Bizans Prensesi’ne Farsça Bir Kaside

Şuaranın hükümdarlara yazdığı medhiyelerin [ve bazen hicviye] hududu yoktur ama bunların belki en ilginci İran edebiyatının en büyük isimlerinden Hâkânî’nin Bizans’ın son Komnenoslu basilyosu [Şark menbalarında “fasilyos”] Andronikos Komnenos’a yazdığı şiiridir. Hâmîsi [patronu] Şirvanşah tarafından habse atılan Hâkânî, o sırada amcazadesi “Fasilyos” Alexios’a muhalefetle Şark’ta sürgün hayatı yaşayan ve Şirvan’a gelen Kaysar Andronikos’tan şiirle meded dilemiş. Bu şiir Minorsky’nin “Khaqani and Andronicus Comnenus” makalesinde [Bulletin of the School of Oriental and African Studies, University of London, C. 11, S. 3 (1945), s. 550-578. Farsça trc. Abdülhüseyin Zerrînkûb, Ferheng-i Îrân-zemîn, Tahran, 1332 (1953), I/2, s. 111-172.] ele alınmıştır. Minorsky’nin de işaret ettiği üzere Andronikos, Farsça bilmiyordu. Bu sebeple şiirin daha ziyade Şirvanşah’a [ve umumen İslam dünyasına] sitem için yazıldığı iddia edilebilir. Yunan yazısının soldan sağa yazılmasına telmihle “Felek kej-rovter est ez hatt-i tersâ / Merâ dâred muselsel râhib-âsâ” (Felek tersâ hattından, daha eğri gidişli / Tutar beni zincirler, münzevi rahib gibi) diye başlayan şiir 91 beyittir. Şairin Hristiyan menşeli bir annenin oğlu olarak Hristiyanlığa hâkim olduğu görülüyor. Pek üzerinde durulmayan bir husus da, bu şiirden [ve başka şiirlerinden de] Hâkânî’nin Hayyam gibi riyaziye (matematik) ve heyet (astronomi) bildiği anlaşılıyor [b. 52, 90]. Şair, Abbasilere, Selçuklulara ve bilhassa Karahanlılara sitem ediyor [b. 24, 25, 57]. Sitemlerine “Bu yaştan sonra Hristiyan mı olayım?” diyerek devam ediyor [b. 26-27, 36-39]. En sonunda “İzzeddevle” unvanıyla andığı Andronikos’u överek “şâh-i dunyâ”dan [Şirvanşah] afvı için ricacı olmasını istiyor [b. 75-77, 89-91]. Bu uzun ve ilginç “habsiye”nin bir kısmını yanlarında beyit numaraları ve Türkçe tercümesiyle beraber buraya derc ediyorum:

1. Felek kej-rovter est ez hatt-i tersâ

Merâ dâred muselsel râhib-âsâ

(Felek tersâ [Hristiyan] hattından [soldan sağa yazılan Yunan yazısı], daha eğri gidişli / Tutar beni zincirler münzevi rahib gibi)

24. Ne ez ‘Abbâsiyân hâhem ma’ûnet

Ne ber Selcukiyân dârem tevellâ

(Ne Abbasilerden yardım isterim / Ne Selçuklulardan dostluk beklerim)

25. Çu dâd-i men nehâhed dâd în devr

Merâ çi Arslân Sultân çi Boğrâ

(Bana adalet vermeyecekse / Arslan Sultan’la [Devrin Irak Selçuklu Sultanı Arslan b. Tuğrul olsa gerek] Buğra’dan [Karahanlı hakanı unvanı] bana ne?)

26. Çu Yûsuf nîst k’ez kahtem rehâned

Merâ çi İbn Yâmîn çi Yehûdâ

(Beni Yusuf gibi kıtlıktan kurtarmıyorsa/ Bünyamin’le Yehuda’dan [Yusuf Peygamber’in kardeşleri] bana ne?)

27. Merâ İslâmiyân çûn dâd nedehend

Şevem ber gerdem ez İslâm hâşâ

(Müslümanlar bana adalet vermedi diye / İslam’dan mı döneyim, hâşâ!)

36. Bigerdânem zi Beytullah-i Kible

Be-Beytu’l-Makdis u Mihrâb-i Aksâ

[Ka’be’den Kudüs’e yüz mü çevireyim?]

37. Merâ ez ba’de pencah sâle İslâm

Nezîbed çûn Salîbî bend ber pâ

(50 yıllık Müslümanlıktan sonra / Bana yakışır mı ayağımı çarmıha bağlayayım?)

38. Revem nâkûs bûsem z’în tahakkum

Şevem zunnâr bendem z’în ta’addâ

(Bu tahakkümden gidip çan mı öpeyim / Bu taaddiden zünnar

[rahiplerin beline bağladığı kuşak]

mı bağlayayım?)

39. Konem tefsîr-i Suryânî zi İncîl

Bihânem ez hat-i ‘İbrî mu’ammâ

(İncil’den Süryanice tefsir mi edeyim / İbrani yazısından muamma [Kabala] mı okuyayım?)

52. Merâ hânend Batlamyûs-i sânî

Merâ dânend Faylâkûs-i vâlâ

(Bana derler İkinci Batlamyus [meşhur coğrafyacı Claudius Ptolemy] / Beni bilirler Yüce Faylakus [veya Fîlâkûs. Minorsky, Arab Filip dese de, bu isim Şark menbalarında Makedonyalı Filip için kullanılır. Ama burada bir hekîm kasdediliyor olsa gerek. Medna’lı Filip olabilir. Hâkânî, “Tuhfetu’l-Irakeyn”de Hristiyan menşeli annesinin soyunu bu “Faylakus”a bağlıyor])

55. Bedest ârem ‘asâ-yi dest-i Mûsî

Bisâzem z’ân ‘asâ şekl-i Çelîpâ

(Musa’nın elindeki asayı elime alıp / O asadan Haç şekli yaparım)

56. Zi sergîn-i har-i ‘İsâ bibendem

Ru’âf-i Câsolîk-i nâ-tevânâ

(İsa’nın eşeğinin gübresinden güçsüz Katolikos’un [Doğu kiliselerinin başı] kanamasını durdururum)

57. Zi efsâr-i hareş efser firistem

Be-hânân-i (hâkân) Semerkand u Buhârâ

(O’nun [İsa’nın] eşeğinin yularından Semerkand ve Buhara hakanına [Karahanlı hükümdarı. Minorsky bunu hanların “barbaric horsiness” (!) sahibi olmasına bağlamış] taç götürürüm)

75. Çi bâyed reft to Rûm ez ser-i zull

Azîmu’r-Rûm u ‘İzzu’d-devle încâ

(Ne gerek var zılletten Rum’a gitmeye / Rum’un [Roma] ulusu İzzüddevle burdayken)

76. Yemîn-i ‘Îsiy u fahru’l-havârî

Emîn-i Meryem u kehfu’n-Nasârâ

(İsa’nın sağkolu, havarinin övüncü / Meryem’in güvenci, Hristiyanların sığınağı)

77. Mesîhâ-hasletâ Kaysar-nijâdâ

Torâ sevgend hâhem dâd hakkâ

(Ey Mesih hasletli, ey Kaysar soylu / Yemin olsun ki)

89. Ki beher dîden Beytu’l-Makdis

Merâ fermân bihâh ez şâh-i dunyâ

(Beytü’l-Makdis’i görmek için [Hâkânî hapisten çıkınca hacca gitmiştir] / Bana buyruk iste Şah-ı Dünya’dan [Şirvanşah])

90. Zi hatt-i istivâ vu hatt-i mihver

Felek râ tâ salîb âyed huveydâ

(Enlemden ve boylamdan [veya koordinat düzlemindeki x ve y gibi düşünülebilir. Kesişince ortaya haç şekli çıkar] / Feleğe haç gelir)

91. Sezed ger ‘Îsiy ender Beyt-i Ma’mûr (râhib ender deyr-i Hirkil)

Koned tesbîh ez în ebyât-i garrâ

(İsa, Beyt-i Mamur’da [Minorsky ve çeşitli müfessirler, Ka’be dese de burada semanın katmanlarından biri kasdediliyor] ise / Bu şanlı beyitlerden tesbih yapması layıktır)

Mehmet ÇALIŞKAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir