Dosya KonusuRamazan

Ramazan Güreşleri – VII

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Oğuzhan Murat Öztürk

Salon tıklım tıklımdır. Milli duygularının coşkunluğuyla kanları kaynamış kalabalık Kurtdereli’nin Baradanoff’la yapacağı güreşi beklemektedirler. Yaşlı kurdun 30 dakika dayanması kafidir. Gözleri dönmüş Rus Kazak’ı Baradanoff kurdu alaşağı edeceğinden emindir. Devamını Tercüman-ı Hakikat’ten takip ediyoruz:

“Dört akşam Taksim At canbazhanesi cidden mühim bir manzara irae etti [gösterildi]. Malum olduğu vechle Rus pehlivanı Kazak Baradanof ettiği bahis mucibince eğer dün gece Kurtdereli’yi otuz dakikada mağlup edemezse Kurtdereli’ye yirmi beş lira i’ta eyleyecekti [verecekti]. Daha saat bir buçukta tiyatronun hemen her tarafı hınca hınç bir galebelikle  [kalabalıkla] dolmuş ve hatta bir fenalık vuku’nu men için zabıta mahal-i mezkuru [az önce adı geçen yeri] ihataya [kuşatmaya] mecbur olmuştu. Tiyatronun kapıları, jüri heyetinin bulunduğu mahal, pehlivanların duhul ve huruçlarına mahsus yerler kamilen jandarma ve polis tarafından tutulmuştu. İzdiham tiyatro kapılarına o kadar büyük bir tehalükle [büyük bir arzuyla] hücum ediyordu ki tiyatronun camları ve kapıları hemen hemen kamilen [tamamen] kırılmıştı. Gösterilen bu tehalük neticesinde henüz saat iki iken tiyatroda oturacak yer kalmadı. Bu esnada donanma ağasına mahsus iki sandık seyirciler arasında dolaştırılıyor ve halk bu sandıklara iane [yardım] vermek için pek büyük bir tehalük gösteriyordu. Bu tehalük neticesinde mezkur sandıklar pek az bir zaman zarfında doluyordu. Nihayet oyuna ibtidar edildi [başlandı]. Canbazlar bazı hünerler icra eylediler lakin herkes pür-merak ve telaş gözleriyle sahneye bakmakta Kurtdereli’nin zuhuruna intizar eylemekte idi. Vakt-i mev’uda [söz verilmiş vakit] yaklaştıkça helecan tezayüd ediyordu [artıyordu]

Herkesteki heyecan son dereceyi bulmuştu. Müsabaka başladığı zaman Kurtdereli’nin itidal [ölçülülüğü] ve metanetini, Rusyalının heyecan ve asabiyetini görenler neticenin ne renk alacağını kestiriyorlardı. Nihayet pek büyük bir helecanla geçen otuz dakikanın nihayetinde Rus pehlivanı Kurtdereliyi yenemediğinden mağlubiyeti ilan edilmiş ve bu suretle koca Pomak pehlivanı 25 lirayı kazanmıştı. Artık alkışlar ayyuka çıkıyor. Herkes Kurtdereli’yi nasıl tebrik edeceklerini bir türlü bilemiyorlardı. Fakat bu esnada en ziyade nazar-ı teessüre çarpan levha zavallı Kazak Baradanof’un hali idi. Bu biçare elleriyle yumruklarıyla kafasını eziyor, hiddetinden ağlıyordu. Nihayet ikinci bir güreşe, bir İngiliz güreşine daha karar verilerek zavallının teessürüne nihayet verildi.”[1]

Kurtdereli bu müsabakada yenilmeyerek ödülün sahibi olmuştur. Sırada pehlivanlığının zirvesindeki Macar pehlivan Çaya ile Kurtdereli’nin yapacağı tartışmalı güreş vardır.

1910 yılının Ramazan güreşleri Ramazan ayının ilk günü olan 5 Eylül 1910 tarihinde başlayıp Ramazan dışına da taşarak 25 Ekim 1910 yılına kadar sürmüştür.

Kabul etmek gerekir ki bu güreşlerde pehlivanlık maharetlerinden ziyade gösteri yeteneği ön plana çıkmıştır.

Danışıklı güreşler, akla hayale sığmaz senaryolar seyircinin gözünü boyamaktan ibaret cambazlıklar almış yürümüştür. Bütün bu madrabazlıkların altından çıkan kişi Macar güreşçi Çaya’dan başkası değildir. Türlü vaatlerle Türk pehlivanlarını adeta parmağında oynatan Çaya iri cüssesi nedeniyle Avrupa’da bazı güreş organizasyonlarına kabul edilmeyen Filiz Nurullah’ı bile burada yazmaya gerek görmeyeceğimiz 1911 Ramazan güreşlerinde bu yakışıksız senaryolara alet edecektir. Bu madrabaz ve avenesi Türk milletinin milli duygularıyla oynamaktan bile imtina etmemektedir.[2] Âtıf Kahraman bu durumu şu sözlerle dile getirmektedir:

“Türklerin Ruslara karşı olan duygularından yararlan­mak amacıyla Baradanof’a (25) lira bahse tutuşturan Ya­hudi direktör Artidi[3] ve Çaya idi. Belki de bir o kadar pa­rayı Baradanof’a verdiler ama kendileri bir gecede kırabi­lir kaç lira kazandılar?”[4]

İşte bu Çaya 18 Ekim 1910 tarihinde 38 yaşındaki Kurtdereli’nin karşısına çıkacaktır.

İki güreşçi 13 Ekim 1910 tarihinde karşı karşıya gelmişler 35 dakika süren bir güreş sonunda berabere kalmışlardı.[5] Canbazlar ve at gösterilerinin ardından sıra iki güreşçinin kozlarını paylaşmasına gelmişti. Güreşin hemen öncesinde Kurtdereli’nin bir açıklaması okunmuştu:

“Efendilerim,

Bu sene Avrupa’dan gelen pehlivanlarla yapılacak güreşlerde Allah’ın yardımıyla Cihan Pehlivanlığını kazana­cağımı vatandaşlarıma bildirmiştim. Hamdolsun bugüne kadar yaptığım güreşlerde hiç yenilmemiş bulunuyorum. Bu tiyatro ile yapmış olduğum kontratınım sona ermesi üzerine (200) Osmanlı Lirası karşılığında Amerika’da yapılacak güreşlere gitmek üzere diğer bir kumpanyaya söz vermiştim. Şimdi değerli vatandaşlarınım özellikle çok uzak yerlerden bir çok zahmetlere katlanarak büyük bir heyecan ve telaşla âdeta hücum edercesine güreşlerimin seyrine koşmaları üzerine adı geçen parayı feda ederek yeniden bu kumpanya ile Cihan Pehlivanlığım kazanarak Osmanlılık namının yükselmesine bütün gücümle çalışacağıma söz ve güvence veririm.”

İki güreşçinin güreşini Atıf Kahraman Tercüman-ı Hakikat gazetesinden naklen şu şekilde anlatıyor:

“Bu açıklamanın okunmasından sonra, ele avuca sığ­mayan Çaya ile koca Kurtdereli güreşe başladılar. Bir ara Kurtdereli tırpan atınca[6] Çaya diz üstü düşüp hakemlere şikâyet etti. Kurtdereli Çaya’yı çaprazla iki üç defa alta aldıysa da Çaya kurtulup kalkmaya muvaffak oldu. Güreş de bu şekilde bir saat devam etti. Yenişlik olmadığından başka bir güne bırakıldı.”

Yeni bir güreş demek seyircilerin tekrar salona dolması paraların toplanması demekti. Son perde 22 Ekim 1910 tarihinde oynanacaktı.

[1] Tercüman-Hakikat, 22 Eylül 1910. Metni günümüz Türkçesine aktaran Filiz Ferhatoğlu’na teşekkür ediyorz.

[2] Türklerin Rusya ile olan o dönemki milli husumetleri organizatörlerin ağızlarını sulandırmış olmalıdır.

[3] Güreşler Artidi sirkinde yapılmaktaydı.

[4] Bkz. Âtıf Kahraman, Cumhuriyet’e Kadar Türk Güreşi C.1, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1989, s. 377.

[5] Âtıf Kahraman, Cumhuriyet’e Kadar Türk Güreşi, Cilt 1, s. 376.

[6] Yağlı güreşte normal sayılan alafranga güreşte ise yasak olan hareket. Ayakla rakibin ayağına vurarak düşürme.

Comment here