Dosya KonusuRamazan

Ramazan Güreşleri – III

Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Oğuzhan Murat Öztürk

Pehlivanlarla alakalı yaptığı titiz araştırmalarla Türk güreşinin en muteber yazarlarından biri olan Âtıf Kahraman, dönem gazetelerinden yaptığı araştırmalar sonucunda 1897 ile 1900 arasındaki 3 senede herhangi bir Ramazan güreşi aktivitesine rastlayamadığını ifade ediyor. Kastedilen bu aralık aynı zamanda Türk pehlivanlarının Avrupa ve Amerika sergüzeştlerinin en yoğun olduğu senelerdir. Yine Kahraman’ın naklettiği gibi bu senelerde meşhur Koca Yusuf Amerika’da Kara Ahmed Rusya ve Fransa’da Adalı Halil Amerika’da güreşler yapmaktadır.

Türk pehlivanlığının şahika ismi Koca Yusuf da 1898 yılının 4 Temmuz gününde içinde bulunduğu Bourgogne transatlantiğinin İngiliz bandıralı Cromartyshire yelkenlisiyle çarpışarak batması sonucu hayatını kaybedecektir. Türk ve Dünya güreş tarihine Türk mührünü vurmuş bu efsanevi pehlivanın aziz hatırası her daim Türk milletinin gönlünde yaşayacaktır.

Türk pehlivanları Avrupa ve Amerika salonlarının altlarını üstlerine geçirirken Avrupalılar da payitahta çeşitli vesilelerle gelmekte ve gösterilerini İstanbul halkının beğenisine sunmaktadırlar.

1900 yılı Ramazan’ı 3 Ocak’ta başlamıştı. Antony yönetimindeki Paris At cambazhanesi Şehzadebaşı’ndaki Direklerarası’nda bir diğer kumpanya ise Beyoğlu’ndaki, Halep çarşısında hünerlerini ve cambazlıklarını sergileyerek halkın keyifli bir Ramazan ayı geçirmesini sağlıyorlardı.

Yazılarımızın en mühim kaynağını oluşturan kıymetli yazar Âtıf Kahraman, bu iki kumpanyayı karşılaştırıp Beyoğlu’ndakinin diğerine nazaran izleyicilerine çok daha zengin bir gösteri sunduğunu ifade etmektedir. Öyle ki Beyoğlu’ndaki kumpanya o dönemin en ilgi uyandırıcı icatlarından “asrın harikası” olarak nitelendirilen sinematograf makinesine dahi sahiptir ve müşterilerine sinema gösterileri de sunmaktadır. Atıf Kahraman bu sirkin İstanbul tarafına geçerek açık saçık artistleriyle gösteriler yapmasının yasaklandığını ifade ediyor.

Genelde kalabalıkların toplanmasından pek de hoşlanmayan Sultan Hamid’in sirkte güreş yapılmasına izin vermesi ilginçtir. Ramazan ayında halkı eğlendiren bu sirk grubunun faaliyetlerinden memnun olan Sultan, sadece kumpanyanın güreş etkinliği düzenlemesine izin vermekle kalmamış dilerlerse Türk pehlivanlarının da bu güreşlere katılabilmelerine de ruhsat vermişti.

Ancak ilk güreş sirkin Avrupa’dan getirdiği iki güreşçi arasında yapılacaktır. Bir tarafta Fransız Kristal öte tarafta Macar Baston. Güreşin yapılacağı günler öncesinden halka duyurulduğu için sirk hınca hınç dolmuştur. Öylesine bir kalabalık güreşi izlemeye gelmiştir ki dışarıda kalanlar içeridekilerden daha kalabalıktır.

Ancak bu güreş de sonraki güreşlere seyirci çekmek amacını güttüğü için bir oynaş güreşi idi. 20 dakika süren bu gösteri sanki iki pehlivan birbirilerine güya güç yetirememiş güreş bir sonraki güne bırakılmıştır.

Bu iki güreşçinin tekrar karşı karşıya geleceği ve bu kez sahici bir kuvvet denemesi yapacağı akşam Ramazan’ın 25. gecesidir. Teravih namazının ardından salon yine tıka basa dolar.

Âtıf Kahraman’ın Osmanlı Devleti’nde Spor adlı eserinde naklettiğine göre uzun boylu siyah bıyıklı iri pazulu Macar güreşçi Baston kozunu tıknaz, kısa boylu ve baldırlı Fransız Baston’la bölecektir. [1]

Seyirci nefesini tutmuştur.

Kısa boylu Fransız, uzun boylu rakibini 12 dakika sonunda mağlup ederek seyircinin takdirini kazanacaktır.

Şimdi sıra Türk pehlivanlarla ecnebilerin güreşine gelmiştir…

[1] Âtıf Kahraman, Osmanlı Devleti’nde Spor, Kültür Bakanlığı, 1995, Ankara, s. 172.

Comment here