Genel Türk Tarihi

Eski Türklerde Avcılık

Bu makaleyi 18 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Mustafa Can Tiryaki

GİRİŞ

Atın ehlileştirilmesi ile bozkıra doğru ilerleyene dek Sibirya ormanları ve civarında avcı-toplayıcı (tüketici) bir hayat süren ve buna göre yaşamlarını idame ettiren eski halklar (Khazanov, 2015, s. 181) muhakkak ki bu bozkır yaşamına girdiklerinde de eski yaşamlarında ana geçim kaynakları olan avcılığı bir kenara bırakamayacaklardır. Bunun birkaç sebebi vardır. Öncelikle hayvancılık ve hayvan beslemek büyük riskler barındıran bir yoldur. Nitekim 627 yılında Göktürk devletinin yıkılma nedenlerinden biri de hayvanların otlatılması için otlak bulunamaması ve dönemin iklim açısından zorlu geçmesiydi. (Taşağıl, Gök-Türkler I-II-III, 2018, s. 98) Hatta Çinliler, bu kıtlıkla birlikte Göktürklerin yıkılacağını dahi öngörmüşlerdi. Yine aynı kıtlık Göktürklerin ikinci geçim kaynağı olan tarım ürünlerini de mahvetmişti. (Taşağıl, 2018, s. 100) Tüm bu olanlar gösteriyor ki Türklerin bozkır coğrafyasında hayvancılık ve tarımdan başka bir alternatifleri olmalıydı. Ayrıca savaşlarda iaşe sorunu da ortadan kaldırılmalıydı. Bunların tümünü sağlayabilecek o alternatif aslında Türklerin yaşamları boyunca kullandığı ve kültürlerine de kattıkları avcılıktı. Burada hemen belirtmemiz gerekiyor ki o dönem avcılık, günümüzde veya yakın tarihteki örnekler gibi spor amaçlı değildi. Bunların amacı halkın ayakta kalması ve yerel ticaret yapmasıydı. Avcılığı, faydalarına göre askeri ve iktisadi olarak ikiye ayırabiliriz. Biz, ilk bölümde iktisadi, ikinci bölümde ise askeri faydalarını inceleyeceğiz. Son bölümde ise avcılığın eğlence amaçlı olmadığını açıklamaya çalışacağız.

  1. İKTİSADİ OLARAK AVCILIK

Girişte de belirttiğimiz gibi Türklerde ekonomide bir “alt-kaynak” görevi gören avcılık, mekanın ve zamanın şartlarına göre, kimi zaman ikinci kimi zaman ise üçüncü ekonomi halini almıştır. Özellikle kuzey bozkırlarına çıkıldıkça avcılık, tarımın ve yer yer ticaretin yerine geçen bir hal almış, güneyde ise tarımın gerisinde, ancak mecbur kalındıkça yapılan bir durum haline gelmiştir. (Eberhard, 1942, s. 94)[1] Ayrıca iktisadi olarak avcılık da kendi içinde iki konuda incelenebilir. Birincisi yiyecek temini konusudur ki kaynaklar bundan bolca bahseder. Diğeri ise giyim kuşam ve ticaret konusudur. Daha doğrusu avın etinden değil, kürkünden faydalanmaktır.

A.a Besin Kaynağı olarak Av

Çin kaynaklarından tutun da Orhun kitabelerine kadar neredeyse bütün kaynaklar, nedenleri muhtelif de olsa eski Türklerin av yaptıklarını kaydetmişlerdir. Özellikle Tonyukuk Yazıtında geçen “keyik yiyü tabışgan yeyü olurur ertimiz; budun bogazı tok erti,” (Orkun, 1986)[2] cümleleri, devleti yeni kurmuş İlteriş Kağan’ın avcılık ile geçimi sağladığını anlatıyor. Yine Çin kaynakları, Çin hükümdarı Tao-tzu’nun Gaoche’leri av şenliklerine kattırdığı ve onlara geyik bahçesi yaptırdığını belirtiyor. (Ögel, 1948, s. 814).[3] Bu geyik bahçesinin alelade bir alan olmasından ziyade Türklerin geçimini sağlaması amacıyla yaptırıldığını düşünebiliriz. Göktürkler, İşbara Döneminde avlanmak için Çin hükümdarından izin almışlardı. (Divitçioğlu, 2016, s. 233) Göktürklerin fetret döneminde (685) onların topraklarında yaşayan Oğuzlar, kuraklık yüzünden fare ve bitki yumrusu yiyerek beslenmek zorunda kalmışlardı. (Divitçioğlu, 2016, s. 261) Türklükleri tartışılsa da göçebe olmaları konusunda hemfikir olduğumuz Wu-sunlar, Çin kaynaklarına göre hayvancılık ve avcılık ile uğraşıyor, tarım yapmıyordu. (Taşağıl, Eski Türk Boyları, 2017) Ayrıca hemen hemen bütün Töles boylarının da samur ve geyiği (bazen de fareyi) avladığı kaydedilmiştir. (Taşağıl, 2017) Tüm bu belgeler göstermektedir ki Türkler avlarını birer besin maddesi olarak kullanmaktaydılar.

A.b Ticaret Ürünü olarak Av

Fakat av sadece besin maddesi olsun diye yapılmaz. Kürk, diş, kuyruk, deri gibi değerli malzemeleri meta olarak kullanmak için de av yapılır. Türk tarihinde özellikle Sibirya bölgesindeki insanlar ve devletler, varlıklarını işte bu ticarete borçludurlar. Özellikle Kıpçakların önemli bir ticaret metası olan kürkler, bu avlar yoluyla sağlanmaktadır. (Gökbel, 2004, s. 183) Yine Kırgızların ipek alarak yerine bir madde verdiğini biliyoruz. At, tabi ki takasın en önemli halkası fakat kürkleri de çok fazla kullandıkları bilinen Kırgızların (Eberhard, 1942, s. 68) bunları da sattığı öne sürülebilir.[4] Yine Kırgız ve Ting-Linglerin haraç olarak fare derisi verdikleri bilinmektedir. (Eberhard, 1942, s. 69-71) Pei-Şu da Türklerin (T’u-küe) baş uğraşlarının hayvancılık ve avcılık olduğunu söylüyordu. Hatta kıyafetlerini de bu hayvanların derisinden ya da kürkünden yapıyorlardı. (Mau-tsai, 2019, s. 20) Yine Hunlarla ilgili Çin kayıtlarında onların ekonomisinin büyük oranda hayvancılık ve avcılığa bağlı olduğundan hatta küçük çocuklarda doğuştan gelen yetenek olduğundan bahseder. (Vasary, 2016, s. 53)

Bozkır coğrafyasından biraz daha yukarılara çıktığımızda yani Sibirya’ya doğru ilerlediğimizde se durum bambaşka bir hal alır. Buranın ana ticaret maddesi olan kürk, avcılık sayesinde bulunmaktadır. En eski dönemlerden beri buralarda avcılık bir hayat tarzı olarak varlığını sürdürmüştür. Yine aynı dönemlerden beri buradan geçen “Kürk Yolu” ticaretin iki ana damarından birini oluşturmuştur. (Vasary, 2016, s. 32)

  1. ASKERİ OLARAK AVCILIK

Türkler, hayatlarının gereği olarak savaşçı yetişiyorlardı. Özellikle geçim kaynakları, onları küçük yaştan itibaren savaşmayı öğrenmeye ve gerektiğinde ticareti korumaları için saldırmaya itiyordu.[5] Çin toprakları üzerine yürüyen Türkler, onlardan bazen ipeği “zorla” alıyorlardı.[6] Karşılığında da üretim fazlası atlarını veriyorlardı. Tüm bu askeri faaliyetler hem orduyu sürekli dinç tutmayı hem de iaşeyi gerektirdiğinden avcılık, bu iki meseleyi halletmek için en muteber yoldu. Türkler, küçük yaşlardan itibaren avcılık yapıyorlardı ve bunun sonucu olarak da güçlüydüler (yukarıya bkz.) Ayrıca halk savaşlardan evvel ava çıkıyor ve savaş için iaşe sağlıyordu. (Gumilev, 2007, s. 96) Yukarıda verdiğimiz örneklerdeki gibi Türk ordusu, bazen sayıları binlerce olabiliyordu, sürek avına çıkardı. Bu avların eğlence için olmadığını bir sonraki konuda inceleyeceğiz.

  1. TÜRKLERDE AV BİR EĞLENCE Mİ

Türklerde avın bir eğlence ürünü olabileceğini söyleyen araştırmacılar, bunu birkaç kaynak üzerinden iddia ederler. Öncelikle Çin kaynaklarında Hunların sürek avına çıktığı yazılıdır. Kaynakların verdiği bilgiler doğrudur fakat incelendiğinde, Hun ordusunun bu ava çıkış dönemleri devletin yoksul dönemlerine denk gelmektedir.[7] Bundan Göktürklerin İşbara döneminde Çin hükümdarından izin alınarak bir ava çıkılmıştı. Fakat bu av Çin sınırları içinde yapıldı ve amacı çok büyük ihtimalle iktisadi idi. Keyfi bir av için hiçbir yönetici bir diğer yöneticiden izin almazdı. Zaten yaptığı avdan da hediye ederek teşekkürünü sunan İşbara, bir aya kalmadan öldü. (Taşağıl, 2018, s. 59)

Sonuncu ve en önemli argüman ise İl Kağan esaret altına alındığında üzülüp harap olmaması adına bir av alanının (Kuo valiliğinin) ona tesis edilmek istenmesidir. Bunun nedenini kaynaklar hayat tarzına uygun yaşaması olarak veriyor. Avcılık Türklerin yaşam tarzının bir zorunluluğu olarak gösterilmiştir. Nitekim İl Kağan öldüğünde Türk geleneklerine uygun bir cenaze töreni de yapılmıştır. (Taşağıl, 2018, s. 233)

Bunun dışında kaynaklar Hun ve Göktürklerin bayramlarını ve eğlencelerini sıralarken avı bir eğlence olarak vermemişlerdir. Tepük gibi ince ve kültürel bir sporu veya zar oyununu kaydeden Çinlilerin, avı bir spor veya eğlence ürünü saymaması da dikkatleri çeken başka bir özelliktir. Ayrıca kültür çalışması yapılan eserde [bkz: (Eberhard, 1942)] avcılık hiçbir boy tarafından bir eğlence aracı olarak tanıtılmamıştır.

Yine Ahmet Taşağıl’ın eserinde avcılık bir spor olarak kabul edilmişse de bunun tatbikat amaçlı yapıldığı kaydedilmiştir. (Taşağıl, Türk Askeri Tarihinin Başlangıcı: Hun Ordusu, 2019, s. 148) Avcılık; at yarışı, tepük, cirit gibi eğlence sporlarından ziyade, bir mecburiyetti. Hayatta kalabilmek için savaşmak, savaşmak için de bu talimi yapmak şarttı. (Nişancı, 2019, s. 113) Tonyukuk, Bilge Kağan’a neden şehir kurmaması gerektiğini şu sözlerle anlatıyordu. “Olmaz! Türk halkının nüfusu az, T’ang idaresindeki hanelerin sayısının yüzde biri bile değil. Bizim düşmana karşı uzun zaman direnebilmemizin sebebi, sadece su ve otları izleyerek yaşamamız, oturduğumuz yerin devamlı olmaması yani, devamlı olarak aynı mekanda oturmamamız, yabani hayvanları avlayarak geçinmemiz ve hepimizin silah kullanmaya alışık olmamızdır.” (Togan, Kara, & Baysal, 2017, s. 57)

SONUÇ

Eski Türklerde bir iktisadi zorunluluk olarak avcılık sürdürülmüş, bu hiçbir zaman keyfi av yapmaya dönüşememiştir. Bunun sebebi ekonomik ve askeri olarak ava muhtaç olan Türklerin bunu eğlenceye dönüştürmeye vakitlerinin olmaması olabilir. Çünkü İslamiyet dönemindeki Türk devletlerinde avcılık bir eğlence ürünü olarak var olmuştur. Bunun sebebi belki de yerleşik hayata geçmiş olmalarıdır.

Ayrıca iktisadi olarak zorba ve yağmacı olmadıkları gösterilmeye çalışılmış ve İpek ve Kürk yolları üzerindeki Türklerin avcılık üzerinden yaptığı ticarete değinilmiştir. Yabancı araştırmaların birer barbar olarak gösterdiği Türklerin, Avrupa veya Asya’nın medeni halklarından farksız olarak öncelikle ticaret yaptığı kaydedilmiştir. Burada en önemli ekonomik meşgalenin hayvancılık olması insanları yanıltmamalıdır. Sonuçta hayvancılıktan kazanılan ürünler de ticaret metası olarak satılmak amacıyla üretilir.

Son olarak konar-göçer (bozkırlı) yaşam tarzında ekonominin hangi temel şartlar üzerine oturtulduğu ve avcılığın şartlardan kaçıncısı olduğu kaynaklar ışığında yansıtılmaya çalışılmıştır. Bazı durumlarda tarım avcılığın önüne geçerken bazı durumlarda ise tam tersi olmuş, avcılık tarımdan da öteye geçmiştir. Bunun nedeni çoğunlukla hayvancılığı da fazlasıyla etkileyen iklim şartlarıdır.

[1] Eserde avcılığın şimalde yapıldığı söylenir. Güney bölgelerinin daha tarımla içli dışlı olduğu durumu için ise bkz:(Pamuk, 2012, s. 24)

[2] “Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturur idik. Milletin boğazı tok idi”

[3] Kafesoğlu, onların bu avını spor maksatlı yaptığını düşünse de Çin İmparatoru boyunduruğu altına girmiş bu insanların av yapmasını Türk kültürüyle bağdaştırmak büyük bir zorlama olur (Kafesoğlu, 2000, s. 288)

[4] Bunu öne sürmemizin nedeni Kırgızların Kürk Yolu üzerinde bulunmalarıdır.

[5] Bu konuda daha fazla bilgi için bkz: (Beckwith, 2011)

[6] Çin için haraç vermek, savaşmaktan çok daha ucuza geliyordu. Bu yüzden Çin savaşmaktansa ipek-at takasını yapmayı tercih ediyordu. (Divitçioğlu, 2016, s. 268) Buradaki zorla kısmı Batılı tarihçilerin yakıştırmasıdır.

[7] MÖ. 62 yılında Hun hükümdarı ile tertiplenen ava binlerce süvari katılmıştı. (Kafesoğlu, 2000, s. 288) Fakat bu yıllar, devletin Çin ile sorun yaşadığı yıllar olduğundan ve bu kadar süvarinin bir arada ava çıkmasından bunun ekonomik bir durum olduğu anlaşılmaktadır. Bunun kanıtı MÖ 64-61 arası Ting-Linglerin Hun topraklarına girip üç yıl üst üste tecavüz etmesidir. Hun hükümdarı, bu tecavüze karşılık Çin’i yağmalayarak zararını kapatma peşindeydi. (Baykuzu, 2012, s. 111)

Kaynakça

Baykuzu, T. D. (2012). Asya Hun İmparatorluğu. Konya: Kömen.

Beckwith, C. I. (2011). İpek Yolu İmparatorlukları. (K. Yıldırım, Çev.) Ankara: ODTÜ.

Chavannes, E. (2013). Batı Türkleri. (M. Koç, Çev.) İstanbul: Selenge.

Divitçioğlu, S. (2016). Orta Asya Türk İmparatorluğu. İstanbul: Alfa.

Eberhard, W. (1942). Çin’in Şimal Komşuları. Ankara: TTK.

Ercilasun, A. B. (2016). Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları. İstanbul: Dergah.

Giraud, R. (1999). Gök Türk İmparatorluğu, İlteriş, Kapgan ve Bilge’nin Hükümdarlıkları (680-734). (İ. Mangaltepe, Çev.) İstanbul: Ötüken Neşriyat.

Gökbel, A. (2004). Kıpçaklarda Sosyo-Kültürel ve Dini Yapı. H. C. Güzel, K. Çiçek, & S. Koca içinde, TÜRKLER III (s. 177-190). Ankara: Yeni Türkiye.

Gömeç, S. (2006). Türk Kültürünün Ana Hatları. Ankara: Akçağ.

Grousset, R. (1980). Bozkır İmparatorluğu. (M. Uzmen, Çev.) İstanbul: Ötüken.

Gumilev, L. N. (2007). Eski Türkler. (A. Batur, Çev.) İstanbul: Selenge.

Kafesoğlu, İ. (2000). Türk Milli Kültürü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

Khazanov, A. M. (2015). Göçebe ve Dış Dünya. (Ö. Suveren, Çev.) İstanbul: Doğu Kütüphanesi.

Mau-tsai, L. (2019). Doğu Türkleri. (E. Kayaoğlu, & D. Banoğlu, Çev.) İstanbul: Selenge.

Nişancı, H. (2019). Bozkırlı Türklerde askerlik. Yüksek Lisans Tezi İstanbul: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi.

Orkun, H. N. (1986). Eski Türk Yazıtları. Ankara: TTK.

Ögel, B. (1948, Ekim). İlk Töles Boyları. Belleten, 795-833.

Pamuk, N. (2012). Çin’in Tang Hanedanlığı Döneminde Türklerin Çinliler Üzerindeki Kültürel Etkisi. Yüksek Lisans Tezi  Ankara: Ankara Üniversitesi.

Taşağıl, A. (2017). Eski Türk Boyları. İstanbul: Bilge Kültür Sanat.

Taşağıl, A. (2018). Gök-Türkler I-II-III. Ankara: TTK.

Taşağıl, A. (2019). Türk Askeri Tarihinin Başlangıcı: Hun Ordusu. A. S. Özkaya içinde, Hunlardan Günümüze Türk Askeri Ordusu (s. 142-158). İstanbul: Kronik.

Togan, İ., Kara, G., & Baysal, C. (2017). Çin Kaynaklarında Türkler Eski T’ang Tarihi (Chiu T’ang-shu). Ankara: TTK.

Vasary, İ. (2016). Eski İç Asya’nın Tarihi. (İ. Doğan, Çev.) İstanbul: Ötüken.

Comment here