Çeviri

Avrupa Üniversiteleri Ortaçağ Boyunca Ne Öğretti?

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Çeviren: Malik Atay

Ortaçağ boyunca, Avrupa üniversiteleri aynı geniş müfradatı öğretti, sadece bazı öğrenciler kendilerine göre alanları tercih etti. Ortaçağ üniversite müfredatı baskın olan Antik Yunan ve Roma eğitim düşüncelerini sürdürüyordu. Bir ortaçağ öğrencisi öğrenimine 7 Liberal Sanat Trivium (Gramer, Retorik, Mantık) Quadrivium (Aritmetik, Geometri, Müzik) üzerinden bölünmüş derslere başlıyordu ve bu sürecin tamamlanması için 8 ila 9 yıl gerekiyordu.

Bir öğrenci eğer ki bu öğrenimlerinden mezun olur da sanat uzmanı olursa, yüksek öğretim fakültelerinden birini seçebilirdi: Teoloji, Tıp, Hukuk.

Gramer

14’üncü yüzyılda Paris Üniversitesi’nde Alman bir papaza göre erkek çocuklar 7 yaşında gramere başlardı. Bu anlaşılacağı üzere bir üniversite öğrencisinin genel gramer kurallarına iyi derecede varmasını gerektiriyordu. Yine de bir üniversite öğrencisi tüm yılını gramer üzerine harcıyordu. Bu süreç içerisinde, konuşma sanatını, yazı yazma becerisini ve telaffuz yeteneğini öğrenirdi. Ayrıca kendi yazılarını analiz etmeyi ve akılda tutmayı öğrendiler.

Retorik

Retorik eğitimi görmek, öğrencilere kendilerini ikna edici bir şekilde ifade etmelerine yarardı. Bu yararlı ve pratik yetenek din adamları için kendilerinin akranlarından daha iyi bir şekilde söylev yapmalarına yarıyordu. Pratik uygulamaya rağmen, retorik müfredatın bir parçası değildi. Örneğin Paris’te diğer derslerin olmadığı festival zamanlarında verilirdi.

 Mantık

Aristo ve Boethius ortaçağ mantık üzerine öğrenim gören öğrencilerinin ana merkezinde rol oynuyordu. Örneğin Aristo’nun güncel görüşleri gibi, bu düşünce gerçek kanıt olmamasına rağmen toplumsal olarak benimsendi. Bazı tarihçiler bu mantığın diğer yedi liberal sanatı gölgede bıraktığının çok önemli olduğunu düşünüyor.

Quadrivium ortaçağ boyunca çok önemliydi. Aritmetik ve astronomi gibi dallar bir din adamının Paskalya’nın tarihini hesaplaması için öğrenmesi gereken bir alandı.

Aritmetik

Bir ortaçağ öğrencisi sayıların özellikleri yanı sıra temel cebir dersleri almak isterdi. Ortaçağ aritmetiği temel olarak Antik Yunan’ı örnek alıyordu. Ancak 12’inci yüzyıl Rönesans’ı boyunca Hint-Arap Avrupa’da tanıtıldı. Kademe kademe Roma sayılarının yerlerine geçti ayrıca sıfır kavramını tanıttı.

Astronomi

Ortaçağ boyunca, çoğu bilim adamı için astronomi ile astroloji arasında fark yoktu, tıpkı bugün bizim de düşündüğümüz gibi. Ortaçağ astronomisi astronomiyi sınıflandırılacak şekilde  -gezegenlerin yerlerini belirlemek- ve şimdi astroloji olarak adlandırıldığı şekilde – burçların hangi gezegene ait olduğunu belirlemek, sonra bu bilgileri geleceği tahmin ederek ya da geçmişi açıklayarak kullanırız. Dini bayramları hesaplamak ayrıca ortaçağ tıp doktorlarının ağırlıklı olarak yıldızlara bakarak hastanın yaşayacak mı ya da ölecek mi üzerine belirlemesine yarıyordu. Benzer olarak bazı astrologlar birinin doğması üzerine burçlarını oluşturdular. Yeni doğmuş çocukların özellikle bir hastalığa hassaslığı var mı ya da bebek olarak ölecekler mi diye öngörüde bulunuyorlardı.

Geometri

Geometri ve Öklid

Ortaçağ geometrisi oldukça ilkeldi, ve Dünya’ya odaklanmıştı özellikle boyutuna, sekline ve evrendeki pozisyonuna. Geometri özellikle coğrafyacılar, harita yapıcıları ve mimarlar için önemliydi.

Müzik 

İspanyol Vihuela bir yay ile çalıyor.

Ortaçağ üniversiteleri melodi kompozisyonları üzerine çalışılıyordu. Müzik aritmetik üzerinden gidiyordu ve bir melodiyi kullanmak veyahut çalmak için hem sayıyı hem de oranları kullanmak gerekiyordu.

Ortaçağ boyunca üniversite öğrencilerinin çoğu din adamlarıydı, öğrenmeye ve üretmeye odaklanmışlardı ve bu müzikleri kiliselerde dua ederken veyahut ayin yaparken kullanıyorlardı.

Yüksek Öğrenim

Yüksek öğrenim bunları içeriyordu: Din bilimi, tıp ve hukuk. Bir öğrenci 7 liberal sanatı bitirmeden bunlardan birini seçemiyordu.

Din Bilimi

Geç 12’nci ve 13’ncü yüzyıllarda üniversitelerin gelişmesinden önce, din bilimi tarikatlar tarafından öğretildi ve tartışıldı. Üniversitelere giriş yaptıktan sonra bile, din bilimi kilise tarafından sıkı bir şekilde kontrol ediliyordu, ayrıca üniversiteler din bilimi öğretmek için

Papa’dan izin almak zorundaydı.(Dispensation[1]) Bu izni alsalar bile çok sıkı bir şekilde denetim altında tutuluyordu. Örneğin 1277’de Paris piskoposu Stephen Tempier Paris’in din bilimleri fakültesi tarafından öğretildiğine inandığı 219 heretik düşünceyi kınadı.

Tıp

Tıp öğrenimin merkezinde humoral teori[2] vardı. Bu teoriye göre insanlar dört humour’dan oluşurdu: Kan, balgam, kara safra ve sarı safta. Bunlardan biri fazla olduğunda hastalık meydana geliyordu. Tıp öğrencileri ayrıca Avicenna[3], Galen[4] ve Hippocrates[5] üzerine eğitim görüyordu. Salerno Avrupa’daki ilk tıp okuluydu. Sadece tıp üzerine eğitim veriyordu ve bu suretle üniversite olarak kabul edilmiyordu. Ancak Salerno çok hızlı bir şekilde önemini kaybetti ve Bologna, Montpellier ve Paris en iyi tıp öğretilen merkezler olarak kabul edildi. Büyük ihtimalle bu üniversiteler büyük merkezlerde olduğundan ve pratik tıp öğrenimi verdiğinden dolayı tıp öğrencilerinin eğitim alması için daha uygun bir yer olarak kabul edildi.

Hukuk

Bir üniversite sınıfı, Bologna (1350 civarı)

Ortaçağ boyunca, hukukun iki ana formu vardı: Kanon hukuku[1] ve vatandaş hukuku. Kanon hukuku kilise tarafından kendi mahkemelerinde kullanılmıştır. Bu mahkemeler ayrıca akademisyenlerin sınandığı yerlerdir. Tam tersi medeni hukuk laik yapıdaydı, belediye tarafından kullanılıyordu ve kilise üyeleri tarafından kullanılamazdı. Medeni hukuk Paris’teki gibi üniversitelerde yasaktı. Öğrenciler ya kanon hukuku öğrenecekti ya da medeni hukukun öğretildiği başka yerlere gidecekti.

Yazar: Laura Burgazzi

Çeviri: https://www.historyhit.com/what-did-european-universities-teach-during-the-middle-ages

 

 

[1] Kanon hukuku veya kilise hukuku, Hristiyan kurumların ve üyelerinin yönetimi için dini otorite tarafından yapılan ya da kabul edilen yasa ve yönetmeliklerin bütünüdür.

[1] Katolik Kilisesi’nin kanon hukukunun içtihadı, bir tazminat, bazı durumlarda derhal hukuk yükümlülüğünden muaftı.

[2] Humoral Patoloji Teorisi, Antik Yunan ve Roma tıpçıları ve filozoflarınca insan bedenini oluşturan ve hastalıkların ilişkilendirildiği dört bedensel unsura dayalı tıp teorisi. Ondokuzuncu yüzyıl tıp araştırmalarına kadar Avrupalı doktorlarca yaygın kabul görmüş bir teoridir.

[3] İbn-i Sina, Fars tıp adamı, astronom, yazar ve filozof. Batı’da “Avicenna” adıyla tanınır.

[4] Bergamalı Galen, tıp doktoru, bilim insanı ve filozof. Antik Roma’nın en önemli hekimlerindendir. Deneysel fizyolojinin kurucusu ve dünyanın ilk spor hekimi olarak kabul edilmiş ve Hekimlerin İmparatoru, Şeyhû’s Seyadile gibi unvanlarla anılmıştır.

[5] Hipokrat, tıbbın babası olarak anılan Yunan hekim.

Comment here