de toplanmaktaydı. Çin yıllıklarına bu toplantılar ejderha festivali olarak geçmiştir[2].

Çin kaynaklarına göre Göktürkler her yıl büyük bir bayram yapıyorlardı. Bu büyük bayram beşinci ayın ikinci yarısında Gök Tanrı ve Kara Tanrı’ya kurban kesilmesi ile başlardı. Kurban töreninde sonra özellikle kızlar ayak topu denilen bir oyun oynardı. İnsanlar kısrak kımızı içerek, şarkılar söyleyerek bayramlarını kutlardı[3]. Bu bayramlarda at yarışları yapılırdı[4]. Hunların bayramlarda at yarışları yapması ve şarkılar söylemesi Göktürklerde de aynı şekilde devam etmiştir[5].

Uygurlar Ötüken’de bulundukları sırada ataları gibi beşinci ayda Bahar bayramını kutluyorlardı. Bunun dışında ilkbaharda dokuz mayısta hayvanların otlatmaya çıkarıldığı Örüs Sara denilen bayramı kutluyorlardı[6]. Uygurlar da yerleşik hayata geçtikten sonra beş grup bir araya gelerek Gök’e kurban vermişlerdir ve bugünü bayram olarak kutlamışlardır. Atlar kurban edildikten sonra şarkılar söylenirdi[7]. Uygurlar üçüncü ayın dokuzuncu günü Han-shıh adı verilen bir bayram kutluyorlardı. Bu festivale soğuk yemek festivali de denmiştir. Bu bayramda evin içindeki ve dışındaki bütün ateşler söndürülür ve bir gün boyunca yeni bir ateş yakılmazdı. Önceden hazırlanmış olan soğuk yemekler yenirdi. Yaz ve kış dönemlerinde She ve Tung-chıh isimli bayramlar da kutlanıyordu. She bayramı 21 Haziran’da toprak için kurban verilerek kutlanıyordu. Tung-chıh ise 21 Aralık’ta kutlanırdı. Bu bayram She bayramından daha coşkulu kutlanıyordu[8].

10. yüzyıla gelindiğinde ise Oğuzların kutladıkları bayram dikkat çekmektedir. Oğuzlar bir seferden dönerken Mart ayının son günlerinde Bağımsız Gün bayramı kutluyorlardı. Bu günde büyük bir ateşin içine bir parça demir atıp, bu demiri örsün üzerinde döverlerdi. Bu sayede yer-su ruhunu memnun etmeyi amaçlarken soğuğu da uzaklaştırdıklarına inanıyorlardı[9].

Fadlan’ın aktardığına göre Kırgızlar ise senede üç defa bayram yapıyorlardı[10]. Karlukların ise sadece ipekli elbise giydikleri bir bayramları vardır. Bu bayramda ipekli elbise giyemeyen insanlar kıyafetlerinin bir kenarına ipek yamayarak bu âdeti yerine getirmiş olurdu[11].

Başkırt Türkleri arasında ilkbaharda Karga Toy adı verilen bir bayram yapılmaktadır. Kargalara darı ve süt koydukları bu bayrama sadece kadınlar iştirak ederdi[12]. Yakut Türkleri de Başkırt Türkleri gibi ilkbahar ve sonbaharda saçı bayramı yapardı. İlkbaharda yaptıkları bayram mayısın sonunda ya da haziran ayında yapılırdı. Dokuz gün süren bu bayrama Ay ve Güneş Bayramı denirdi. Sonbaharda yapılan bayram ise kötü ruhlardan korunmak için yapılırdı[13].

Eski Türk halkları arasında kutlanan bayramların birçoğu Hunlardan itibaren yılın belli zamanlarında düzenli olarak kutlandığı anlaşılmaktadır. Bu durum bayramların şenlik ve festivalden çok dinî bir misyon ile kutlandığını göstermektedir. Nitekim gök ve yer ruhlarını memnun etmek amacıyla kutlanan bayramlar vardır.

Bayramınız kutlu olsun J.

* yagmuravsar@gmail.com

[1] Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, Çev: Besim Atalay, C. III, TDK Yayınları, Ankara, 1985, s. 484.

[2] Özkan İzgi, ”Hunlar, Göktürkler ve Uygurlarda Geleneksel Festival ve Eğlenceler”, Tarih Dergisi, S. 31, 1997, s. 30.

[3] Wolfram Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları: Bir Kaynak Kitabı, Çev: Nimet Ulutuğ, TTK Yayınları, Ankara, 1942, s. 87.

[4] Eberhard, a.g.e., s. 76.

[5] İzgi, a.g.m., s. 32.

[6] İzgi, a.g.e., s. 33.

[7] Eberhard, a.g.e., s. 73.

[8] İzgi, a.g.e., s. 34-35.

[9] Salim Koca, ”Eski Türklerde Bayram ve Festivaller”, Türkler, III, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, s. 53.

[10] Ramzan Şeşen, İbn Fadlan Seyahatnamesi ve Ekleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2010, s. 66.

[11] Şeşen, a.g.e., s. 67.

[12] Abdülkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm, TTK Yayınları, Ankara, 1986, s. 97.

[13] İnan, a.g.e., s. 102.

Comment here