EdebiyatGenel Türk TarihiTürk Dünyası

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne: Kadim Türk ve Türkçe- 2

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Hüseyin Efe Karatay

Türk dünyasını ifade etmek için kullanılan klasikleşmiş bu tabire sanıyorum tüm okuyucularımız hâkimdir. “Adriyatik’ten Çin Seddine kadar”. Bu tabir Türk halkının yaşadığı coğrafyaların tamamını kapsar. Size, bu cümlede bahsi geçen coğrafyanın tamamında tek bir dil yetecektir. O da: Türkçe.

Yazı serimizin ilkinde Avrupa kıtasında bulunan Türk nüfusu ve Türkçenin durumunu kalemimiz yettiğince yazmaya gayret etmiştik. Bu yazımızda ise Ortadoğu ve Orta Asya’daki Türkün ve Türkçenin durumu hakkında yazmaya gayret edeceğiz.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi Türk milleti ayak bastığı her yerde kendi kültüründen kalıntılar bırakmıştır. Bu bahsini ettiğimiz kültürel izlerin nereden başlayıp nerede bittiği hakkında Avrupalı bir seyyah not defterinde şu yorumda bulunur: “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne”

 

ORTADOĞU

 

Suriye

2011 yılında iç savaş başlamadan önce Suriye’nin nüfusu 21 milyon idi. Hatay sınırından başlayarak ülkenin iç kısımlarına kadarki Azez-Halep arası bölgesi bir Türkmen yurdudur. Yine savaştan önceki bilgilerden yararlanarak söyleyebiliriz ki Suriye’de 1,5 milyon Türkçe konuşan 1 milyon civarında da Türkçeyi unutan Türk bulunmaktadır. Bu bilgilerin yanı sıra “merhum tarihçi Yılmaz Öztuna, aslında Suriye’deki bütün Hanefi Sünnîlerin Türk asıllı olduklarını tespit etmiştir. Bu durumda, Suriye nüfusunun üçe ikisinin Türk asıllı olduğu anlaşılmaktadır.” [1] Bu durumda Suriye’de 17 milyon Türk’ün olduğunu da düşünebiliriz.

Lübnan

Girit adası Türklerin kontrolünden çıkınca baskılar sebebiyle Girit’te bulunan Türk nüfusun bir kısmı Lübnan’ın bugünkü başkenti Beyrut’a göç etmişlerdir.  Lübnan’da 100.000’den fazla insan Türkçe konuşur. Lübnan’da 400 yıllık Kavaşra köyü adında bir Türk köyü bulunmakta. Bu durum da bu bölgede Türklerin ne kadar uzun süredir bulunduklarının bir kanıtı niteliğinde.

Irak

Bağdat, Musul, Kerkük gibi Türk nüfusunun fazla olduğu ve uzun yıllardır yaşadığı şehirlerde halen Türkçe konuşulmaktadır. Bu şehirler kültürel ve tarihi açıdan büyük önem arz eden Türk yurtlarıdır. Irak’ta savaştan önce 4,5 milyon Türk yaşamaktaydı.

İran

İran’da 30 milyon Azerbaycan Türkü yaşamakta. Halkın yarısı Türkçe konuşuyor. İsfahan, Neşet, Horasan, Tebriz gibi şehirler kültürel ve tarihi açıdan önemli Türk yurtlarıdır. Ülkedeki Azerbaycan Türkleri dışında: 2,5 milyon Kaşkay Türkü, 1 milyon Avşar Türkü ve 40.000 kadar Halaç Türkü yaşamaktadır. Halaç Türkleri Halaç Türkçesi konuşmaya devam etmektedir.

 

ORTA ASYA

İlk yazımızda bahsettiğimiz yedi Türk devletinin dördü bu coğrafyada bulunuyor. Türklerin ana vatanı olarak bilinen Orta Asya tüm Türk toplulukları içinde önemli bir yere sahiptir. Bölgedeki Türkler SSCB döneminde büyük sorunlar yaşamış 1991’de SSCB’nin yıkılışıyla beraber az da olsa rahat bir nefes almışlardır.

 

Türkmenistan

1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılışından sonra bağımsızlığını kazanan Türk devletlerinden biridir. Başkenti Aşkabat şehridir. Resmî para birimleri Manat’tır. 5 Milyon nüfusa sahiptir. İlk duyduğumda beni şaşırtan bir bilgiyi sizlere de aktarmak isterim. Türklerin, eski yaşam şartlarında yanlarından ayırmadıkları ve  evcilleştirdikleri atlara olan özel ilgisi her tarih severin malûmudur. Türkmenistan da bu konuda ilginçtir ki “At Bakanlığı” bulunmaktadır.

Özbekistan

Başkenti Taşkent şehri olan Özbekistan’ın 32 milyon nüfusu vardır. Türk tarihinde önemli bir şahsiyet olarak yer edinen Emir Timur bu ülke sınırları içerisinde kalan Semerkant’ın yakınlarında bir köyde doğmuştur. Taşkent, Hive, Buhara, Semerkant gibi kültürel ve tarihi açıdan çok önemli Türk şehirleri buradadır.

Kırgızistan

Başkenti Bişkek şehridir. 5 milyon nüfusa sahiptir. Tanrı Dağları ülkenin büyük bir kısmını kaplamaktadır. Dağlık bölgeleri ve gölleri sayesinde turistik açıdan önemlidir. Yine bana ilginç gelen bir bilgiyi sizinle de paylaşmam gerekirse; dünyanın en büyük doğal ceviz ormanı da buradadır. Ülkemizde de oldukça ünlü olan yazar Cengiz Aytmatov buralıdır.

Kazakistan

Başkenti Astana (Nursultan) şehridir. 20 milyon nüfusa sahip olan Kazakistan 2.724.900 km² yüzölçümü ile dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesidir. Kazakistan sınırları içerisinde yer alan, bir yarısı tuzlu, diğer yarısı tatlı su gölü olan Balkaş gölü turistik açıdan önemli bir değere sahip. 6 Mayıs 1998 yılında Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbaev’in kararnamesi ile Kazakistan’ın başkenti ünvanına sahip olan şehir Almatı iken Akmola olmuştu. Yeni başkentin adı ise Astana oldu. Astana kelimesinin Türkçe karşılığı başkent demektir. Böylece “Kazakistan’ın başkenti  Astana”   cümlesi “Kazakistan’ın Başkenti anlamı kazanmıştı. Ancak 28 yıl görev yapan büyük devlet Başkanı Nursultan’ın adı, parlamento kararıyla başkente verildi. Böylece başkentin adı “Nursultan” oldu.

Doğu Türkistan

Çin kaynaklarında Sincan bölgesi olarak geçiyor ancak her Türk’ün olduğu gibi bizim de gönlümüzde ve aklımızda burası DOĞU TÜRKİSTAN’DIR. 50 milyon Uygur Türk’ü Çin zûlmü altındadır. Umut ediyor ve inanıyoruzki Doğu Türkistan bir gün yeniden özgür olacaktır…

Moğolistan

Kazakistan sınırında “bayan-ölgey” bölgesinde 200.000 Kazak Türkü yaşıyor. Bunun dışında ülkenin Sayan Dağlarında “Dukha Türkleri” yaşamakta. Dukhalar göçmen hayatı devam ettiriyorlar. Nüfusları 128 kişi olan Duhkaların Ren Geyiklerinde azalma olduğu için Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Ren Geyiği hediye edildi. Dukhalar halen göçmen yaşamlarına devam ediyor.

Yazıda değindiğimiz ülkeler, buradaki Türk ve Türk’ün durumu ile alakalı verdiğimiz bilgiler elbette akademik bir değer taşımamaktadır.  Bir bilgilendirme yazısında olabileceği gibi kısa ve öz tutulmasına gayret edilmiştir. Bahsi geçen her coğrafya üzerinde derin araştırmalar yapılan/yapılmakta olan kadim şehirlerdir. Gayemiz bu coğrafyayı kısa yazılarla anlatabilmektir. Faydalı olabilmek dileğiyle…

 

 

[1] Yeni Türkiye Dergisi, sayı 82, 2016, syf 148.

 

Comment here