Dosya KonusuRamazan

Ramazan-name I

Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Okan Keleş

Benden öğüt ister isen ey diyirem bildiğimden

Budur Çalabın buyruğu tutun oruç kılın namaz

Yunus Emre

Ramazan, Arapça “r-m-z” kökünden bir mastardır. “Çok sıcak olmak, çok ısıtmak, yakmak” anlamına gelen bir kelimedir. Özel anlamı ile Esmâ-i Hüsnâdan olduğu ve “yakmak” anlamına geldiği de rivayet edilir. Yaygın anlamı ile kamerî ayların dokuzuncusudur. Eski Arap takviminde yılın dokuzuncu ayının adı “Natık” iken “Ramazan”a çevrilmesi çeşitli biçimlerde yorumlanmıştır. “Bu ayda oruç tutulduğu için açlığın insan nefsinde yarattığı yanma duygusu yahut da oruç tutmakla insanların günahlarının yanıp kül olduğu inancı, yakma anlamındaki bu kelimenin o ayın ismi olarak kullanılmasına sebep olmuştur.” diyenlerin yanında bu açıklamanın orucun farz kılındıktan sonraki devreye ait olacağını, hâlbuki ramazanın Natık adının ramazana döndürülmesinin daha önceleri “Cahiliye Devrinde” sıcak bir mevsime rastlaması ile ilgili olduğunu söyleyenler de vardır. Biz Türkler, Müslümanlığı en ince biçimde yaşadığımızın alameti de olarak bu aydan önceki ay olan Şaban Ayına  “Küçük Tövbe” demişiz. Dolayısıyla karşılayacağımız ay “Büyük Tövbe” ayıdır. Allah şuurunda olanlardan eylesin.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra yazımızın asıl konusu olan rahmetli Amil Çelebioğlu tarafından yayına hazırlanan “Ramazan-nâme” kitabındaki ramazan adetlerini anlatmaya çalışacağız. Bu yazı sadece “Ramazanı Karşılama Faslı” nı içerecek olup devamı daha sonra gelecektir. Manzum olan bu eserin sahibi bilinmemekle birlikte son dörtlüklerden birinde “Emir Mustafa” ismi geçmektedir.

Ramazan daha gelmeden insanlarda bir heyecan olduğu malumdur. Şairimiz bu heyecanın sebebini bir dörtlüğünde şöyle dile getirmiştir:

“Âleme rahmetle geldi

Hamd ola izzetle geldi

Cümle mü’min kullarına

Müjde-i cennetle geldi.”  

Ramazan bir müjdedir. Bizlere, bizi yaşatanın yediğimiz içtiğimiz değil sadece Allah olduğunu hatırlatan bir uyarıcıdır. Bu uyarıya uyanların cennetle müjdelendiği rahmet ayıdır. Cennet, mü’minlerin tek emelidir, tek dileğidir. Oraya nefsi ile mücadelesini Allah’ın da yardımıyla kazananların gireceğine inanırız.  Nefisle mücadele oldukça zor ama şairimizin de dediği gibi Ramazan geldiğinde zor işler kolaylaşır:

“Hak’tan bize geldi ihsan

Müşkil işler oldu asan

Bu gecemiz ibtidâdır

Ey mâh-ı sultan merhaba.”

Zor işlerin kolaylaşması Allah’ın ihsanı değil de nedir? “Mutluluk kadehini eline aldığında bir yudum da yoksulların toprağına dök.” Diye nasihat eden Molla Camiye kulak verelim. Ramazan mutluluktur huzurdur diye nutuk atmaktansa Ramazan huzur olmalı, mutluluk olmalı ve bunu “herkesle” paylaşma bilinciyle hareket etmeyi amaç edinelim. Şairimizin de dediği gibi bu ay hepimize mübarek olsun:

“Nur-ı Huda dehre dolsun

Şehr-i rahmet saye salsın

Ağalarım şehr-i sıyam

Cümleye mübarek olsun”

Yararlanılan Kaynaklar

Halit Dursunoğlu, “Klasik Türk Edebiyatında Ramazan Konulu Şiirler”, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi 22 (2003): 11.

Amil Çelebioğlu, Ramazan-nâme, Baskı (İstanbul: MEB Yayınları, 1995).

(Görseldeki Resim İslam Ansiklopedisi Mahya Maddesinden alınmıştır.)

 

Comment here