Dosya KonusuRamazan

Davulcusu ve Manileriyle Ramazan

Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Ahmet Kaptan

Akşam ezanı dinlemek

Sahur vakti yemek yemek

Ramazana mahsus şeydir

Gece davulcu söylemek

 

İslam’ın beş şartından biri olan oruç tutma görevimizi yerine getireceğimiz on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif bu yıl da teşrif edip şeref verdi. Müslümanlığı kabul ettikten sonra Türkler’in edebiyat ve kültürlerinde kendisine büyük bir yer eden Ramazan ayı gerek yaşam tarzımız gerekse iç dünyamız açısından bizlere ferahlık sağlamaktadır.

Ramazan ayından bahsederken değinmeden geçemeyeceğimiz birçok konu vardır fakat yazımızda üzerinde duracağımız konu Ramazan davulcusu ve mani geleneğimiz olacaktır.

Ramazan’da davul çalma geleneği o günün şartlarında saat sisteminin olmaması nedeniyle insanların sahura kaldırılması amacıyla başlatılmış ve her mahalle ve bölgede gönüllü insanlar tarafından yapılmaya başlanmıştır. Zaman zaman birden fazla kişi sahur vaktinde sokağa çıkar eline davul ve tokmağını alır maniler söyleyerek ahaliye sahur vaktinin geldiğini duyururdu. Davul kültürümüze geçtiği günden itibaren zaman belirtmek için tercih edilmiştir. Evliya Çelebi XVII. Yüzyılda kervansaray, han, sur ve şehir kapılarının belirli saatlerde “derbend davulu”nun çalınmasıyla kapatıldığını yazmaktadır[1]. Gerek çıkardığı yüksek ses gerekse kulağa hoş gelen ritmindendir ki sahur vakitlerinin belirtilmesinde de davul tercih edilmiştir.

Kültürümüzde, Ramazan ayının olmazsa olmazlarından biri de manilerdir. Her ne kadar günümüzde bu gelenekler yok olmaya yüz tutmuş olsa da Anadolu’nun bazı yerlerinde yaşamını sürdürmektedir[2]. Halk düşünüşünün ince bir zevki olan maniler sahura kalkan çocukların eğlenmesi, dönem hakkında bilgiler vermesi sebebiyle oldukça kıymetlidir. Türker’in Orta Asya bozkırlarındayken edindikleri edebi geleneğin tam manasıyla devamı olan mani genellikle yedişer heceli dört dizeden oluşan ve birinci, ikinci ve dördüncü dizelerinin birbirleriyle uyaklı üçüncü dizesinin ise serbest durumda bulunduğu bir koşuk türüdür. Muhtemeldir ki sahur vakitlerinde sokağa çıkan davulcular sadece davul sesinin yeterli olamayacağını düşünüp ritimler arasında mani söylemeyi akıl etmişlerdir. Davulcuların yaptıkları bu manileri söyleyip üreterek edebiyatımıza kazandırmakla kalmamıştır. Ramazan’da kimsesizler ve evsizler durumu iyi olan insanlarımız tarafından unutulmamıştır ve bu aradaki bağlantıyı sağlayanlar ise davulcular olmuştur. Sahur vaktinde hazırlanan yemekler davulcuların ve bekçilerin yardımıyla evsiz, kimsesiz, durumu iyi olmayan insanlarla paylaşılırdı[3].

Ramazan davulcusu bu kadar sorumluluğu yüklendiği gibi halkımız tarafından da yalnız bırakılmamıştır. Söyledikleri maniler ve çaldıkları davul insanların ve çoğunlukla çocukların hoşlarına gittiği için daha fazla çalmaları istenmiş ve davulculara ipekli mendil verilmiştir. Bu kutsal ayın sonunda bu sorumluluğu üstlenmiş olan davulcular ev ev gezerek bahşişlerini toplar ev sahiplerinin iyi dileklerini temenni ederlerdi.

Türk kültürünün en eski parçalarından biri olan mani söyleme geleneği halkımızın dehasıyla ibadetlerinde kendilerine kolaylık sağlamak için kullanılmaya başlanmış ve bir geleneğin dönüşüp daha da farklı bir alanda yaşamasını sağlamıştır.

Milletimizin yüce gönüllülüğünün en büyük kanıtlarından biri olan mani, sevgi ve mutluluk temelinde oluşturulmuş zaman geçtikçe Ramazan aylarında hem sahur vaktini belirtmek hem de çocuklarımızın yüzünü güldürmek amacına hizmet etmiştir.

Kapısında bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının bizlere iyilikler ve güzellikler getirmesini temenni ediyor ve hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

 

Şekerim var ezilecek

Tülbentlerden süzülecek

Bahşişimi gönderiniz

Çok yer var gezilecek

 

[1] NEBİ BOZKURT, “DAVUL”, TDV İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/davul#1 (23.04.2020)

[2] GEDİK, Nusret, Edebiyatımızda Ramazan

[3] AYTUN, Ata, Atalarımızın Kaybolan Ramazan Adetleri, 06.08.2018

Comment here