Edebiyat

TOPLUMSAL DEĞERLERİN AKTARIMI AÇISINDAN BAYATI

Bu makaleyi 19 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Selim Özdemir

BAYAT NEDİR
Bayat, Oğuz boylarından birinin adıdır. Kaşgarlı Mahmut Dîvânü Lugāti’t-Türk’te Oğuz boyları listesinde Bayatlar’a dokuzuncu sırada yer vermiştir. Fahreddin Mübârekşah’ın Türk ve Oğuz boyları listesinde de Bayatlar zikredilmiştir. Reşîdüddin ise Bayat’ı Bozok boyları arasında saymış ve boyun adına “devletli ve nimeti bol” şeklinde mana vermiştir.
Azerbaycan folklorcuları arasında bayatıların menşei ile ilgili farklı fikirler mevcuttur. Tetkikatçıların büyük ekseriyeti bu popüler halk edebiyatı türünü Bayat adlı Türk boyunun adı ile ilişkili göstermektedirler. Bayatlar eskiden beri Kuzey Azerbaycan sınırları içerisinde yaşamaktadırlar ve bazı rivayetlere göre Türk dünyasının büyük söz ustası Fuzuli de bu boya mensuptur.
Türk müziğinin ana makamlarından olan bayatı makamı ve onun mürekkep kalıpları, Türk müzik tarihinde ve makam yelpazesinde bir hayli geniş yer tutmaktadır. Yılmaz Öztuna bayatı makamının çok eski ve sıkça kullanılan bir makam olduğunu, makam sıralama geleneğinde 16. sırada yer aldığını ve bu makamla bestelenen eserlerden günümüze 359 parça eserin kaldığını kaydettikten sonra, mürekkep makamlarını şu şekilde sıralamaktadır: bayatıaraban, bayatı-araban-buselik, bayatı-araban-kürdi, bayatı-aşıran, bayatı-buselik, bayatı-hisar, bayatı-isfahan, bayatı kürd, bayatı-sultan.
Eski çağların hayatında, diğer sanatlar gibi, müzik ile edebiyat daha fazla iç içe olduğu için Fuat Köprülü, bayatı hakkında verdiği bilgilerde buna işaret etmektedir: “Bayatlarda halk müziği ve edebiyatının pek kuvvetli olduğu, Azerbaycan’da “elyevm” mâni dediğimiz küçük halk şiirlerine -şüphesiz bestesine izafetle- bayatı namı verilmesinden anlaşılmaktadır. Filhakika, elyevm Azeri sahasında kullanılan musiki name lahnların arasında bayat-şiraz, bayat-türk , bayat-kaçar, bayat-kürt, bayatı lahnlarının mevcudiyetini biliyoruz ki, bunların dördü doğrudan doğruya bayat Türklerinin halk müziğinden alınmış olacaktır; ve rast ile rehavi’dendir. Eski Osmanlı müziğinde de bayatı pek meşhur ve mütemmim bir makamdır.”
Bayat adının klasik Türk müziğinde de geçtiği görülmektedir. Uygur On İki Makamlarında, Bayat makamı on dokuz nağmeden oluşmuştur. Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makamdır.

BAYATI NEDİR
Bayatı, Türk sözlü edebiyatının en yaygın türlerinden biridir. Her an yeni örneklerine rastladığımız bayatıların derlenmesi, varyantların tespiti, işlenen konuların tasnifi gibi meseleler önümüzde durmaktadır.
Kelime anlamı, Bayatı makamında okunan şarkı, Ağıt, “taze olmayan, güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş” Bayatlı ya da Bayat’a ait olan manalarındadır. Bu anlamlarından hareketle bayatının Bayat boyuna ait Türklerin söyledikleri mâni anlamında olduğunu düşünenler de vardır.
Gerek şifahî halk edebiyatında gerekse saz âşıklarını yaratıcılığında en çok işlenen türlerden biri de bayatıdır. Bayatıların “kadim”, “eski” manalarını bildiren “boyat” sözünden türediğini ve bununla da bu poetik türün en eski zamanlardan beri halkın manevî hayatına dahil olduğunu savunan edebiyatçılar da vardır. Bayatı sözcüğünün etimolojisiyle ilgili olarak çeşitli görüşler mevcuttur. Terim olarak bayatı, bir taraftan “köhne-boyat” kelimesiyle ilişkilendirilirken diğer taraftan “Ulu Tanrı” olarak anlamlandırılmaktadır. Bunun yanı sıra bayatı, “Azerbaycan Türk müziğinde lirik bir formun adı” olarak da tanımlanmaktadır. Öyle ki Azerbaycan halk müziğinde, “bayatı-gacar, bayatıecem, bayatı-kürd” gibi makamlar bulunmaktadır. Konuyla ilgili en fazla kabul gören görüş ise, Bayat isimli boydan gelen Oğuz Türkmenlerince söylendiği için bu terimin onlara verilmiş olmasıdır. Azerbaycan sahası araştırmacılarının aktardıklarından hareketle, Azerbaycan’da bugün de bayatı söyleme geleneğinden söz etmek mümkündür. Azerbaycan sözlü edebiyatında lirik şiirin en geniş yayılmış türlerinden biri olan bayatıların, bugün de dilden dile dolaştığı, yayıldığı, halkın manevi dünyasını zenginleştirdiği ifade edilmektedir. Merasimlerde, toydüğünlerinde âşıkların halk bayatılarına müracaat ettikleri, bayatı çağırıp, bayatı okudukları belirtilmektedir. Gamlı, kederli anlarda da bayatıların çağrıldığından ve dinleyenlere teselli verdiğinden söz edilmektedir. Bu bakımdan Azerbaycan manileri, Azerbaycan halkının asırlar boyu muayyen inkişaf merhalelerini günümüze taşıması bir diğer ifadeyle, Azerbaycan halkının ayırt edici yanlarını göstermesi açısından önemli miraslardır. Bu miras, Azerbaycan toplum hayatında değerler ve normlar sistemini öğretmek söz konusu olduğunda ön plana çıkmaktadır. Azerbaycan manilerinin söz konusu işleviyle ilgili açıklamaları, kanaatimizce, metinler üzerinden sürdürmekte fayda vardır.

BAYATI VE MANİ İLİŞKİSİ

Bayatılar Mâni ve mahnı nazım şekli ile tamamen birbirine benzeyen halk şiiri türüdür. Bayatı bu yönü ile Mâni nazım şeklinin Azerbaycan, İran Azerbaycan’ı ve Irak Azerbaycan’ı Kerkük ve Doğu Anadolu’daki- eş anlamlısıdır. Şeklen ve içerik olarak tamamen manidir. Tek farkı Azerilerin maniye Bayatı adını vermiş olmalarıdır. Bayatılar da manilerde olduğu gibi birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı iken üçüncü dize serbesttir. Bayatılar 4+3 veya 3+4 duraklı 7’li hece ölçüsü ile söylenir. Yedi heceli dört dizeden kurulu, en yaygın biçimiyle “aaxa” şeklinde, az da olsa “abab”, “xaxa” ve mesnevi gibi “aabb” şeklinde kafiyeli bayatı ile mâni dış özellikleri, yani şekil açısından benzerlik arz etmektedir. Genellikle ilk iki dize, asıl söylenmek istenen son iki dizeye hazırlık yapılmasını sağlayan doldurma dizelerdir. Ancak bazı araştırmacılar, bu giriş dizelerini boş ve anlamsız olarak kabul etmemekte, dört dizelik bütünün ayrılmaz parçaları olarak değerlendirmektedirler. Bu yapının dışında kalan, dizeleri 5, 6, 8, 9… heceden oluşan bazı bayatı ve manilere de rastlanmaktadır. Bunun yanı sıra bayatılar genellikle “ezizim, men aşıg, ay balam, ay nenem gurban, elemi” gibi sözlerle başlamaktadır. Kimi zaman bayatının sonuna da getirilebilen bu sözler, her ne kadar asıl konuyla bağlantılı olmasa da musikiyi tamamlama işlevine sahiptir. Bayatı ile maninin konuları da aynıdır. Aşk, sosyal hayat, yayla, eğlence, gurbet, özlem, yiğitlik, doğa, imalı söyleyiş vb. konular işlenmektedir.
Bayatıların maniden tek bir farkı bazı bayatıların ozan geleneğinde de ve mahlaslı olarak söylenebilmiş olmasıdır. Maniler tamamen anonim iken, bayatılar aşık edebiyatı ürünü de olabilmekte aşık bu bayatıda adını veya mahlasını kullanabilmektedir. Örneğin Azerbaycan’da Lale, Azizi, Sarı Âşık, Zeynep, Âşık Şemşir, Pernaz gibi aşıklar, bayatı söylemekte ün kazanmış ozanlardandır. Azerbaycan’da mâni terimine karşılık olarak bayatı, mâni, meni, mahnı, mahna kelimeleri kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra bayatı ve çeşitli yörelerdeki ağız farklılıklarıyla mahnı adlandırmaları arasında, kelime dışında, bir farklılık daha bulunmaktadır. Azerbaycan halk edebiyatı içerinde bayatılar hem âşık şiirinin içinde hem de klasik ve modern şiirde, icracıları belirli olan ürünler olarak görülürken, mahnılar ezgi ve dansla bütünleşmiş anonim ürünler olarak kabul edilmektedir. Bu durumda mahnıların, Türkiye Türklerinin adlandırmasında mâni şekilli türkülere karşılık geldiğini söylemek mümkündür. Bayatıların düz, çığalı (cinaslı) ve koşa çığalı (çift cinaslı) diye adlandırılan çeşitleri bulunur. Bu türleri de manidekiler ile aynı özellikleri taşır. Bayatıların maniden farkını ortaya koyacak diğer bir özelliği ise Türkülü öykülerde, türkünün her dörtlüğünden sonra ezgi ile söylenebiliyor olmasıdır. Konularına ya da “söylenmesine vesile olan yerlere ve şartlara göre” sınıflandırılan mâni (Boratav 1988: 176-178; Kaya 1999: 31-32) ile bayatı, ele aldıkları konular açısından da benzemektedirler. Lirik şiirler olan bayatılar, insan hayatının her anını konu edinebilmektedir (Oğuz 2001: 79). Efendiyev, manhıların halkın kalbi, maneviyatı, dâhili âlemi, fikri, hissi, sevinç ve kederi olduğunu ifade etmekte; halkın yaşam tarzının, toyunun, yasının izlerinin mahnılara yansıdığını belirtmektedir (Efendiyev 1981: 154). Ramiz Ağayev, eski emek ve merasim şarkılarının, değişen sosyal şartlar doğrultusunda, iş sürecinden çıkıp dinlenme zamanlarında icra edilmeye başlandığını açıklamaktadır (Ağayev 2000: 56). Vilayet Muhtaroğlu ise mahnıları, sevgi ve kahramanlık konularına göre sınıflandırmaktadır (Muhtaroğlu 2003: 137).

BAYATININ TOPLUMSAL DEĞERLERİ ÖĞRETME İŞLEVİ

Azerbaycan bayatıları, toplum hayatının işleyiş kurallarını öğretmek işleviyle, kültürün önemli bir halkasını oluşturmaktadır. Söz konusu kurallar; toplumun sosyal, kültürel, dini ve ekonomik yapısı ile teknoloji ve iletişim alanındaki gelişmelere paralel olarak değişmekte, güncellenmektedir. Azerbaycan bayatılarına bu açıdan bakıldığında, bireylerin birbirleriyle ve içinde yer aldıkları toplum yapısıyla iş birliği ve uyum içerisinde hareket edebilmesi için dikkat çekilen temel değerlerin başında, vatan sevgisi, mertlik, dostluk, yiğitlik, gurur, namus, gayret, ar, vefa, merhamet, sadakat, zulüm ve haksızlıktan kaçınma, hürmet etme, saygı gösterme gelmektedir. Öne çıkarılan bu temel değerlere riayet edilmesi, birey ve toplum hayatının güven ve huzur içinde devamını sağlarken aksi durumlar karmaşaya neden olmaktadır. Vatana ihanetin, adaletsizliğin, namussuzluğun, arsızlığın, zulmün, haksızlığın hüküm sürdüğü bir toplum, birlik olma özelliğini kaybedecek, dağılma ve yıkılma sürecine girecektir. Bu nedenle, söz konusu değerlerin yeni nesle öğretilmesi ve bizzat yaşatılarak örnek olunması gerekmektedir. Hemen her ortamda ve genellikle ezgili olarak söylenen manilerin desteği bu noktada önemlidir. Azerbaycan manileri bireye ve topluma yönelik hemen her temada olabilmektedir. Bunun yanı sıra bireyi ve toplumu derinden etkileyen birtakım olayların ardından varılan sonuçlar, diğer temalara göre daha ön plandandır.
Azerbaycan manilerinde ağırlıklı olarak üzerinde durulan diğer temalar arasında; aile sevgisi, mertlik, yiğitlik, dürüstlük, adalet, zulümden kaçınma, çalışkanlık, ahlak, birlik, beraberlik, dayanışma, tok gözlülük, ar-hayâ, cömertlik ve sabır gelmektedir. Söz konusu temalar, bireylere benzer olaylar ve şartlar karşısında ne şekilde tavır almalarına dair örnekideal davranış şekilleri sunan diğer mâni temalarında öne çıkarılmak istenen değerleri destekler niteliktedir. BAYATI HAKKINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR Bazı eski yazmalarda azda olsa bayatı örneklerine rastlanmaktadır. Bunlar hakkında en geniş bilgiyi Asya Memedova vermiştir. Asya Memedova 1960’dan itibaren Azerbaycan Elmler Akademisi el yazmaları arşivinde tespit ettiği 92 kaynak üzerinde çalışmış ve rastladığı bayatıları tespit ederek bir kitap yayınlamıştır. Bu kaynaklardan 74’ü çeşitli el yazmaları ve cönkler, 7’si ileri edebiyatçı ve kültür adamlarının özel arşivlerinde bulunan bayatı defterleri, 11’i ise yine bu özel arşivlerde bulunan çeşitli yazma parçalarıdır.
Kitap halinde ortaya çıkan ilk bayatı derlemesi Mayıs 1926 da Bakü’de gerçekleşir. Hemen arkasından salmaz mümtaz, sarı aşıka mal edilen bayatıları yayımlar. O yıllarda Ahmet Caferoğlu gence ağzından topladığı bayatıları esas alarak, Berlin’de bayatıların yapısı üzerine bir doktora çalışması sunar. Bundan sonra Azerbaycan’da yavaş yavaş bayatı toplamaları ortaya çıkmaya başlar. Osmanlı sahasında bayatılardan ilk defa söz eden ise evliya çelebi olmuştur. Evliya Çelebi, bayatı için “acem manisi” tabirini kullanır ve birkaç tane örnek verir. Anlaşılacağı üzere bayatı ile ilgili ilk kayıtların tarihi 16. asrın sonlarına kadar gitmektedir.

SONUÇ
Bir milletin halk edebiyatı ürünleri, o milletin edebi sahada sahip olduğu en özgün ve arı eserleridir. Özellikle farklı dönemlerde farklı coğrafyalarda varlığını sürdüren Türk milleti tarih içerisinde birçok farklı medeniyet dairesinin içinde bulunsa da (aşık tarzı halk edebiyatı başta olmak üzere) genel itibariyle halk edebiyatı ürünleri yabancı tesirlerden mümkün olduğunca korunmuştur. Bu nedenle Türk milletinin değer yargılarını kavramak, halkın tabanında hakim olan filolojik ve etnografik unsurları öğrenmek, kısacası halkın maddi ve manevi varlığına ait ne var ise öğrenmek için halk edebiyatına hakim olmak hayati önem arz etmektedir.
Türk milletinin Oğuz boyuna mensup (çoğunluğu) iki halkı olan Anadolu Türkleri ve Azerbaycan Türklerinin şifahi halk edebiyatı ürünü olan bayatı ve mani nazım türlerinin hem teknik açıdan hem içerik bakımından bu kadar benzer olması bu iki halkın yüzyıllarca farklı devletler ve komşu olsalar bile farklı coğrafyalarda yaşamasına rağmen sosyal normlarla beraber manevi anlayışların ortak olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Bayatı örnekleri incelendiğinde, Azerbaycan Türklerinin estetik algısı, ahlaki anlayışları, halk arasında hakim olan örf, adet, gelenek ve ananelerine ait unsurlarını öğrenmekteyiz. Dönemler, devletler, gündelik kaygılar tarih içerisinde değişkenlik gösterse de bayatı gibi içerisinde zengin milli değerler barındıran edebi hazineler, her zaman toplumda milli hafızanın diri kalmasını sağlar. Bu nedenle milli kimlik ve mirasın hem yeni nesillere aktarılması hem de korunması için öncelikle halk edebiyatı kaynaklarımızın korunması ve değerlendirilmesi şarttır.

KAYNAKÇA
Azerbaycan halk edebiyatında bayatılar, Azerbaycan edebiyat cemiyeti neşriyatı, Bakü
1926.
Salamaz mümtaz, Azerbaycan edebiyatı: Aşık Abdulla, Bakü 1927.
A.Caferoğlu, 75 azörbajcanische lieder “bayatı”in der mundart vom göncü nebst einer sprachlichen erklörung, Berlin 1930.
A. Memedova, Bayatılar, Bakü 1997, s. 3.
Evliya Çelebi, Seyahatname, III.C., İstanbul 1314 taksim 1898, s. 270.
KOBOTARİAN, Nabi, (2013), Tebriz Ȃşıklık Geleneği ve Ȃşık Edebiyatı, Adana: Karahan Kitabevi.
GÖZAYDIN, Nevzat, (1989), Anonim Halk Şiiri Üzerine, Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı III (Halk Şiiri), Ocak – Haziran 1989, 445-450: 1-104.
KARAAĞAÇ, Günay ve Halil AÇIKGÖZ, (1998), Azerbaycan Bayatıları, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
KARABAŞ, Seyfi, (1999), Bütüncül Türk Budun Bilimine Doğru, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
DİLÇİN,Cem,(1983),Örneklerle Türk Şiir Bilgisi: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Comments (1)

  1. Mükemmel bir makale elinize sağlık

Comment here