Dosya KonusuRamazan

Ramazan Güreşleri – II

Bu makaleyi 6 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Oğuzhan Murat Öztürk

Celal Davut Arıbal hemşehrisi Kara Ahmet’i “Dünyaya pek az pehlivan gelmiştir ki cihan pehlivanı Kara Ahmet kadar çevik, atik, kafalı tekniği kuvvetli ve bilhassa kurnaz olsun” sözleriyle tarif etmişti.

Yine Razgardlı olan ve Türk pehlivanlığının gelmiş geçmiş en maharetli isimlerinden biri olarak kabul edilen Hergeleci İbrahim’in çırağı olan Kara Ahmet ustasından yağlı güreşin inceliklerini öğrenmiş olsa da yağlı güreşin şahika isimleri arasına ismini altın harflerle yazdırmayı başaramamıştır. Başaramamıştır başaramamasına lakin ismini dünyanın en meşhur alafranga güreşçilerinin arasına hem de altın harflerle yazdırmayı bilmiştir.

Türk pehlivanları yağlı güreşten yetişmiş oldukları için Avrupa’daki alafranga güreşlerde çok zorlanmışlardır. Misal yağlı güreşte rakibin bir gaflet anında kuvvetli ayağıyla Türk pehlivanı hasmının ayağına tırpanı yapıştırıverir. Bu hareket hem gösterişli hem de yenici bir hamledir yağlı güreşte. Oysa alafranga güreşte böyle bir hareket hem sportmenliğe aykırı faullü bir hareket olarak telakki edilir hem de böylesine bir hareketi tercih eden sporcu yaptığı kabalığın bedelini diskalifiye edilerek öder.

Paris’te Kara Ahmet’in başına da buna benzer bir talihsizlik gelmiş, rakibinin boş bulunduğu anda tırpanı yetiştiren Ahmet rakibini yendiğini sanıp sevinirken seyircinin yoğun protestosuna maruz kalınca neye uğradığını şaşırmıştı. Sonradan aklı başına gelen sempatik pehlivanımız önce şakın rakibinden sonra da biraz sonra onu çılgınca alkışlayacak olan Parisli seyircilerden özür dilemişti.

Protestolar yerini alkışlara bırakmıştır. Ahmet’i Fransızlar o kadar sevmişlerdir ki Kara Ahmet olan ismini dilleri dönmediği için “Karamel”e çevirmişler ve Türk pehlivanlara has “Haydaaaa” şeklinde attığı sevimli naralara istinaden onu “şarkı söyleyen güreşçi” tanımlamışlardı.

21 Şubat 1897 tarihinde Direklerarası’nda İtalyan Miloni ile yaptığı oynaş güreşi muhabirin naklettiğine göre tepkilere sebep olan Kara Ahmet 24 Şubat 1897 tarihinde yani Ramazan ayının 22. Gecesinde tekrar Miloni ile kozlarını paylaşmak için sahneye çıkacaktır. Mutat Ramazan eğlencelerinden olan Karagöz-Hacivat temsilleri, meddahlık gösterileri ve tuluat tiyatrosu gibi alternatiflerden sıkılanlar için dünyaca ünlü bir pehlivanın sahneye çıkmış olması bir hayli ilginç olmalıdır. Tercüman-ı Hakikat gazetesine Kara Ahmet Miloni güreşi şu şekilde yansımıştı:[1]

“Şehzadebaşı’nda Direklerarası’nda kain [mevcut] sirk kumpanyası tarafından bir güreş tertip olunduğu ve işbu güreşte Rusçuklu Kara Ahmet Pehlivan ile mezkur sirk kumpanyası mürettebatından cimnastik hünerbazı Mösyö Miloni’nin bir müddet çarpışıp fakat netice-i kat’iyye hasıl [kesin sonucun belli] olmadığı tafsilat-ı lazımesiyle [gerekli ayrıntıyla] gelmiştir.[2]

Evvelki akşam Kara Ahmet Pehlivan ile Mösyö Melibo tekrar alafranga güreş icrası iyçün meydan-ı musara’aya [güreş meydanına] çıkarak bir müddet uğraştıktan sonra Kara Ahmet Mösyö Miloni’nin iki omuzlarını da yere götürerek arka üzeri devirmiş ve bu suretle öğdülü [ödülü] kazanmış olduğundan seyirciler tarafından fevkalade alkışlara mazhar olmuştur.”[3]

Aynı güreş Sabah gazetesi okurlarına ise şu cümlelerle ulaşırdı:

“Dün akşam Şehzadebaşı’nda at canbazhanesinde Pehlivan Kara Ahmet ile cimnastik oyunlarında daima birinciliği ihraz eden [kazanan] meşhur Miloni tarafından icra kılınan güreşte on dakika kadar uğraştıktan sonra Kara Ahmet muvaffakıyet kazanmış ve Miloni’yi sırtı üzere yatırmıştır. Merkum [adı geçen] pehlivanın şu muvaffakıyeti fevkalade alkışlara mazhar olmuştur. Bu akşam da bir güreş icra kılınacağı gibi ahiran [bu günlerde] Dersaadet’e gelmiş olan Mösyö ve Madam Pavlov ile beş talimli hayvanları tarafından fevkalade hünerler gösterilecektir.

[1] Sahur vaktinde nazımı çekip metinleri büyük bir maharetle günümüz Tükçesine tercüme eden Levent Gündüz’e teşekkür ediyorum.

[2] Birinci yazıdaki oynaş güreşi kastediliyor.

[3] Tercüman-ı Hakikat, 25 Şubat 1897, s. 2.

Comment here