Edebiyat

Yedi Ulu Bir Nefes: Yeminî

Yemini
Bu makaleyi 2 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: İbrahim Daş

Fâziletnâme müellifi Yeminî.. XVII. yy. itibariyle Bektâşîlik içerisine entegre olan KalenderîHayderî bir çizgiye, eğilime mensup olduğu bilinmektedir. 24 kıssayı içerisinde barındıran eseri,  bugün Balıkesir-Edremit bölgesinde yaşayan “Tahtacılar”ın takdislerine mazhar olmuştur. Daha çok Tevellâ (Ehlibeyt ve soyuna muhabbet besleyenlere muhabbet) ve Teberrâ (Ehlibeyt ve soyuna muhabbet beslemeyenlere muhabbet duymamak, itibar etmemek) çerçevesinde ve nasihat bağlamında manzum eserler sunmuştur denilebilir. Demir Baba velâyetnâmesinde “Hafız Kelâm Yeminî” olarak kendisinden söz edilmiştir.  

“Hoş keramet madeni şah-ı velâyettir Ali  

 Nûr-ı Ahmed’dir yakîn, şem’-i hidâyettir Ali”  

matla beytiyle başlayan manzum eserinde İnsan sûresinin ilk âyetine değindiği görülmektedir. Bu da bir dayanak olarak kabul edilebilir.  

Balkanlardan Anadoluya böylesine uzanan bir geleneğin nâzeninliğine  kayıtsız kalmak işten değildir.  Gelgelelim, Dertli Divanî-Erkan Oğur eşliğinde Âşık Yeminî’nin bir manzumesine can kulağımızı verdiğimizde neye teşne kaldığımızı hatırlayabiliyorsak şayet, ne Türkçemizi unuturuz ne de muhabbetimizi… Yüzyıllardır yaşayagelen, bizim topraklarımızdan filizlenmiş nağmeleri, sözleri hâtıramızdan hatırımıza hatırlatabilmek; ne modernliğimize kusur ne de yeniye sırt çevirmek olacaktır.. 

 

Yeminî, sen erenler bendesine 

Özünü hak eyle erincesine 

Sözü çok eyleme ki geçti devrân 

Ecel erdikte kalmaz dilde fermân
 

Comment here