Dosya KonusuRamazan

Ramazan Güreşleri -V

Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Oğuzhan Murat Öztürk

Ahmet Rasim’in Ramazan Sohbetleri adlı eserinde Derviş Mehmet adlı duvarcı ustasının hikayesi anlatılır. Hikâye bu ya sıcakların dudakları kuruttuğu bir Ramazan gününde Derviş Mehmet adlı dervişin bulunduğu zaviyenin duvarı çöküvermiş. Sıcak şiddetli, güneş insanın ensesinde boza pişiriyor. Fakat zavallı Mehmet için işten yakayı sıyırma şansı da mevcut değil. Eli mahkûm başlamış o sıcağın altında taş üstüne taş koyarak duvarı örmeye. Duvardaki gedik bir şekilde kapanmaktadır ama Derviş Mehmet’in de hem takati hem de sıcağa olan mukavemeti anbean tükenmektedir.

Rasim, anlatıyı Mehmet’in maşrapanın serin suya batıp çıkışını hayal ettiğini söyleyerek renklendiriyor. Sonunda korkulan oluyor ve Derviş Mehmet son bir gayretle içeriye girip doldurduğu maşrapayı ağzından sulara akıtarak kana kana içmeye başlıyor. İçindeki yangın sönmüştür, sönmüştür sönmesine ama zaviyenin kahyası bu yakışıksız görüntüye şahit olmuştur. Kahya oruçtan harap bitap haller takınarak Mehmet’in başına dikilir ve ona biraz da tehditkârane bir şekilde Ramazan ayı olduğunu hatırlatıyor. Derviş Mehmet’in cevabı manalıdır:

“O mübarek her yıl gelir ama… Derviş Mehmet bir defa gelir.[1]

İşte o 1900 yılı Ramazan’ında ecnebi pehlivanlarla güreşecek de bir tane pehlivan vardır: Kıyıcı Osman pehlivan. Fransa’lara kadar gidip isim ve resmini gazetelere bastıracak kadar meşhur olmuş Neşet pehlivan bu akşam güreşecek pehlivanlardan biridir aslında ama tam da güreş günü rahatsızlanıvermiş ve mesuliyet Kıyıcı Osman’ın omuzlarına yüklenmiştir. Her ne kadar güreşten ve pehlivanlıktan hazzetmediği söylense de ihtimal Sultan Hamid’in de kulağı Beyoğlu’ndan gelecek muvaffakiyet haberindedir. Öyle ya pehlivanlık maharetiyle meşhur bir milletin tam kalbine payitahta ecnebi güreşçiler gelsin ve Türk pehlivanlarını mağlup etsin. Olacak iş midir? İşte yük şimdi Osman’ın omuzlarındadır. Olan biteni 3 Şevval 1317/2 Şubat 1900 tarihli Sabah gazetesi satırlarından takip ediyoruz:[2]

Dün Akşamki Güreş

Dün akşam Beyoğlu canbazhanesinde Merdiven Köylü Neşet pehlivan ile Macarlı Baston’un güreşeceğini yazmış idik. Neşet pehlivan keyifsizlenerek dün akşam güreşememiş. Macarlı [Baston]’un karşısına pehlivanlarımızdan Kıyıcı Osman pehlivan çıkmıştır.

Neşet pehlivandan başka bu güreşe iştirak için yerli pehlivanlarımızdan birkaçı dahi isimlerini kaydettirmişler idi. Osman pehlivan da bu meyanda imiş.

Güreş gece saat altı buçuğa doğru başladı. Üç dakikada bitti. Güreş Fransız pehlivanları usulünde icra olunuyordu. Yani belden aşağıya dokunmak, urmak, kakmak caiz değil idi. Osman pehlivan bu yolda ilk defa güreşiyordu.

Macarlı [Baston]’a nispetle Osman pehlivan daha iri, güçlü, kuvvetli olduğu için sahnede görünür görünmez zaten galibiyete hükm olunmuş idi.

Bir iki el kol şakasından sonra Osman pehlivan Baston’u kavradı. İki pehlivan sahnenin ön tarafındaki gaz siperine doğru ilerlediler. Baston kendini kurtarmaya düşmemeye çalıştı ise de Osman pehlivan bir taraftan sımsıkı yakalamış, diğer taraftan sahnenin ön tarafına doğru hasmını sevk etmekte bulunmuş idi. Osman pehlivan bir gayret ile Baston’un ayaklarını yerden kesr derecede kaldırıp itince Baston arka üstü düştü. Fakat Osman pehlivan da bu hamleden kendini zapt edemedi, coşkun kuvvetini koruyamadı. Gaz siperini parçalayarak sahneden aşağıya düştü ise de hemen kendini korudu. Yukarı çıktı. Temaşageran [izleyiciler] kendisini birkaç defa alkışladılar.

 

[1] Hikâye Ahmet Rasim’in Ramazan Sohbetleri kitabında mevcuttur.

[2] Yoğun mesaisine rağmen beni kırmayıp metni bugünkü Türkçeye çeviren arkadaşım Filiz Ferhatoğlu’na teşekkür ediyorum.

Comment here