Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Bozkurt Simgesi

Bu makaleyi 26 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Fatih Dede

Bu simge günümüzde siyasi bir simge olarak kullanılsa da Cumhuriyetin ilk yıllarında da birleştirici unsur olarak kullanılmıştır nedeni ise kendine özgü bir simge ile Türk Milletinin özgüvenini geri getirmek. Bilindiği gibi Türklerin mitlerinde Bozkurt önemli bir yer edinir. Sayın Hocam Hayrettin İhsan Erkoç’un Türkler, kurdu kutsal kabul etmişlerdir. Çeşitli dönemlerde yazıya geçirilen Türk efsanelerine göre kurt bazen Türklerin atası, bazen koruyup besleyicisi, bazen de göçleri sırasında yol göstericisi olmuştur…”[1] ve bunun nedenini şöyle açıklamaktadır. “Kurda bu kadar önem atfedilmesinin nedeni ise, onun bozkırda hem korkulan hem de saygı duyulan bir hayvan olmasından kaynaklanmaktadır. Kurtlar grup hâlinde avlanan ve çok hızlı, çevik hareket edebilen yırtıcı hayvanlardır. Sürülere ve yalnız yakaladıkları insanlara saldırmaları yüzünden büyük korku duyulan kurtlar, avlanırken kullandıkları çevik manevraları ve teşkilatçılığı sayesinde de Türkler arasında saygı uyandırmış olmalıdır.” Günümüzde Türkler dışında bazı milletler de Türkler ile Bozkurt sembolünü özdeşleştirir. Ben de Atatürk döneminde elde tutulabilecek delilleri olan bazı konulara değindim.

1-BOZKURT MOTİFLİ 5 VE 10 TL BANKOTLU KAĞIT PARALAR

5 Aralık 1927 tarihinde tedavüle çıkartılmış,15 Ekim 1937 tarihinde tedavülden kaldırılmıştır. 94 X 170 mm boyutlarında olup ön ve arka tarafı koyu mavi renktedir.

Ön yüzünde, Ay-Yıldız çerçevesi içerisinde Ankara Kalesi arkasından doğan bir güneş ve ön tarafında bir Bozkurt sembolünü görmekteyiz. Bunu Ergenekon’dan çıkış olarak betimleyebiliriz ve yan tarafta Ergenekon’dan çıkışın merkezi 1.TBMM merkezini görmekteyiz.[2]

5 Aralık 1927 tarihinde tedavüle girmiş, 15 Haziran 1939 senesinde tedavülden kaldırılmıştır.99X175 mm boyutunda olup ön ve arka yüzü eflatun renktedir. Ön yüzünde Bozkurt ve Ankara kalesi sembolü bulunmaktadır.[3]

Bu paraların ilk özelliği Türkiye Cumhuriyeti’nin kendine ait paralar olmasıydı. Cumhuriyetin ilk yıllarında maddi imkansızlıklardan dolayı yapılamamış ancak bu hasrete 1927 senesinde son verildi. Osmanlı Devleti’nde 1915 senesinde çıkartılan Evrak-ı Nakdiye kâğıt paraları 1927 senesine kadar kullanıldı. Yeni Kâğıt paralar henüz Modern Türk Alfabesine geçilmediği için bir tarafı Osmanlıca diğer tarafı ise o dönem popüler dil olmasından dolayı Fransızca olarak basılmıştır. Osmanlı Devleti döneminde kâğıt para basım işi İngiltere ve Fransa’ya bırakılmış[4] bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk paraları da basım için gerekli bilgi ve makinenin bulunmamasından dolayı Osmanlı Bankası aracılığıyla İngiltere de basılmıştır.

Bu banknotlar Atatürk’ün isteği üzerine mi bastırıldı diye sorduğumuzda net bir evet dememekle beraber kimin bakanlığı döneminde de yapıldığı biraz karışıktır. Banknotların üzerinde Merkez Bankasının internet sitesinde yazdığına göre Maliye Bakanı Mustafa Abdülhalik Bey (Renda)’in imzası yer almakta ancak Abdülhalik Beyi’n hatıratı ve onun hakkında yazılmış bir tezde de bu yeni banknotlar hakkında hiçbir bilgi bulamadım. Ayrıca banknotların yürürlüğe girdiği tarihte Maliye Bakanı olarak Şükrü Bey (Saraçoğlu) karşımıza çıkıyor.

Abdülhalik Bey’den bir önceki Maliye Bakanı Hasan Bey (Saka) hakkında yazılmış tezde şu bilgiye rastladım. “Saka döneminde (1925) tedavülde olan Osmanlı Paraları Cumhuriyet Paralarıyla değiştirildi. Bu işlerle ilgili 701 sayılı kanun kabul edildi (30 Kasım 1925)”[5] Hasan Bey’in göreve geldiği 3 Mart 1925 ve mevcut banknotların değiştirilmesine ait kanun 30 Kasım 1925 tarihinde çıkmış. Görev değişimi Renda ile 13 Temmuz 1926 yılında gerçekleşiyor. Abdülhalik Bey’in görevden ayrılma tarihi 1 Kasım 1927 ve nedeni ise 5. Türk Hükümeti kurulması. Abdülhalik Bey’in yerine Şükrü Bey Maliye Bakanı oluyor ve 5 Aralık 1927 tarihinde yeni banknotlar tedavüle giriyor.

Yeni banknotların değiştirilmesiyle ilgili kanun Hasan Bey tarafından düzenlenmiş, Abdülhalik Bey zamanında tasarımı ve basımı gerçekleşmiş ki bunu banknotun üzerindeki imzanın Abdülhalik Bey’e ait olmasından çıkarabiliriz ve tasarımda bozkurt simgesinin kullanılmasında Atatürk dışında kendisinin de etkisi olabilir çünkü Abdülhalik Bey Türkçü bir düşünceye sahip olduğunu gerek bulunduğu ortamda bir  çok kişinin Türklük için mücadele ettiğini bilmekteyiz bunun yanı sıra Rıza Nur ile yaşadığı bir tartışmada Yanya doğumlu olan Abdülhalik Bey’e Arnavutları ülkeye getirdiği ve onları İzmir ve İstanbul’un en güzel yerlerine yerleştirmekle suçlamış bunun üzerine genellikle sakin bir yapıya sahip olan Abdülhalik Bey sert bir şekilde Rıza Nur’a “Siz Arnavutları İsyana teşvik ederken ben Arnavutluk’ta Türklük için savaşıyordum[6] diyerek karşı çıkmış ve Türklüğüne laf ettirmemiş. Abdülhalik Bey’den sonra Şükrü Bey göreve geliyor ve yeni banknotlar 5 Aralık 1927 tarihinde tedavüle giriyor.

2- TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ

Batı ülkeleri tarafından aşağılanmış, ikinci sınıf insan muamelesi yapan ülkelerin karşısında dimdik durabilmemiz için özgüvenimizi kazanmamız gerekliydi ya işgallere göz yumup bağımsızlığımızı kaybedip emperyalizmin altında ezilip ya köle ya da yok olacaktık ancak Mustafa Kemal Atatürk’ den önce başlayan direniş Atatürk ile güçlendi. Ardından Cumhuriyetimiz kuruldu ancak sadece düşmandan kurtulduk ama düşmandan daha tehlikeli bir şey varsa bu da eskiciliktir. Bu yapıdan kurtulmak için bilim gerekliydi ve bundan dolayı bilimsel çalışmalar için üniversiteler kuruluyordu. Türkiyat Enstitüsü ise Türk; edebiyatı, tarihi, sanat tarihi ve müziği gibi Türk kültürünün alanlarında bilimsel araştırmalar yapmak ve kurulacak olan diğer üniversitelere önderlik etmek için kuruldu. Özgüvenini kaybetmiş bir milleti diriltmenin en etkili yolu kuşkusuz Tarihini hatırlatmaktı. Ankara’da 1935 senesinde Dil Tarih, Coğrafya Fakültesi kuruldu ancak daha öncesinde 1924 senesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği ve bakanlar kurulunun 1111 numaralı kararı ile İstanbul Üniversitesine bağlı Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Ord. Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü tarafından kuruldu[7] ve günümüzde çalışmalarına devam etmektedir.[8]

Bozkurt simgesine gelecek olursak bu Enstitü’nün sembolü Tanrı Dağlarının önünde meşale tutan bir Bozkurt Simgesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine böyle yapılmıştır ve amblem “Türk’ün İlim Ateşi Tütsün” anlamına gelmektedir.[9]

3-BAYRAK TUTAN BOZKURT HEYKELİ

28 Kasım 1919 Tarihinde Cuma günü Fransızlar Kale’de dalgalanan Türk Bayrağını indirirler. Cuma Namazı için toplanan cemaat “Bayraksız namaz kılınmaz” diyerek kaleye gidip Türk Bayrağını tekrar kaleye astı[10] ve bundan dolayı bir anıt dikildi ancak bu anıtın dikiliş tarihi 1936 senesi olduğu yerel basında yazmakta ve sosyal medyada milliyetçi hesapların bu heykeli diktiren kişinin Atatürk olduğu söylemektedir.

Sosyal medyada çok sık dolaşıyordu[11] ve bunu araştırmam gerekti ve ilk araştırmam içinde oldukça yorucu bir başlık oldu. Öncelikle burada göründüğü gibi bayrak tutan bir bozkurt heykeli mevcuttu ancak sonradan bozkurt heykeli kaldırılmış. Cumhuriyet gazetesi arşivinden bu heykel ile ilgili bilgi aradım ancak bulamadım. Dönemin diğer gazetelere de baktım ancak bulamadım. İnternetin güzelliklerinden faydalanarak bu heykelin en iyi halini ve başka açıdan çekilmiş fotoğrafını buldum…[12]

 

Öncelikle fotoğrafın photoshop olmadığını hem farklı açıdan hem de farklı bir zaman da çekildiğini heykelin alt tarafındaki ıslaklıktan anlayabiliriz. Heykelin üzerinde yazan yazı şu:

“28 İkinci Teşrin 1335 Cuma Günü Türk, Maraş’ı silah gücü ile inen bayrağını iman gücü ile yeniden dalgalandırdı.1936”

Sıra gelelim heykelin kim tarafından ve ne zaman yapıldığına. Bu heykelin yapılma tarihi yazdığı gibi 1936 senesi, bunu başka veriler ile de onaylayabiliyorum. İlk olarak Cumhuriyet Gazetesinin 17 Şubat 1936 tarihli gazetesinde bulduğum haberin içeriğinde 16 Şubat tarihinde Kahramanmaraş’ta bir tören düzenlenmiş ve Şehitlerin kemiklerinin konulduğu abidenin açılışı ve düzenlenen törenin[13] ardından Sütçü İmam’ın Fransız’a ilk kurşunu sıktığı yerde bir anıtın açılışı yapıldığı ve altındaki yazıda Dönemin Belediye Başkanı Hasan Sükût Tükel’in görev yaptığı 1936 senesinde yapıldığı yazmakta.

 


“Şehitlerin kemiklerinin koyulduğu abide”[14]

Haberin devamında ise kaleye çıkıldığı ve orada da bir tören gerçekleştiği yazmakta. Bayrağa belediye başkanı, hükümet tarafından takdim edilen İstiklal Madalyasını kaledeki bayrağın üzerine taktığı yazmakta. Sıra gelelim anıtın kim tarafından yapıldığına.1932 senesinde Atatürk İmzalı kararname de bazı şehirlerde dikilecek heykel ve anıtların tetkiki için bir komisyon kurulmuş. [15] Dört sene sonra heykel dikilmiş, söylenildiği gibi bizzat Atatürk tarafından değil de ya Belediye Başkanın veya komisyon üyelerinin kararı ile Bozkurt Heykeli yapılmış[16] ya da komisyon üyelerine, Belediye Başkanına sözlü bir talebi olmuş olabilir.

4-BOZKURT CUMHURİYET MARŞI

İnternette nadir dolaşan bir bilgi Bozkurt Cumhuriyet Marşı. Öncelikle söylenene göre bu marş Cumhuriyet’in kurulduğu tarihte törenlerde kullanılmış ve bu marşı Atatürk, ikinci Dönem Malatya Milletvekili Dr. Hilmi Oytaç’a yazdırmış. Öncelikle Dr. Hilmi Oytaç kimdir?[17]

Atatürk’ün hemşerisi ve yaşları da hemen hemen aynı. 1879 Selanik doğumlu olan Dr. Mehmet Hilmi Oytaç Askeri Tıbbiye okumuş ve önemli görevlerde bulunmuştur. Dikkat çeken iki önemli görevi; Atatürk’ün ön plana çıkmaya başladığı Anafartalar Grup Hastanesinin Başhekimi ve Atatürk’ün görev yaptığı 2.Ordu Komutanlığında Atatürk’ün Doktorluğunu, Cumhuriyet döneminde ise ikinci Dönem Malatya vekili olarak görev yapmıştır.[18]

Atatürk ile ilgili bir hikâye de bir şehir sırasında yanında bulunduğu yazmakta.[19]

Arşivlerde Hilmi Oytaç’ın genellikle Sağlık ile ilgili konularla ilgilendiği görülüyor. Hilmi Bey müzisyen değil ve müzik ile bir ilgisi yok biraz tuhaf geldi. Marşla ilgili üç sayfalık ufak bir kitap budum. İlk sayfasında Mustafa Kemal Atatürk kolunu yaslamış ve yanında da bir Bozkurt figürü. İkinci sayfasında “29 Ekim 1923 Bayramı, Bozkurt Cumhuriyet Marşı” başlığının yazdığını görmekteyiz ve sağ tarafta Hilmi Bey’in ismi sol tarafta hakkında sadece bir gazete köşesinde ismi geçen İtalyan sanatçı Carlo d’Alpino Capocelli’nin ismi görünmektedir. Yani Hilmi Bey bir müzisyenden yardım almış. Son sayfasında ise bu marşın sözleri yer almaktadır…[20]

Buradan Atatürk’ün bir isteği üzerine bu çalışma yapıldığı ya da Hilmi Bey bunu şiir olarak yazıp ve Atatürk’e gösterdikten sonra Atatürk’ün isteği üzerine bu şiir bestelenmiş veya Hilmi Bey kendisi böyle bir çalışmaya girmiş olabilir. Bana göre ikinci seçenek daha ağır basmaktadır. Ancak birinci çalışmanın olma ihtimali de var. Bu marşın törenlerde söylendiğine dair herhangi bir bilgi bulamadım.

 

 

 

 

 

Türkler bugün Cumhuriyet temeli kurdular

O temelin çamurunu kan ile yoğurdular

Hem düşmanları boğdular hem sultanları kovdular

Kutlu olsun ey millet varlık bayramımız bugün

Tarihte yoktur böyle gün, en büyük bayram bugün

Bozkurtlara örnektir dernektir Gazimiz

Karanlıktan kurtulduk biz aydınla Azimiz

Kutlu olsun ey millet Gazi Bayramınız bugün

Tarihte yoktur böyle gün en büyük bayram bugün

Bütün dünya anladı biz nasıl bir milletiz

Medeniyet âleminde kudretli devletiz

Hem zalimlere değneğiz hem mazlumlara örneğiz

Kutlu olsun ey millet Türklük Bayramımız bugün

Tarihte yoktur böyle gün en büyük bayram bugün

Bozkurtlara örnektir dernektir Gazimiz

Karanlıktan kurtulduk biz aydınla Azimiz

Kutlu olsun ey millet Gazi Bayramınız bugün

Tarihte yoktur böyle gün en büyük bayram bugün

 

5-Ergenekondan çıkış tablosu

Ergenekon’un Türk Destanlarından birisi olduğu bilinmektedir. Dört asır bu vadide yaşıyorlar ve bazı halklar ile sorunlar yaşadıkları gibi o vadiye sığamaz hale geliyorlar ve sonrasında Bumin Kağan önderliğinde bir Bozkurdun yol göstermesi sonucu Ergenekon’dan çıkıp ve genişlemeye Göktürklerin temelini atmaya başlıyorlar. Bu hikâye genellikle böyle bilinir ama akademik olarak bu konu tartışılmaktadır.

Bu görseli görmeyen milliyetçi birisi yoktur ve çoğumuz bu görseli Atatürk tarafından İbrahim Çallı’ya yaptırdığını biliyorduk ancak gerek internetten gerekse Çallı’ya ait resim kataloglarına baktığımda bu eseri bulamadım. Biraz daha araştırdığım zaman bu resmin karikatürist ve ressam Ratip Tahir Burak’a ait olduğunu öğrendim.[21] Peki bu eser Atatürk tarafından mı yaptırıldı?

İlk Olarak Tahir Burak ve Atatürk arasında geçen bir hikâye; “Cumhuriyetin 2. yıldönümü gecesindeki balodan büyük bir karton üzerine Atatürk’ün görünümünü yapmış ve bunu o zevkli gecede kendisine sunmuştur. Çok neşelenen Atatürk bu resmini etrafını saran yabancı elçilere göstererek görüşlerini sormuştur. Herkesin beğenisini kazanan bu resim, o gecenin hatırası olmak üzere balodakiler tarafından imzalanmıştır. Tarih 29 / 30 Ekim 1925’tir. Güzel bir anıyı içeren bu büyük boy karton üzerine yapılan desen usta bir fotoğraf sanatçısı olan eski İçişleri Bakanı Cemil Uybadın tarafından çoğaltılmış ve o gecenin konuklarına daha sonra dağıtılmıştır.[22]

Atatürk’ün Ergenekon tablosunun çizilmesini istemesine dair bir bilgi yok. Ressam hakkında çok fazla bilgi veren bu konuda bulabildiğim tek güvenilire yakın kaynakta “1932’de ressam Ratip Tahir Burak, Ergenekon’dan Çıkışı canlandıran önlerinde Bozkurt’un yol gösterdiği bir yağlıboya resim yapar. Atatürk, çok beğenir ve Millî Eğitim Bakanlığının giriş holünde sergilenmesini sağlar.” Şeklinde bir bilgiye ulaştım.[23]

Öncelikle bu bilgiyi tarihçiliğin doğası gerek yorumlamak gerekiyor çünkü elde net bir bilgi yok. Atatürk 1925 senesinde çizdiği resimden dolayı Ratip Tahir’in çizdiği kendi resmini beğenmesi sonucu böyle bir tablo istemiş ve çizim bittikten sonra Atatürk’e şahsi olarak göstermiş olabilir çünkü herhangi bir törenden ya da sergiden söz edilmiyor. Büyük ihtimalle şahsi bir ziyaret sonucudur.

Peki Atatürk böyle bir Tabloyu neden isteyebilir?

1930 senesinde Türk Tarih tezi yayınlanıyor. Türk Milletini hak ettiği değeri bulması ve bunun Türk Milletinin büyük bir Millet olduğunun ve Atatürk dönemindeki Türk İnkılaplarının yüceltilmesi için yapılmış bir çalışmaydı. Bu doğrultuda Atatürk’ün böyle bir tablo istemiş olma ihtimali mevcuttur. Ayrıca Nejdet Sançar’ın Yayınladığı Türklük ve Bozkurt isimli makalesinde bu konuya da ufaktan değinir; “Gazi Mustafa Kemal, hayatının son yıllarında coşkun milliyetçilik devrinde, bunun için, “Ergenekon’dan Çıkış” tablosunu yaptırıp Maarif Bakanlığı binasına astırmıştır.”[24]

Atatürk’ün Türk Tarihine verdiği önem ve okuduğu eserlerden de yola çıkarak bunun olma ihtimali kendi fikrimce daha yüksektir. Ayrıca bu tablo iki adettir. Bu tabloda Atatürk; Önder, Rehber, Yol gösterici anlamına gelen Bozkurt gibi betimlenmiş ve altına aldığı yıkık bir durumdan Atatürk’ün gösterdiği ve bir Yurttaşın baktığı yönde geleceği görüyoruz. Gökdelenler, Uçak, Traktör, Sanayi gibi objeler dikkat çekiyor. Bu iki tablo Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenmektedir.

6-Bozkurt Sigarası

Bu konuyu tarihsel olarak pek mühim bulmuyorum ancak konu yanlış bilindiği için yazmam gerekliydi. Sanal alemde “Atatürk’ün emri ile 1935 senesinde çıkartılmıştır” bir bilgi ancak bu sigarayı ufak bir araştırma ile Atatürk’ün çıkartmadığını görebiliriz. Cumhuriyet arşivlerinde bununla ilgili bir ödeme ya da bir çalışma yoktur. Olayın kısaca özetlemek gerekirse 1935 yılında inhisar da çıkartılan birçok sigara markasından birisi ve bu sigara 10.yıl münasebetiyle satışı yapılan bu sigara çok büyük bir talep sonucu İstanbul, Ankara ve İzmir’de de satışı yapılmıştır. [25]

Şekil 8″ Genellikle bu tür bilgiler dolaşmakta ancak doğru bir bilgi değildir.”

SONUÇ

Cumhuriyetin ilk yıllarında birçok simge kullanılmıştır. Bunlardan birisi kuşkusuz bozkurttu Türkçülük hiçbir zaman siyasi anlamda devlet mefkuresi olmadı. Cumhuriyet döneminin ilk başlarında mecburen uygulansa da harp sonrası bu anlayış değişti. Türkçülük yalnızca kültürel anlamda yapılmıştır. Türkçülük ve halkçılık bir fidanın güller açan dalı birisi kültürel bir anlayış diğeri ise siyasi bir anlayıştır.[26] Yani bunlar kullanıldı diye Türkçülük ve Halkçılığı birbirinden ayırmak doğru değildir. Bozkurt simgesine gelecek olursak birçok yerde kullanımı mevcuttu. Spor kulüplerinin isimlerinde, Türk İdman Cemiyeti ve güreş federasyonu tarafından verilen diplomalarda, son olarak mektup pullarında ancak girişte de dediğim gibi hiçbir bilgi ya da görsele ulaşamadım. İddia edilen bilgileri teyit edeceğim veriler olmadığı için yazmadım.

[1] H. İhsan Erkoç, Türk Mitolojisi, haz. Ufuk Er, https://www.akademiktarihtr.com/turkmitolojisi/, E.T 28.06.2020

[2] Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, https://www.tcmb.gov.tr , Cumhuriyet Dönemi Banknotları, Emisyon Grupları, E1 Emisyon Grubu, E1 Beş Türk lirası 1.Tertip

[3] “Aynı Yer”, E1 On Türk lirası 1.Tertip

[4] https://sanalmuze.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/sanalmuze/tr/main+menu/emisyon+gruplari/kaime

[5] Fatih Öztürk, Hasan Saka (1885-1960), (Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2006), S.44.

[6] Gönül Türkan Demir, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Mustafa Abdülhalik Renda (1881-1957), (Çankırı: Çankırı Karatekin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2012), S.74.

[7] İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’ne mülhak Türkiyat Enstitüsü için düzenlenen yönetmeliğin kabulü, Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30-18-1-1 / Kararlar Daire Başkanlığı (1920-1928), Yer Bilgisi:11-55-4

[8] https://turkiyat.istanbul.edu.tr/tr/content/enstitumuz/tarihce

[9] http://evrenselisik.blogspot.com/2017/06/turkiyat-enstitusu-amblemi-ataturk-ve.html

[10] https://kahramanmaras.bel.tr/bayrak-olayi

[11] http://www.bilginamca.com/2014/02/bir-zamanlar-kahramanmaras.html “Sosyal Medya’da dolaşan fotoğraf”

[12] Adı geçen internet sitesi

[13] “Kahramanmaraş’ta yapılan büyük tören”, Cumhuriyet Gazetesi, 17 Şubat 1936

[14] Adı geçen internet sitesi

[15] Belediye, özel idare ve bazı cemiyetler tarafından çeşitli şehirlerde diktirilecek heykel ve abidelerin tetkiki için komisyon kurulması, Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30-18-1-2 / Kararlar Daire Başkanlığı (1928- ), Yer bilgisi:29-50-2

[16] “Belediye Başkanın hatıratı mevcut ancak erişemediğim için inceleyemedim.”

[17] https://mustafakemalim.com/ataturkun-doktorlarla-cekilen-20-farkli-fotografi/doktor-hilmi-oytac/

[18] https://www.tbmm.gov.tr/TBMM_Album/Cilt1/index.htm,Sf:111

[19] EKMEKÇİ Mustafa, “Çiller Böyle Yaparsa”, Cumhuriyet Gazetesi, 2 Eylül 1993

[20] http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/handle/11498/17574

[21] https://www.kulturportali.gov.tr/portal/ratip-tahir–burak

[22] https://isteataturk.com/g/icerik/Ratip-Tahir-Burak-Ataturk-Cizimi-1925/1567

[23] ERGÖNÜL Kıvanç, “Gülcemal’den Solak Reis’e R. Tahir Burak”, https://www.denizgazete.com/ , 12.7.2007

[24] http://www.tarihistan.org/turkluk-ve-bozkurt-nejdet-sancar/17602/

[25] “İnhisarlarda Bozkurt Piyasaya Çıkıyor”, Cumhuriyet Gazetesi, 7 Ağustos 1935

[26] Etem Çalık, Türk Düşüncesinde Ziya Gökalp, İstanbul, Ötüken Neşriyat, 2019, s.121.

Comment here