Dosya KonusuRamazan

Osmanlı’da Ramazan-ı Şerif’in İdrâki – III

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Zülgaip Akkuş

Baklava Alayları

Ramazan-ı Şerif’in on beşinci günü Topkapı Sarayı’nda icra edilen Hırka-i Saâdet merasiminden hemen sonra padişah tarafından Yeniçeri Ocağına bir iltifat ve ihsan olmak üzere Matbâh-ı Âmire’de hazırlatılan baklavaların sinilerle törensel bir tarzda yeniçerilere verilmesi ve onlarında kışlalarına kadar bu tepsileri taşıması âdetine   “Baklava Alayı” denirdi.

17.yy’in sonu yahut 18.asrın başlangıcından itibaren uygulandığını bilinen Baklava Alayı geleneği, padişah ve askerin arasında gerçekleşen bir itibar tasdiki, bir akitleşme manasını taşırdı. Alay, Topkapı Sarayı’nın ikinci avlusunda bulunan Matbâh-ı Âmire’nin önüne, her on askere bir tepsi hesabıyla dizilen sinilerin yeniçeriler tarafından alınması ile başlar,  daha sonra nizamî olarak hareket edilerek saraydan çıkılır ve meraklı İstanbul halkının oluşturduğu kalabalıklar arasından Divanyolu’nu takip ederek Aksaray’daki Yeniçeri kışlasında nihayete ererdi. Gönderilen tepsilerin saraya tekrar iadesi adettendi. Yeniçeri Ocağı’nın ilgasına giden süreçte bu adette de bozulmalar görülmüş, gönderilen tepsilerin saraya iade edilmediği hatta: “Padişahımızın ömr ü devletine ve saltanatına duacıyız, baklavalar o kadar nefis idi ki sini ve tepsileri de yedik” denildiği dönemin kalem erbabı tarafından yazılmıştır.

 

Saray İftarları

Osmanlı Sarayı’nda Ramazan-ı Şerif’in idraki heyecanını gösteren en önemli unsurlardan biri de hiç şüphesiz saray iftarlarıydı. Başta Padişah olmak üzere Harem ve Enderûn sakinleri bu heyecanı ziyadesiyle yaşardı. Ramazan-ı Şerif’in yaklaşmasıyla beraber Matbâh-ı Âmire’de bulunan tencerelerin kalaylanması, yiyeceklerin hazırlanması, Kiler-i Âmire’nin itina ile doldurulması gibi işler bir nevi iftarlara hazırlık faaliyetiydi.

Fatih Kanunnamesine göre padişah yemeği tek başına yediğinden iftar sofrasında sadece kendisi bulunurdu. (Bu adet sonra terkedilmiştir) Padişahın iftar sofrası eğer Ramazan-ı Şerif yaza denk gelecek olursa Sünnet Odası ile Bağdat Köşkü arasında bulunan   “İftariye Kameriyesi’nde” kurulur ve Sultan burada hem gurub vaktini izlerken hem de Galata, Haliç ve İstanbul’u seyrederek iftarını yapardı.  Bununla beraber dönemin önemli vükelâ ve ulemâı da saraya iftara davet edilirdi. Saray’da padişahın yemeklerinin hazırlandığı mekâna da “Kuşhane Mutfağı” denirdi.

Padişahlar istisnalar hariç  (I. Abdülhamid’in, kız kardeşi Esmâ Sultan’ın sarayına iftara gitmesi, II. Mahmud’un zenginliğiyle tanınan Dürrîzâde Mehmed Efendi’nin Üsküdar’da Paşakapısı’ndaki konağına habersiz olarak iftara gitmesi, Sultan Abdülaziz’in, Yûsuf Kâmil Paşa’nın Beyazıt’taki konağına iftara gelmesi gibi)  genellikle iftarlarını sarayda yaparlardı.

İmparatorluğun son döneminde özellikle II. Abdülhamid devrinde Yıldız Sarayı’nın kapısı davetli olsun olmasın herkese açılmıştı. Yıldız Sarayı’na iftara edilen devlet adamlarına mükellef iftar sofraları kurulduğu ve keseler içinde “diş kirası” verildiği bilinmektedir. Bu diş kiraları umumiyetle saat ve sigara kutusu olmakta idi.

 

Konaklarda Ramazan-I Şerif’in İdrâki

Ramazan- Şerif’in teşrifine yakın başta Sadrazam konağı başta olmak üzere; vezirler, Şeyhülislam ve Yeniçeri Ağası ve birçok küberânın devlethâneleri ile farklı devlet kademesinde görevli devlet adamlarının konaklarında mutantan hazırlıklara başlanırdı. Başta temizlik ve iaşe temini yapılmak üzere, konaklarda teravih, mukabele ve vakit namazları için makamâta vâkıf hafızlar bulundurulurdu. Devlet adamlarının ve toplumun müreffeh, zengin kesiminin iftar vaktinde sofralarını herkese açık tutmaları adettendi. Osmanlı İstanbul’unda konak sahibi otuz gün boyunca kapılarını herkese açık tutar, davetli, davetsiz herkes iftara gelirdi.

Ramazan-ı Şerif kışa denk gelirse İstanbul’da konakta idrak edilirken, yaz ay aylarına denk gelirse Boğaziçi’ne yalılara göç edilirdi.19. yy’in en meşhur sadrazamlarından biri olan Yûsuf Kâmil Paşa’nın, kışın Beyazıt’taki konağının ve yazları Bebek’teki yalısının dış kapıları önünde bekleyen görevli ağalar, vaktin darlığı sebebiyle evlerine koşarak gidenleri ve fakirleri önüne geçip paşanın kendilerini iftara davet ettiğini söyleyerek onları sofraya buyur ederler, daha sonra adet olduğu üzere diş kirası vererek yolcu ederlerdi.

Osmanlı’da konaklarında iftar iki kısma ayrılırdı. İlk kısım İftariyelik olarak adlandırılırdı. Akşam ezanının okumasıyla birlikte zemzem suyu ve hurma ile oruç açılır daha sonra peynir, zeytin, reçel vb. kahvaltılık tarzı atıştırmalıklar yendikten sonra Akşam namazına geçilirdi. Namaz eda edildikten sonra iftarın ikinci kısmı başlar,  asıl yemekler o zaman yenirdi. Daha çok et ve sebze yemekleri, pilav, şerbet, tatlı çeşitleri tüketilirdi. İftar bittikten sonra teravihe kadar sohbet edilir Yatsı ezanıyla beraber konakta cemaatle Enderûn teravihini örnek alacak şekilde kılınırdı. Teravih namazından sonra konak terk edilmez sahura kadar muhabbet devam eder ekseriyetle bu sohbetlerde din, tarih, edebiyat, musiki konularında görüş teatisinde bulunulurdu.

 

 

KAYNAKÇA

Gülru Necipoğlu, 15. ve 16. Yüzyılda Topkapı Sarayı – Mimari, Tören ve İktidar, Ruşen Sezer (çev.), İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2014.

Necdet Sakaoğlu, Tarihi, Mekânları, Kitabeleri ve Anılarıyla Saray-ı Hümayun Topkapı Sarayı,  1.Basım, İstanbul, Denizbank, 2002

Reşad Ekrem Koçu, Topkapı Sarayı,  3.Baskı, İstanbul, Doğan Kitap, 2015

Ahmet Halûk Dursun, İstanbul’da Yaşama Kültürü, Eski İnsanlar, Eski Evler,  Antik Çağ’dan XXI.Yüzyıla Büyük İstanbul Ansiklopedisi Toplum, IV. cilt, İstanbul, İstanbul Kültür A.Ş., 2015, s. 352-363.

 

 Zeynep Tarım Ertuğ, “Osmanlı Devlet Teşkilatında Hırka-i Şerif Ziyareti” İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü  Dergisi, İstanbul, 1998, 16.sayı, s.37-45.

Dursun Gürlek, Dersaâdet’te Ramazan Akşamları, 2.Baskı,  İstanbul, Timaş Yayınları, 2018

 

Mehmet İpşirli, Huzur Dersleri, 1998, https://islamansiklopedisi.org.tr/huzur dersleri,  08.05.2020,  s.441-444

Nurhan Atasoy, Hırka-i Saâdet, 1998, https://islamansiklopedisi.org.tr/hirka-i-saadet, 08.05.2020, s.374-377

Kemal Beydilli, Osmanlı Geleneğinde İftar, 2000, https://islamansiklopedisi.org.tr/iftar#2-osmanli-devlet-geleneginde-iftar, 08.05.2020, s.518-520

Fadime Aşık, Osmanlı İstanbul’un Ramazan Kültürü ve Ramazan Sofraları, Sakarya, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2019, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi

Gül Bezci, Osmanlı Toplumunda Ramazan Kültürü, Kütahya, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi

Comment here