BiyografiCumhuriyet

Mücadeleci Bir Tarihçi: Ahmet Zeki Velidi Togan

Bu makaleyi 14 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Elif Kara

ÖZET:

Zeki Velidi Togan, büyük bir tarihçi, önemli bir Türkolog ve Türkistan bağımsızlık hareketinin öncü isimlerindendir. Çok yönlü ilim adamımız Zeki Velidi Togan’ı sizlerle buluşturmak için bu yazımı kaleme aldım. Yazımda Zeki Velidi Togan’ın yaşamı, Türkistan mücadelesi, tarihçiliği, Türkoloji çalışmalarını sizlere sunacağım. Keyifle okumanız dileğiyle…

GİRİŞ:

Tam adı Ahmet Zeki Velidi Togan olan ilim adamımız 10 Aralık 1890’da Rus Federasyon’una bağlı Başkırt Özerk Cumhuriyet’i topraklarında İsterlitamak(İşimbay) kazasının Küzen köyünde doğmuştur. Velid mahlasını dedesinden almıştır. Rusya’da iken Validov soyadını taşımış, Türkiye’ye gelince Togan soyadını almıştır. Molla Ağa diye de bilinmektedir. Eğitimli ve kültürlü bir aileye mensuptur. Arapça’yı babasından, Farsça’yı annesinden öğrenmiştir. Daha sonra karşı köyde ki medreseden Arap edebiyatı dersleri almış aynı anda da Rusça öğrenimine başlamıştır. Babasının onu evlendirip köye imam yapma isteğinden dolayı kaçarak Kazan’daki Kasımiye medresesinde eğitimini tamamlamıştır. Ardından Kasımiye ve Ufa’da öğretici olarak çalışmıştır. Bu dönemde Başkırt toplumunun meselelerine ve Türk tarihine merak sarmıştır. V.V.Barthold, A.Dopsch, İsmail Gaspıralı’dan etkilenmiştir. Zeki Velidi’yi önemli bir âlim yapan da bu meselelere yönelişi olmuştur. Kazan’da bulunduğu sırada Rus şarkiyatçılarla tanışmış onların desteğiyle 2 defa Türkistan’a araştırma gezileri yapmıştır. Bu gezi sırasında Kutad gu Bilig’in yeni bir nüshasını keşfetmiştir.

1917 Ekim ihtilalinden sonra Başkırt halkının umutlarını karşılama amacıyla siyası hayata adım atmıştır. Başkırt Özerk hükümetinin kurulmasına öncülük etmiştir. Burada savaş bakanı daha sonra hükümet başkanı olmuştur. Rusya iç savaşından yararlanarak çarlık generallere karşı Sovyetler ile iş birliği yapmış fakat Başkırt hareketi istenilen sonucu alamamıştır. Bu nedenle Türkistan’da mücadeleye devam eder. 1921’de kurulan Türkistan milli birliğinin başına getirilerek Basmacılar ile birlikte Bolşevik Ruslar ile mücadele etmiştir. Enver Paşa gibi Türkistan mücadelesi için çabalayan dış Türklerle ilişkilerde bulunmuştur. Türkistan’daki mücadele Rusların büyük askeri hamleleriyle sona ermek üzereyken 21 Şubat 1923’te İran’a geçmiştir. Burada çok önemli bir bilgi ele geçirmiştir. Meşhed’deki kitaplıkta o zamana kadar bilinmeyen İbn-i Fadlan’ın eserini ele geçirmiştir. Buradan Afganistan’a geçerek Herat ve Kabil’de incelemeler yapmış, Hindistan yolu üzerinden Türkiye’ye geçiş yapmıştır. Vizesi olmadığı için Türkiye’de kalamayıp Avrupa’ya gitmek zorunda kalmıştır. Avrupa’da 18 ay kalmış, İngiliz, Alman, Fransız ilim çevreleriyle ilişkiler kurmuştur.

20 Mayıs 1925’te Türkiye Cumhuriyeti Maarif vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver)’nin davetiyle İstanbul’a gelmiştir. İstanbul’dan da Ankara’ya geçmiştir. 3 Haziran 1925’te Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuştur. Türkiye’de ilk olarak Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Heyeti üyeliğine tayin edilmiştir. 1925’den itibaren İstanbul kütüphanelerindeki mevcut yazma eserlerden bilgiler toplamıştır. 26 Ocak 1927’de İstanbul Dârülfünûn’u Edebiyat Fakültesi’nde Türk Tarihi muallimliğine başlamıştır. Köprülüzâde Mehmet Fuad’ın başında bulunduğu Türkiyat Enstitüsü sayesinde Barthold’u Türkiye’ye getirterek onun konferanslarında tercümanlık yapmıştır. Türkiye’ye geldiği günden itibaren siyasi gayeleri olan çoğu kişi tarafından aşırı milliyetçi ve katı muhafazakâr olarak gösterilmiş Atatürk’ün gözünden düşürülmeye çabalamıştır. Türkiye’de hiçbir zaman çağdaşlaşma hareketlerine ve siyasi düzene karşı olmamıştır. İlmi yöntemlerinin anlaşılmaması onun yanlış anlaşılmasına sebep olmuştur.

Togan’ın Türkiye’deki bu çevreler ile ilk ters düşmesi harf devrimi zamanında olmuştur. Ona göre bu devrim, lisan anarşisine sebep olacak, Latin harfleri Müslüman Türk milletini milli kültür ananelerinden uzaklaştıracaktır. “Türk harsı sahası inkılâba değil tekâmüle muhtaçtır.”diyerek görüşlerini belirtmiştir. Bu yaklaşımı harf devrimi gerçeğini reddettiği ve uymadığı sonucuna varılmamalıdır. 1928’den sonraki süreçte çoğu yazısını yeni Türk alfabesiyle kaleme almıştır. Bu durum harf devrimine tamamen karşı olmadığını göstermektedir. 1930’da Ankara’da kurulan Türk Tarih Heyet’ine ve cemiyetin hazırladığı tarih kitabını eleştirmiştir. 1932’deki I.Türk Tarih Kurultayı’nda olmuştur. Bu kurultayda da tarih tezine eleştirilerde bulunmuştur. Bu teze büsbütün karşı çıkmamıştır. Teze dair yaptığı eleştiriler, bilimsel temellere dayandırma konusundaki eksiklikleri ve bazı tarihi gerçeklerin saptırılması yönündedir. Örneğin, tarih tezinde Türklerin ilk ortaya çıkışları Anadolu’ya dayandırılır. Roma İmparatorluğu dönemlerinde ve daha öncesinde Anadolu’yu Türk gösterme çabalarını yanlış bulmuş Türkler’in ana yurdunun Orta Asya olduğunu belirtmiştir. Bu kurultay da Reşid Galib, M. Şemsettin(Günaltay), Sadri Maksudi(Arsal)’ın tepkisini üzerine çekmiştir.

I.Türk Tarih Kongresi’nin ardından Togan aleyhine bir kamuoyu meydana geldi. Zeki Velidi Togan bu kongre de yaşananları kitaplaştırmıştır. Bu kitapta kullandığı ifadelerden Atatürk ve rejim karşıtı olmadığı anlaşılmaktadır. Kurultay da yaşananları kendisinin yanlış anlaşılmasına ve Sadri Maksudi ile aralarındaki fikir ayrılıklarına bağlamıştır. Bu tepkilerin ardından İstanbul’daki görevinden istifa ederek Viyana’ya gitmiştir. Burada İbn-i Fadlan’ın doktorasını tamamlamış, buradan Almanya Bonn Üniversitesi’nde göreve başlamıştır. Bu dönemde Türkiye’de II. Türk Tarih Kongresi yapılmıştır. Togan kongrenin ardından Afet İnan’a mektup yazmıştır. Bu mektup Atatürk’e saygısını ve sevgisini göstermesi, Türkiye’ye bağlılığı ve Türk Tarih Kurumu’na saygısını göstermesi açısından oldukça değerli bir belgedir. Bonn Üniversitesi’ndeki görevinden sonra Göttingen Üniversitesi’ne geçiş yapmış, buradan da İstanbul Üniversitesi’ne geri dönmüştür.

Zeki Velidi Togan, Fuad Köprülü ile Türk kavramının asli özelliklerini belirlemiş ve Hollandalı Türkolog Karl John’ın Orta Asya tarihiyle ilgilenmesine katkı sağlamıştır. Zeki Velidi Togan, bilginin kaynağına vasıtasız inme kaynaklara dayalı sentez yapabilme yeteneğine erken yaşlarında erişmiştir. Türk ve Müslüman kimliğiyle tarih dünyasında ödün vermemiş, mücadeleci tarafını milletler arası kongrelerde bile göstermiştir. Lakin bu faaliyetleri 1944’de Irkçılık-Turancılık faaliyetleri ile sekteye uğramıştır. Mayıs 1944’te tutuklanarak 15 ay hapse mahkûm edilmiştir. O sırada yargılananların içinde en uzun süre hapse mahkûm edilenlerdendir. 1945’te beraat etmiş ancak 1947’de tahliye olmuştur. 1948’de üniversitedeki görevine geri dönmüş, vefatına kadar da devam etmiştir. 1953 yılında 1948’den sonra üniversitedeki görevinin yanında XXII. Müşterekler Kongresi’ne başkanlık yapıştır. Ayrıca 1953 yılında daha önce kapanmış olan İslam Tetkikleri Enstitüsü’nün yeniden kurulmasına katkı sağlamış ve oranın ilk müdürü olmuştur.

Zeki Velidi Togan’ın İstanbul Dârülfünûn’unda verdiği derslerde yetiştirdiği öğrenciler, Türkiye’de ele aldığı kitaplar tarihimize ve tarihçiliğe yapmış olduğu somut katkılardır. Onun öğrencisi olan ünlü Türk edebiyatçısı, tarihçi ve fikir adamı Hüseyin Nihal Atsız hocası Zeki Velidi’nin tarihçiliğini şu şekilde bizlere sunar:

“-…Zeki Velidi Togan, büyük tarihçi olmanın şartlarından biri olan tarihi olaylara derinlemesine nüfus edebilmeyi kaynaklardaki gerçek ve yanlış payını iyi hesaplamış, hadiselerin daha önceki bağını iyi tahmin etmiş, destan ve hakikatlerden de tarihi hakikatler çıkarmasını bilmiştir. Bilgisine göre az eser vermiştir. Dünyaca kabul edilen bir Türk profesörüdür. Amerika, İngiltere, Almanya, Hindistan, Pakistan ve galiba Japonya’dan da kürsü teklifi almıştır. Türkistan ve Altın Ordu devletini çok iyi bilmektedir. Türkiye tarihiyle çok uğraşmamış fakat büyük bir tarihçi olmanın verdiği sezgiyle Türkiye tarihiyle ilgili birçok meseleyi çözen ilk bilgin o olmuştur. Yassıçemen savaşına ilk dikkat çeken odur. Cengiz hareketlerinin Batı ve Ön Asya’daki meydana gelen sonuçlarını iyi muhakeme etmektedir. Osmanlıların başlangıcında uçlardaki beyliklerin tümüne hâkimdir. Osmanlı tarihinin başlangıcına ait karanlık, karışık, yanlış haberlerin bir kısmını aydınlığa kavuşturan da yine odur. Divan-ı Lügat’it Türk’ün telif yılını tespit etmiştir. Destanlardan faydalanmasını iyi bilir, boy, uruk, ulus adlarının destanlarda çok defa geçtiğini dikkate alarak neticeler çıkarmıştır. Türk topluluklarında kullanılan şahıs adlarını da iyi bildiği için bundan tarihi sonuçlar çıkarmıştır. Türk tarihinin geçtiği bölgelerin büyük bir bölümünü gezip görmüş bu seyahati beyne ve gönle işleyen etüt şeklinde olmuştur. Özel konuşma ve toplantılarında bile tarihe kadar uzanır, ciddi kitaplar yazdığı zaman çok memnun olurdu…”

Ayrıca, Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Zeki Velidi Togan‘a Reşid Galib‘in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâilî Boratav‘ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile Dr. Reşid Galib‘e “-Oysaki biz Zeki Velidi’nin talebesi olmakla iftihar ederiz.” diyen bir protesto telgrafı çekmiştir. Hüseyin Nihal Atsız’ın bu sözleri bize ne kadar önemli bir ilim adamı olduğunu göstermiştir. Yaşarken ve vefatından sonra yurt dışında birçok ödül almıştır. Zeki Velidi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk bilim dünyası için onur kaynağı olmuştur.

Zeki Velidi Togan’ın ilk araştırma ve çalışmalarına 1908’lerde başladığı görülmüştür. Eserlerine baktığımızda ise;

“Türk – Tatar Tarihi”, “el- Bîrûnî ve Âsârı(harf inkılâbı sebebiyle yarımdır.)”, “On Yedi Kumaltı Şehri ve Sadri Maksudi Bey”, “İbn-i Fadlan’s Reisebericht”, “Birunis Picture of the World(yarımdır.)”, “Bugünkü Türkistan ve Yakın Mazisi”, “1929-1940 Seneleri Arasında Türkistan’ın Vaziyeti”, “Moğollar, Çingiz ve Türkler”, “Umumi Türk Tarihine Giriş- En Eski Devirlerden 16. Asra Kadar Bugünkü Türkîli           Türkistan ve Yakın Tarihi I.”, “Tarihte Usul”, “Horezmce Tercümeli Muqaddimatal- Adab= Khorezmian Glossary of the Muqaddimat al- Adab”, “1915’de İstanbul’da Toplanan XXII. Müsteşrikler Kongresi Mesaisi ve Akisleri”, “Türk- Türkistan”, “On the Miniatures in İstanbul Libraries”, “ Türk Kültürü El Kitabı’nın Program ve Çalışma Planı”, “Hatıralar, Türkistan ve Diğer Müslüman Doğu Türklerinin Milli Varlık ve Kültür Mücadelesi”, “Yeni Türkistan yayınladığı makaleler( Türklüğün Mukadderatı Üzerine, Kuran ve Türkler, Oğuz Destanı, Reşideddin Oğuznamesi, Tercüme ve Tahlil, Başkırtlar’ın Tarihi, Moğollar Devrindeki Anadolu’nun İktisadi Vaziyeti). Zeki Velidi hasta yatağında bile boş durmayıp Oğuz destanı üzerine yorumlar yapmıştır. 26 Temmuz 1970’te İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanmıştır. Geriye ise, tarihi gerçekleri bizlere armağan etmiştir.

Kaynakça:

1.ATSIZ, Hüseyin Nihal(2011), “TARİH, KÜLTÜR ve KAHRAMANLAR, ZEKİ VELİDİ TOGAN’IN TARİHÇİLİĞİ/ ÖTÜKEN/1971, SAYI:11” Ötüken Neşriyat A.Ş. , İstanbul.

2.ÖZTEKE, Fahri(2018), “TARİHÇİLİĞİMİZİN KURUMSALLAŞMASI ve BİR KÜLTÜR MİLLİYETÇİSİ AHMET ZEKİ VELİDİ TOGAN”, Türk İslam Medeniyeti Akademik Araştırmalar Dergisi, cilt 13 sayı 25, Batman.

  1. BAYKARA, Tuncer, “TOGAN, AHMET ZEKİ VELİDİ”, İslam Ansiklopedisi, 06.12.2020.

4.GÖRÜCÜ, Çağdaş(2009), “ZEKİ VELİDİ TOGAN: MİLLİYETÇİLİK VE TARİH YAZIMI”, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

 

Comment here