CumhuriyetKitap İncelemesi

Atatürk Devrimleri Ve Diyanet İşleri Başkanlığına Dair

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Rabia Sümeyye Karapınar

Türkler uzun yıllar dünyaya hükmedecek kadar geniş topraklar, gelişmiş devlet geleneğine sahip olan ve birçok alanda dünya gelişmelerine yön vermiş bir millettir. Asya bozkırlarından çıkıp tekrar ait olduğu topraklara, Mezopotamya’ya, oradan Avrupa’ya kadar uzanmış bir medeniyet kurmuşlardır. Savaşlar, göçler, keşifler Türkleri başka milletler ile kaynaştırmış; kültür alışverişi yaşanmıştır. Lakin Coğrafi Keşifler, Reform, Rönesans, Sanayi İnkılabı, Fransız İhtilali derken dünya ve insanlık çok başka bir yere evrilmiştir. Modernleşme adı verilen, ilerlemesi durdurulamayan ya da yavaşlatılamayan bu olgu ve olaylar ne yazık ki onu yakalayamayan milletler için üzücü sonuçlar doğurmuştur. Uzun yıllar Avrupa devletlerini etkileyen Türkler bu hızlı gelişmeleri zamanında takip edemeyince ve yapılan ıslahatlar derine inmeyip yüzeysel kalınca Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıma götürmüşlerdir.

Avrupa’da başlayıp dünyanın kilometre taşlarını ve dönüm noktalarını oluşturan olaylar ve olgular insanlığın daha akılcı ve modern bir dünya inşa etmesini sağlamıştır. Hayatta kalmak için savaşmak ve çalışmak, kan ve ter dökmek artık yeni bir anlam kazanmaya başlamıştı. Artık yaşamak insanoğlunun umurundaydı. Hayata duyulan anlam, icraatlar, fikirler, insanın hak ve özgürlükleri artık kilisenin prangalarından kurtulmuş, rasyonel bir tavırla ve bilimin ışığında şekil almaya başlamıştı. İnsanoğlu dünyasını artık geri dönülemeyecek ve durdurulamayacak bir ilerleme yoluna sokmuştu. Hülasa imparatorluklar devri kapanıp cumhuriyetler devri açıldı. İttifaklar kuruldu, ittifaklar yıkıldı. Dengeler ve sınırlar değişti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılan Türkler, kendisine dayatılan esaret zincirlerini kırarak imparatorluk bakiyesinden ulus devlet olma yoluna gitti. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen Millî Mücadele ve ardından ülkeyi yeniden inşa etme dönemi başladı. Aydınlanma Çağı’nı başlangıç noktası olarak alıp günümüze kadar gerçekleşen tüm dünya gelişmelerini, modernleşme süreçlerini ve bunların ortaya çıkardığı fikriyatı inceleyelim. Vardığımız netice Mustafa Kemal Paşa’nın “muasır medeniyetler” seviyesine çıkma ve Türk milletine kaybettiği onuru verme gayesi ile hayata geçirdiği devrimler ve devrimlerin muhtevasını bize açıklayacaktır.

İnceleyeceğimiz kitapta Atatürk Devrimleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluşu, tarihî belge ve bulgulara dayandırılarak okuyucuya sunulmuştur. Devrimler ve devrimleri gerçekleştiren zihniyet, devrimleri gerektiren ortam, müverrihimiz Doç. Dr. Ayşe Yanardağ tarafından, kronolojiye dikkat edilerek sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde, akıl ve bilimin ışığında, şeffaf ve net bilgiler olarak literatürümüze kazandırılmıştır. Eser müverrihin doktora tezini kitaplaştırılmış hâlidir. Atatürk Araştırma Merkezi tarafından, 2018 yılında Ankara’da basılmıştır ve 344 sayfadan oluşmaktadır. İçerdiği 1924-1938 yıllarını kapsamaktadır. Eserin ilk sayfalarında ön söz, kısaltmalar ve giriş kısımları ile karşılaşıyoruz. Dört ana başlık altında toplanan konular bölüm bölüm şu şekilde verilmiştir: Atatürk’ün Devrim, Din ve Laiklik Anlayışı, Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluşu, Devrimler ve Diyanet İşleri Başkanlığı (1924-1938), Devrim Kurumu Olarak Diyanet İşleri Başkanlığının Devrimlere Yönelik Dini Hizmet ve Faaliyetleri. Ana bölümlerin ardından, sonuç, kaynakça, ekler ve dizin kısmı okuyucuyu karşılayacaktır. Eser akademik bir nitelik ve üslup taşımakla birlikte konunun ilgilisi araştırmacıları tatmin edecek niteliktedir.

Birinci bölümde işlenen Atatürk’ün devrim, din ve laiklik anlayışları, aslında diğer bölümlerin temelini oluşturan ve hazırlık mahiyeti taşıyan bir bölümdür. Bu bölümde Mustafa Kemal Paşa’yı Atatürk yapan sebepleri müverrihimiz etraflıca işlemiştir. Doğduğu, büyüdüğü Selanik’in ve yaşadığı dönemin zihniyeti ve havası Mustafa Kemal’in fikir temelini oluşturmuştur. Ardından Manastır şehri bu havayı tamamlayan bir diğer unsurdur. Zikredilen iki büyük Balkan şehri, Osmanlı Devleti’nin Batı’ya açılan kapısıdır. Avrupa’da hâkim olan eşitlik, özgürlük gibi çağdaş düşünceler ve bu şehirlerin kozmopolit yapısı genç Mustafa Kemal’e çağın gelişmelerini takip etmede büyük fayda sağlamıştır. İlerleyen yıllarda Mustafa Kemal’i etkileyecek kurum, olay ve kişiler de bu bölümde işlenmiştir. Yazar, devrim, din ve laiklik kavramlarının ortaya çıkış serüvenini, kelime anlamlarını, daha sonra da bu kavramlar altındaki gelişmeleri bu bölümde vermiştir. Atatürk’ün fikir yapısını anlamakta kuşkusuz bu bölüm okuyucuya fayda sağlayacaktır.

Atatürk yaptığı büyük işler ve devrimler ile Türk milletine onurunu geri kazandırmış ve onu dünya milletleri arasında hak ettiği konuma getirmeyi amaçlamıştır. Türk milletini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak onun devrimlerinin amacıdır. Yıllarca savaşlar, hastalık, kıtlık ve cehalet arasında kalan halkının bilimin aydınlatıcı ışığında, akılcı bir eğitim ile gelişmesini istemiştir. Cumhuriyetimizin kuruluşundan yüz yıl sonra dahi tartışmalara konu olan devrimler ve din ilişkisi bu eser ile hak ettiği değeri kazanmış ve ortaya çıkan fikir karmaşası, bilgi kirliliği bu eser ile yok edilmiştir.

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde kurumsal bozulmalar, ordunun, medreselerin ve idari teşkilatların artık işlevini yitirmesi ve ardından gelen mali sorunlar, kaybedilen topraklar, uluslararası itibarın artık önemini yitirmiş olması ve toplumun her konuda ikiye bölünmesi, imparatorluğun sonunu getirmiştir. Medreselerde fenni ilimlerin tamamen terk edilmesi, yoksulluk ve savaşlar ile mücadele eden halkın din söylemleri altında, tarikat ve cemaatlerce ve hatta medreselerce cehalete sürüklenmesi, şüphesiz devletin yıkılmasında en önemli sebep olmuştur. Yakın dönem Osmanlı padişahları dünyadaki gelişmeleri yakalamak adına birçok girişimde bulunmuş ve ıslahatlar yapmışlardır. Ancak bunlar ne yazık ki devleti kurtarmak için yeterli olmamış ve yüzeysel kalmışlardır. “Atatürk Devrimleri” ise bu ıslahat zincirinin son halkasını oluşturmaktadır. Yapılan bütün devrimler birbirleri ve tarih ile ilişkilidir. Mustafa Kemal Paşa, dinî alanda yaptığı devrimleri Türk milletinin dinini doğru anlamasını ve din kisvesi altında milletin kutsal değerlerinin tahrip edilmemesi amacıyla gerçekleştirmiştir. İmparatorluğun köhneleşmiş kurumlarını Cumhuriyet ve devrimlerle yeniden inşa etmiş, milletin ihtiyaçlarına cevap verecek duruma getirmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasının yegâne sebebi budur.

Diyanet İşleri Başkanlığı laik bir cumhuriyetin din işlerini yöneten ve din hizmeti veren bir kurum olarak karşımıza çıkıyor. Eser kurumun amacını, kuruluş serüvenini, görevlerini devlet ve toplumdaki yerini detayları ile anlatmıştır. Atatürk din hizmetlisi, din görevlisi yetiştirmek adına İlahiyat Fakültesini ve bu fakülteye öğrenci yetiştirmek için de imam-hatip okullarını açmıştır. Bütün Kur’an kursları ve bu okullar Diyanet İşleri Başkanlığına bağlanmıştır. Müverrihin de eserde sık sık zikrettiği gibi bu tez dinî tartışmalardan uzak, sadece devrimlerin gerçek nedenini ve gerçekleşme sürecini ortaya koymayı amaçlamıştır.

Cumhuriyetin ilanı, halifelik makamının kaldırılması, harf devrimi, kılık kıyafet kanunu gibi günümüzde dahi tartışma konusu olan meselelerin hep birbirini tamamlayıcı devrimler olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca bu tartışmaları sona erdirecek bilgiler de bu eserde mevcuttur. Son olarak bu eseri literatürümüze kazandıran değerli hocamıza teşekkür eder, sevgili okurlara keyifli okumalar dileriz.

 

Comment here