Çeviri

İslamî Dönemde Sistan

Bu makaleyi 7 dakikada okuyabilirsiniz

Müellif: C. E. Bosworth

Çeviri: Musa Yılmaz

Sistan’da İslam döneminin başlangıcı Halife Osman adına Sistan’da bulunan Abdullah b. Ömer iledir. Araplar Sistan coğrafyasında  ilk kez h.31/m.652 tarihinde Zerenc’i kuşşattıkları sırada göründüler. Zerenc’in merkezinden itibaren Rokkoc ve Zemandevar içlerine doğru Zunbiler ve Kâbil’deki Kâbulşahlar üzerine akınlar gerçekleştirdiler. Her ne kadar Sistan’da Hristiyanlık ve Zerdüştlük gibi inançlar uzun bir zamandan beri bulunuyor olsa da Sistan’da İslamlaşmanın başlaması şarttı. 11. Yy’a geldiğimizde Karkuye’de ve Zerenc’in doğusunda Zerdüşt ateş tapınakları uzun bir zamandan beri orada bulunmaktaydı.

Emeviler ve Abbasiler’in erken dönemlerinde Arap idareciler Sistan’a gönderilmeye devam ediyordu. Bu kumandanlar Sistan’ın doğusuna akınlar düzenlediler ve buralarda esirler elde ettiler. Afganistan’ın doğusunda bulunan yerel idareciler birbirlerine düşmandılar. Araplar buradan haraç almayı denemişlerse de bunu nadiren başardılar. Bunun üzerine cezlandırma maksadıyla h.79/m.698 tarihinde Haccac b. Yusuf’un Sistan’daki naibi olan Mevla Ubeydullah b. Ebu Bekra’nın öncülüğünde Zubiller’e karşı akınlar düzenlendi. Bu akınlar Zabulistan’ın içlerine kadar ilerlemesine rağmen, gerekli desteği görmemeleri ve soğuk hava şartları neticesinde Zunbiler’in kuvvetleri tarafından geri püskürtüldüler. Bu durumun neticesinde ortaya çıkan yoksunluk Arap kuvvetleri içinde h.80-83/699-702 tarihinde İbn el-As tarafından  neredeyse Emeviler’i devirecek büyüklükte bir isyan çıktı. İslamiyet burada Saffariler’in yükselişine kadar tam anlamıyla tutunmayı başaramadı. Araplar Sistan’a kabilevi ve mezhebi kan davalarını da getirmişlerdi. Horasan’da yerel İranî nüfus ile yerleşimci Araplar arasında gerginlikler mevcuttu. Tüm bu faktörler Sistan’da Dımaşk ve Bağdat’taki idarecilere karşı olan hem Tahiriler’e hem de halifeler ile bağı olan Sistan Haricileri’nin ortaya çıkmasına aynı zamanda  Azraka ve  9.Yy’ın erken dönemlerinde Hamza b. Adarak’ın partizanları tarafından Hamziye’nin yükselmesine neden oldu.

Tahiriler, 9.Yy’ın ilerleyen zamanlarından itibaren idarelerine sürdürememeye başladılar. Yakp ve Amr b. Leys Saffari kardeşler yükselmeye başladılar. Bu ilk olarak Tahiriler’in Hariciler’e verdiği destek neticesinde Sunni grupların  tepkisi olarak algılandı. Bu ise bu grupların eşkıya, ayyar veya müteveffa, olarak görülmesine neden oldu. Yakup bu gruplardan birinin içinden doğdu ve h.247/m.861 tarihinde bütün bölgenin idaresini ele geçird. Gelecek kırk yıl boyunda Sistan’da batıda Huzistan ve Irak sınırlarına kadar, doğuda ise Kâbil’e uzanan bir askeri imparatorluk kurdu. Sâmani İsmail b. Ahmet’in bu yayılmalara karşı cevabını h.287/m.900 tarihinde Amr b. Leys’i mağlup ederek verdi. Bu yenildi Saffariler’in yayılmacı politikalarının sonunu getirmiş ve her ne kadar son emiri olan Kalaf b. Ahmed İslam kütürü ve eğitimi konusunda meşhur olmayı başarmışsa da Saffariler, Sistan’da bulunan yerel bir hanedan olarak kalmalarına neden oldu.

Dönemin Arap ve Fars coğrafyacıları Sistan’ın topografisi, ekonomisi ve nüfusu ile ilgili zengin bilgiler vermektedirler. Germsir bölgesini “sıcak bölge” olarak nitelemişlerdir ve Helmand Nehri’nin, Zerah Nehri, dominant rolünden ve sulama kanalları ağı ile birlikte su değirmenlerinden ve barajlarından da söz etmektedirler. Sistan’da su rezervleri her sonbaharda Afganistan dağlarından eriyen kar sularının gelmesiyle kendilerini yenilerler. Herlmand Nehri tarafından biriktirilen alüvyonlar bölgenin zirai verimini arttırır ve mısır koçanı ve bakliyatların büyümesini sağlar. Hasat zamanı Sistan’da kutlanır. Diğer bir açıdan Sistan’ın üzerinden geçen rüzgarlar, en çok sonbaharın sonlarında ve yaz aylarında hissedilir hale gelir. “yüz yirmi gün rüzgarları” olarak bilinen bu rüzgarlar, rüzgar değirmenlerini döndürürler. Fakat bunun yanında alüvyon topraklarını kaldıran ve binaları yutan kum fırtınaları gibi olumsuz tesirleri de vardır.

11. YY’ın ortalarında Sistan Selçuklular’ın eline geçmeden önce h.393/m.1003 tarihinde Gazneli Mahmut tarafından imparatorluğuna katıldı. Akabinde yerel soylu ailelerden olan Nimruz Melikleri’nden iki kol çıktı. Bunlardan ilki Nasiri koludur (h.421-622/m.1030-1225). Çeşitli fırsatlarda, Sancar’ın h.510/m.1116-1117 tarihindeki Gazne seferi de dahil olmak üzere Büyük Selçuklular’a askeri destek sağladılar. Melikler Harezmşahlar’a tâbiydiler fakat Moğol istilası ile birlikte güçleri sona erdi. Moğollar’ın geri çekilmesiyle beraber bölgede yeni bir kol daha ortaya çıktı Mihribaniler (h.633/1236-16.Yy’ın ortalarına kadar). Otoriteleri Herat Kartları, Timuriler ve Şeybaniler gibi kuvvetler tarafından baskı altındaydı. Buna rağmen Safeviler zamanına kadar varlıklarını sürdürdürler. Sistan’ın şahların vekilleri tarafından idare edilmesiyle birlikte bölgedeki yerli unsurların bağımsız idareleri son buldu.

Sistan’ın üç yüz yıl boyunca devam eden tarihi berrak değildir. 19. Yy’ın ortalarına kadar Afganistan’da bulunan Durraniler ile Kaçarlar arasındaki bölgenin hakimiyeti için girişilen mücadele ile geçti. İran’ın 1865’teki işgali ve İsmetü’l-mülük’ün atanmasıyla sınır çekişmeleri devam etti. 1872’de Sistan Sınır komisyonu kuruldu ve Sistan’ın çoğu Farslılar’a verildi. Fakat sınırlar 1903-05’te Sınır Komisyonu’nun kurulmasına kadar çizilemedi. Bugün İran Sistan’ı, Sistanve Balucistan Ostan’ı olarak şekil almıştır. Afgan Sistan’ı ise Vilayet-i Nimruz olarak ortaçağdaki ismini almıştır.

Not: Bu metin şuradan tercüme edilmiştir. http://www.iranicaonline.org/articles/sistan-ii-islamic-period

Comment here