ÇocukRöportaj

Hasan Erimez ile “Temirkut” ve Çocuk Edebiyatı Röportajı

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Söyleşen: Yasin Usta

“Temirkut yalnız bir macera serisi değil, temelinde tarih felsefesi bulunan bir eserdir.”

 

Yasin Usta: Öncelikle bize Temirkut’tan biraz bahseder misiniz? Kimdir, nasıl bir karaktere sahiptir ve amacı nedir?

Hasan Erimez: Temirkut, yaradılış özelliklerinden tavırlarına, kılıcından atına kadar her şeyiyle Türk kültürel unsurlarını bünyesinde barındıran bir karakterdir.  Tabiri caizse bir Türk kahraman prototipi diyebiliriz.

Türk mitolojisinde “Kıyamete kalacak kurt” inancı vardır. Bu inanca göre kıyamet günü insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve bütün varlıklar yok olacak. Yalnızca bir kurt ayakta kalacak. O kurdun da önce tüyleri yanacak, sonra derisi dökülecek, son ana kadar direnip ondan sonra ölecektir. Temirkut, işte bu kurdun ruhundan yaratılmıştır. Bir demircinin oğludur. Demir ve demircilik kutsal sayıldığı için Temirkut soyca da kut sahibidir. Dolayısıyla hem ruhen hem bedenen özel ve üstün bir karaktere sahiptir.

Temirkut’un amacı, Türklerin başı her sıkıştığında zuhur edip yardıma gelmektir. Onun için zaman kavramı yoktur. Tarihin her döneminde ortaya çıkabilir. Fakat her zorlukta yardıma gelmez. Sadece Türklerin tarih boyunca karşı karşıya kaldıkları ölüm-kalım eşiklerinde gelir. Üzerine düşen vazife neticesinde zorlu maceralara girer. Nihayetinde başarılı olup Türkleri ölüm-kalım eşiğinden zafere taşır. Sonra da kaybolur.

Usta: Temirkut hangi yaş grubuna hitap ediyor?

Erimez: 10-12 yaş grubundan başlayarak ucu açık bir şekilde bütün yaş gruplarına hitap eder.

Usta: Temirkut serisini yazma fikri nasıl oluştu? O süreçten bahseder misiniz?

Erimez: Temirkut’un ilk fikir kıvılcımları yaklaşık 4 sene önce hasıl oldu. O zamanlar Türk tarihindeki kritik eşikleri konu alacağımız, çocuklara da hitap edecek bir seri düşünüyordum. Bunların her biri müstakil anlatılar olacaktı.

Fakat daha sonra her biri müstakil olacağına tek bir kahraman üzerinden anlatmayı düşündüm. Böylece hem seri bir bütünlük yakalayacak hem de okuyucular kahramanla özdeşleşerek seriye daha çabuk adapte olabilecekti. Bu minvalde karakteri tasarlamaya başladım. Tarihin bütün dönemlerinde ortaya çıkabilen, olağanüstü özelliklere sahip bir karakter olacağı için zemininin de buna uygun olması lazımdı. Görünümüyle, tavırlarıyla, atıyla, kılıcıyla, soyuyla, doğumuyla, her şeyiyle özel bir karakter olmalıydı. Neticede uzun çalışmalar sonucunda Türk mitolojik ve kültürel unsurlarını bünyesinde barındıran bir karakter tasarımı yaptım. Karakterin temelini mitolojiye oturttum. Sonra da Türk tarihinde “kritik” olarak belirlediğim hadiseleri onun üzerinden hikayeleştirdim.

Usta: Temirkut ne anlama gelir? Niçin bu ismi koydunuz karakterinize?

Erimez: Bu isim aslında az da olsa kullanılıyormuş ama ben bunu bilmeden Temirkut ismini buldum.

İsim konusu beni en çok uğraştıran safhaydı. Yalın, akılda kalıcı ve kahramanın özelliklerini yansıtan bir isim olmalıydı. Demirci soylu olup dünyevi bir kutsallığa sahip olduğu için “Temir”, kıyamete kalan kurdun ruhundan yaratılıp ilahi bir kutsallığa sahip olduğu için de “Kut” kelimesini bileştirdim ve ortaya “Temirkut” çıktı.

Usta: Temirkut serisini yazmaktaki amacınız çocuklara tarihimizi öğretip sevdirmek mi?

Erimez: Ben yalnız Temirkut için değil, şahsen hiçbir tarihi romanım için “Öğretici”, “Sevdirici” kelimesini uygun bulmuyorum. Belli tarihi hadiseleri anlatması ve kültürel öğelerin yerleştirilmesi o eseri öğretici veya sevdirici yapmaz. Ben öğretmek veya sevdirmekten ziyade, eserde ele alınan dönemin veya olayların üzerinde düşünülerek roman sanatıyla anlatılmasından yanayım. Didaktik kaygı gütmeden tamamen dramatize etmek…

Temirkut yalnız bir macera serisi değil, temelinde tarih felsefesi bulunan bir eserdir. Ben şahsen diğer milletlere nazaran Türklerin tarih boyunca daha fazla kırılma eşiğinden geçtiğini düşünüyorum. Bunların hepsi modern tabirle birer “Kritik dönemeç”tir adeta. Ve bunlar inkılaplarla, reformlarla, devrimlerle veya birtakım siyasi değişimlerle değil ekseriyetle savaşlarla, göçlerle, ölüm-kalım eşiğine getirecek olaylarla vuku bulmuştur. Temirkut serisinde anlatacağım hadiseleri de buna göre seçtim. Yani özellikle bir milletin kaderini belirleyen kritik hadiseleri aldım. Bundan kastım da başta dediğim gibi tarihteki hadiselerin nedenlerini, niçinlerini, sebeplerini, sonuçlarını, insan ve toplum yapılarını, bunların bir millete veya tarihin bir dönemine etkilerini roman sanatıyla anlatmak. Bununla birlikte zaten okuyucu da dönemin üslubunu, kültürünü, yaşayışını kavrayıp atmosfere girmiş oluyor. Fazladan didaktik kaygıya düşmenin gereği kalmıyor.

Usta: Bu seriyi nehir roman olarak da yazabilirdiniz? Niçin çocuklar?

Erimez: Tarihi roman alanında çocuklara dair büyük bir eksiklik olduğunu keşfettik. Bunun için bu seriyi tasarladım.

Yetişkinler için nehir roman yapsam bu uzun yıllarımı alırdı. Böyle bir zamanı da nehir roman için harcamak istemezdim. Hem bir süre sonra ne benim iştahım kalırdı ne de okuyucunun heyecanı.

Usta: Temirkut serisi için nelerden ilham aldınız?

Erimez: Temirkut serisi için en büyük ilhamı çizgi romanlardan aldım. Karaoğlan, Tarkan, Tex, Zagor, Corto Maltese gibi çizgi romanları çok severim. Bunlar çok hareketli, maceraya dayalı, akıcı eserler. Temirkut’u da bu minvalde sürekli hareketli bir serüven dizisi formunda kurguladım. Zaten hitap ettiğimiz taban yaş kitlesi de böyle akıcı eserleri daha kolay okurlar.

Usta: Temirkut’tan sonra da çocuk romanları yazacak mısınız?

Erimez: Hayır yazmayacağım.

Usta: Bir çocuk romanı yazmanın, yetişkinlere roman yazmaktan farkları nelerdir? Neleri gözetiyorsunuz?

Erimez: En başta akıcı olmasına dikkat ediyorum. Klasik romandaki psikolojik betimleme, iç çatışma gibi unsurlardan ziyade karakterin düşüncesini hareketleriyle ve olaylara karşı tavrıyla göstereceği hareketli bir tarzı benimsiyorum. Çünkü hitap ettiğimiz taban yaş grubu eline romanı aldığı zaman sayfalar arasında sıkılmadan akabilmeli. Onları ancak hareketli ve serüven heyecanının her sayfada arttığı bir tarzla esere bağlayabiliriz.

Usta: Yazarken çocuklara mı “ayak uyduruyorsunuz”, yoksa onların belli merhaleleri geçmesi için bir zemin hazırlama çabasına mı giriyorsunuz?

Erimez: Aslında ikisi de geçerli. Bir taraftan onları eserden koparmayacak noktalara dikkat ederken diğer taraftan kolay kavrayabilecekleri kelimeleri veya unsurları da metne yedirmeye özen gösteriyorum.

Usta: Tarihî bir karakteri çocuk okurlar için sunarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Erimez: Çocuğun özdeşleşebileceği bir yapıda olmasına dikkat ediyorum. Yani çocuk kitabı kapattığında o kahraman olmayı istemeli. Onun görünüşüne olsun, tavırlarına olsun, konuşmalarına olsun, herhangi bir özelliğine özenebilmeli.

Usta: Yazım süreci nasıl başlıyor, bu alandaki bir boşluğu mu fark ediyorsunuz, yoksa hazırlananlar içerisinde bir teferruatın öne çıkmasını istediğiniz için mi yazıyorsunuz?

Erimez: Yazdıklarımın tohumu okumalarımdır. Bazen okuduklarım içinden sadece iki cümle dahi beni cezbediyor. Ve o iki cümleden bir roman kurgulayabiliyorum. Okuduğum ve beni cezbeden bir hadise üzerine düşünüp, kendi içimde yorumlayıp onun anlatılması gerektiğine karar verdiğimde yazım hazırlığı süreci başlıyor.

Usta: Türkiye’de millî hassasiyet gözetilerek hazırlanan çocuk romanları hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Erimez: Bu alanda hayli eksik kaldığımız kabul edilen bir gerçek. Bu sebeple böyle romanların artmasını diliyorum.

Comment here