CumhuriyetDünya SavaşlarıİncelemeKitap İncelemesi

“Kısa 20. Yüzyıl 1914 – 1991 Aşırılıklar Çağı Üzerine” Kitap İncelemesi

Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Oğulcan Ersöz

Dünya Tarihi denince akıllara şüphesiz ki Eric Hobsbawm geliyor. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Mısır’da dünyaya gelen Hobsbawm, dönemin ekonomik, siyasi, sosyal tarihini kaleme alıyor. Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın, Sırp Milliyetçi Gavrilo Princip tarafından suikaste uğramasıyla Birinci Dünya Savaşı’nın fitili ateşlenir. İşte Aşırılıklar Çağı tam bu noktada başlamış oluyor. The Age Of Empire serisinin ( The Age Of Revolution 1789-1848, The Age Of Capital 1848-1875, The Age Of Empire 1875-1914, The Age Of Extremes: A Short 20th Century 1914-1991) son kitabı olan bu eserde, günümüz saptamalarına da ayrıca yer veriliyor. Özellikle Uzak Doğu ülkelerinin yaşadığı tarihsel devinim bu saptamalarla beraber okuyucuya akıcı bir dille aktarılmaktadır.

Ekim Devrimi’nin gerçekleşmesi sonrasında burjuvazinin yıkılması ve SSCB’nin temellerini oluşturması sadece Rusya için değil, tüm dünyayı etkileyecek olan değişimin habercisiydi. Bu değişimlerde iki olay vardı. Birincisi, Çarlık rejimin ekonomik ve siyasal olarak son bulması sonucuyla I. Dünya Savaşı’ndan çekilmesi, diğeri ise Nazi Almanyasına karşı alınan büyük bir zafer. Her ne kadar bu iki olay arasında tarihsel süreç bakımından farklılık arz etsede, nihayetinde müşterek bir bağlamda birleşiyor. (SSCB’nin kurulması ve siyasi varlığını sürdürmesi.) Asıl belirtilmesi gereken diğer bir nokta ise 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı. Çünkü bu buhran sonrasında kapitalist dünya darmadağın olmuş, otoriter ve faşist yapıların güçlenmesi sonucu Hitler ve Mussolini gibi liderleri ortaya çıkarmıştır.

 

Moskova’daki Tanrısız Şeytan

 

Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesi ile İkinci Dünya Savaşı resmen başlamış oldu. İşgaller silsilesinde Almanya’nın Avusturya-Çekoslovakya’yı, İtalya’nın Etiyopya’yı işgal etmesi ve İspanya’nın iç savaşına müdahelesi Avrupa’yı resmen kaynar kazana çevirdi. Bunlara farklı cepheler eklenincede, Stalin SSCB’si ve ABD liberalizm-kapitalizm ittifakı kurarak Nazi Almanyası ve İtalya’ya karşı cephe oluşturdular. Özellikle Almanya’nın peş peşe gelen zaferlerinden sonra tüm dünyada anti-faşist bloklar oluşmaya başladı. İşçi kesimin desteği ve entelektüellerin öncülüğünde Moskova’ya bağlı Komünist Partisi kuruldu. Daha önce işsizliğin sorun olduğu bu bölgede artık en büyük sorun faşizm olmaya başlamıştı. Tarihler 1947’yi gösterdiğinde ise dünya Komünist ve Anti-Komünist olarak ikiye bölünmüştü.

Soğuk Savaş ve Sonrası

1950’den sonra geleneksel üretim son bulmaya başlanmış ve endüstri üretimine ağırlık verilmişti. ‘Yeni her zaman iyi olmasa da tercih ediliyordu.’ (s.356) cümlesi üretimin her daim desteklenmesi anlamına geliyordu. Dünya bir yandan silahlanma yarışına giderken, diğer yandan 68 kuşağını ortaya çıkarmıştı. Amerikan petrolü, içten yanmalı motorlar dönemin en büyük metası haline gelmiş, Altın Çağı kavramı oluşmuştu. Eserin son kısımlarına doğru gelindiğinde ise Soğuk Savaş tamamen sosyal olaylar çerçevesinde oluşturulmuş. Dünyanın silahlanma savaşına girmesiyle beraber, yeni ekonomik sistemler ve modeller oluşturulmuştur. SSCB’nin lağvedilmesi ile de Aşırılıklar Çağı son bulmuştur.

Comment here